13 MDD’ci CIA Ajanı Olmakla Suçlandı

13 MDD’ci CIA Ajanı Olmakla Suçlandı

TİP’in Malatya’daki 2. Kongresi’nden sonra Genel Merkez tarafından 5 Mayıs 1967 günü aralarında 51 TKP tutuklamalarında hüküm giymiş eski komünistlerin de bulunduğu kişilerden; Sevinç Özgüner, Naci Ormanlar, Rasih Nuri İleri, Kumru Gözüğeçgil, Ahmet Say, Süleyman Ege, Halit Çelenk, Şekibe Çelenk, Ümran Baran, Vahap Erdoğdu, Necati Aykaç, Tuncer Yanar ve Necip Devecioğlu hakkında soruşturma açıldı. Haklarında soruşturma açılan 13 kişinin “Partinin kabul edilmiş politik çizgisine aykırı bir tutum izledikleri ve merkez organları aleyhine kışkırtmalarda bulundukları, bir hizip oluşturdukları” ileri sürülüyordu.[1]

Suçlanan  kişilere parti tarafından cevaplamaları için 72 soru verilmişti. Hazırlanan bu sorularda parti içi muhalefeti neden oluşturdukları, arkalarında kimlerin oldukları, maksatlarının partiyi bölmek ve parçalamak mı olduğu, parti aleyhinde nerelerde toplantı yaptıkları, eski tüfeklerle ilgilerinin ve ilişkilerinin ne olduğu gibi sorular sorulmaktaydı. Parti genel merkezi haklarında soruşturma açılan 13 kişinin de yer aldığı gündemle ilgili 15–16 Temmuz 1967 günü Ankara’da genel yönetim kurulu toplantısı yaptı. Gündemin 5. maddesi olan ihraç maddesinin görüşülmesi 16 Temmuz Pazar günü yapıldı. Genel başkan Mehmet Ali Aybar 13 partilinin partiden çıkartılma istemini içeren bu gündem maddesi üzerine bir konuşma yaparak özetle şunları söylemişti:

Parti bir boğaza girmiştir, hayatının en tehlikeli ve nazik dönemini yaşamaktadır. Partinin dışında ve içinde meydana gelen tehlikeler ciddi bir hal almıştır. Parti içinde bir hizip teşekkül etmiştir. Bu hizip, dış çevrelerle işbirliği yaparak partiyi ele geçirmeye çalışmaktadır. Gizli ve maksatlı olarak yapılan bu faaliyeti önlemek partinin hayatını, varlığını kurtarmak için zaruridir. Bu sebeple, bu hizbi yöneten ve hizbe katılmış olan, isimleri şimdi okunacak olan 13 kişinin partiden çıkarılması zorunludur.

Kurulunuzun bu partilileri Merkez Haysiyet Divanına kesin ihraç isteğiyle sevk kararı vermenizi istiyorum. Şunu açıkça söyleyeyim ki, bu kararı vermediğiniz taktirde, ben bu partiden çeker giderim.[2]

TİP genel başkanının bu sözleri salondaki partililerde de soğuk bir duş etkisi oluşturmuştu. Aybar kendisini ortaya koyuyordu. Genel sekreter Nihat Sargın da 13 kişinin MYK’ye sevk edilmesiyle ilgili olarak okuduğu önergede “13 kişinin partide hizip oluşturduğu, parti yönetimini ele geçirmek için parti dışı çevrelerle işbirliği yaptığı”nı söylüyor ve bu yüzden partiden ihraçlarını istiyordu. Dış çevrelerden kast edilen Mihri Belli, Erdoğan Berktay, eski tüfekler ve Yön çevresiydi.

Parti yönetiminden birçok üst düzey yönetici ihraçlar lehinde konuşurken ihraç edilmek istenen kişilerden biri olan Halit Çelenk kendilerine yöneltilen suçlamaları reddetmişti. Halit Çelenk yaptığı konuşmada “Partimiz bu gün milli emniyet CIA işbirliği tarafından hazırlanmış bir tertip karşısındadır. Gizli bir takım eller bu tertibi hazırlamıştır. Bu tertibin amacı partiyi bölmek, parti çekirdeğini parçalamaktır, oyun budur.” Çelenk’in bu konuşmasına GYK üyesi Kemal Türkler yerinden kalkarak müdahale etmiş söz isteyerek bir konuşma yapmıştı. Türkler konuşmasında Halit Çelenk’in söylediklerinin aksine partide hizip hareketinin olduğunu bu hizbin başının dışarıda Mihri Belli, içerde ise Halit Çelenk olduğunu söylüyordu. Daha da ileri giderek Halit Çelenk’in savunma yapacaksa yerinin GYK toplantısı değil Haysiyet Divanı olduğunu belirtiyordu.

Kemal Türkler’den sonra, Mehmet Yılmaz, Yaşar Saygıner, Hayrettin Abacı, Yahya Kanbolat, Kemal Sülker, Yunus Koçak, Halit Adnan Cemgil gibi GYK üyeleri yapmış oldukları konuşmalarda, Halit Çelenk’in de içinde yer aldığı 13 kişiyi hizipçi, bölücü Mihri Belli’nin partiye soktuğu provokatörler olarak suçlamışlardı.

Son söz olarak GYK adına konuşma sırası Behice Boran’a gelmişti. Boran konuşmasında özetle şunlara değindi:

Diyorlar ki bilimsel anlamda bir hizip yoktur. Hizbin bilimsel olarak yaptıkları tarifine biz de katılıyoruz; ancak buna rağmen yine hizip teşekkül etmiştir; çünkü bizce milli demokratik devrim, anti emperyalist cephe veya Genel Başkanın herhangi bir konuşmasında ileri sürdüğü bir görüşten ayrılmak da, buna aykırı düşünce de hizbin teşekkülü için kafidir. Buna itibarla bir hizip vardır.

Sayın arkadaşlar, görüyorsunuz ki bir hizip teşekkül etmiştir. Dış çevrelerle münasebet kurmuştur ve bu da parti içi zararlı bir durum yaratmıştır. Bu hizbin tasfiyesi zaruret halini almıştır.[3]

TİP lideri Aybar’ın 17 Temmuz 1967 tarihli parti bülteninde ve 26 Temmuz 1967 tarihli “ANT” dergisinin 30. sayısında da parti içerisinde haklarında soruşturma açılan 13 kişi hakkında CIA ajanlığı suçlamaları devam ediyordu.

ANT dergisinde aleyhlerinde çıkan açıklamalara haklarında ihraç istenen 13’ler yine ANT dergisinde bir açıklama yaparak cevap vermişlerdi. 13’ler ANT dergisine gönderdikleri açıklamalarında kendileri hakkında parti teşkilatına gönderilen genelgenin basın yoluyla halka ve kamuoyuna duyurulmasını parti tüzüğüne aykırı olarak nitelendirmişlerdi. İhracı istenenlerden Rasih Nuri İleri de TİP genel başkanlığına 5 Ağustos 1967 tarihli bir telgraf çekerek “Gizli olması gereken parti içi işlemlerin açıklanmasını protesto” ediyorum diyordu.

Rasih Nuri İleri’nin noter kanalıyla TİP genel başkanlığına gönderdiği dilekçenin son bölümünde şunlar yer alıyordu:

Bazı parti düşmanı tertipçilerin ve ajanların verdikleri yalan raporlara ve yaptıkları dedikodulara dayandığına kani olduğum hakkımızdaki sevk isteminin ilgili Haysiyet Divanlarınca açıklığa kavuşturulamayacağına emin olarak ve hadisenin bu muhbirler tarafından aldatılmış sorumlu arkadaşlarımızın otokritikleri ile kapanacağını ümit ederek, saygılarımı sunarım.[4]

TİP’de herhangi bir görevi ve kaydı bulunmayan ama TİP yönetimince partiden ihraçları istenen 13’lerin arkasındaki isim partiyi bölmek ve parçalamak isteyen hizip hareketinin dışarıdaki lideri olarak görülen Mihri Belli, hakkındaki ithamlara 31 Ağustos 1967 tarihinde Beyoğlu 5. Noterliği vasıtasıyla Aybar ve Boran’a gönderdiği ihtarnamede cevap veriyordu. Mihri Belli TİP yöneticilerini yanlış yapmakla uyararak özetle şunları söylüyordu:

Siz sıradan bir politikacı değildiniz. Siz sosyalist olmak iddiasındasınız. Her davranışınızın sosyalist ahlakla, devrimci şerefiyle bağdaşıp bağdaşmadığını düşünmek zorundasınız. Hasım saydıklarınız TİP’in, bu arada sizin de başarınızı istemektedirler. Kapıldığınız vehimleri içinizden atınız. Teorik konularda tartışmalardan korkmayınız. Bunların, Partiye dıştan müdahale niteliği taşımadığını iyice anlayınız. Türkiye’nin özel şartları gereği, bir sosyalist parti tüm sosyalistlere kucağını açamamaktadır. Ama bu yüzden siz bölücü rol oynamayınız. Partili olsun, partisiz olsun tüm sosyalistler arasında ana ilkelerde birliği, kardeşliği kurma yolunda çaba gösteriniz. Ve hiçbir sosyalisti yasa dışına itmeniz, Amerikan yapısı anti–komünizm silahından yararlanmaya kalkmayınız. Kısaca şu anda düştüğünüz durumdan, o kaygan yüzeyden kendinizi kurtarınız. Yoksa o kaygan yüzey sizi kötü sonlara sürükleyecektir.

Bir de şu var; İlgili merciler, ihbar niteliğindeki beyanlarınıza dayanıp henüz harekete geçmemişlerdir. Bu belki de, Aziz Nesin’in ünlü sorusundan sonra bir ikinci fiyaskodan çekindikleri içindir. Belki de başka nedenler vardır. Ama eğer bu ihbarlar yüzünden tek bir sosyalistin kılına dokunulacak olursa, bunun manevi yükü sizin omuzlarınızı çökertecektir. Uyarıyorum![5]

Parti içinde hizipçi olarak suçlanan 13 kişi hakkında “GYK 30/09/1967 gün ve 1001 sayılı kararla ve parti tüzüğünün 43. maddesinin (ç) ve (d) fıkralarına dayanarak Sevinç Özgüner, Kumru Gözügeçgil, Naci Ormanlar, Rasih Nuri İleri, Ahmet Say, Süleyman Ege, GYK üyesi Halit Çelenk, MHD üyesi Şekibe Çelenk, Ümran Baran, Vahap Erdoğdu, Adana İl Bakanı Necati Aykaş, Tuncer Yanar ve Necip Devecioğlu’nu partiden çıkarma istemiyle Merkez Haysiyet Divanına sevk etmiştir.”[6]

Behice Boran’ın konuşmasında Mihri Belli’den talimat almakla suçlanan 13 kişi hakkındaki iddialar Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yargılandığı 12 Mart 1971 sonrası THKO toplu davasında MİT raporuna da girecekti. Askeri savcı aralarında Deniz Gezmiş’in avukatı Halit Çelenk’in de yer aldığı bu davada sanıklar hakkında MİT’ten bilgi isterken MİT müsteşarlığı 5 Ocak 1972 günü verdiği cevapta Behice Boran’ın 15–16 Temmuz 1967 günü yapılan TİP GYK toplantısında yapmış olduğu konuşmadan alıntılar yaparak Gezmiş ve arkadaşlarının Mihri Belli’den emir alarak komünist faaliyetlerde bulunduğunu ileri sürüyordu.

Parti içindeki muhalefeti, eski tüfeklerle ilişkiye geçmekle ve TKP’lilerle dirsek teması kurmakla suçlayan Behice Boran’ında 1951 TKP davasında parti üyesi olmakla yargılandığı da unutulmamalı.

Merkez Haysiyet Divanı’na, Partiden çıkarılma istemiyle sevk edilen 13 üye ayrı ayrı savunma yaptılar. Bu savunmalarında haklarında yapılan eleştirileri, suçlamaları reddettiler. bu savunmalardan sonra TİP MHD 23/12/1967 günü kararını vermişti. Buna göre:

 

Dr. Sevinç Özgüner, Kumru Gözügeçgil, Rasih Nuri İleri, Ahmet Say, Süleyman Ege, Ümran Baran, Vahap Erdoğdu, Tuncer Yanar, Necip Devecioğlu’nun Partiden kesin olarak İhraçlarına,

Naci Ormanlar, Necati Aykaş’ın ikişer yıl süre ile geçici ihraçlarına,

Halit Çelenk, Şekibe Çelenk’in Uyarı cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

Bu karar MHD Başkanı İsmail Hakkı Balamir, Üye Adil Kurtel, üye Basri Dede, üye Mirza Doğan ve üye Salih Özkarasay tarafından verilmiştir.

13 Kişi hakkında alınan karar partinin 6 sayılı haber bülteninde de yayınlanmıştı. Aynı yazıda kararla ilgili bir de yorum yapılmış ve:

Hakim Sınıflar partimizi önceleri taşlı sopalı saldırılarla çökertmeye çalıştılar, başarı sağlayamadılar. Aksine parti daha çok gelişme gösterdi. Bu yoldan sonuç alamayan burjuvazi, hakim çevreler ve Amerikan emperyalizmi partiye kendi adamlarını soktular; bunlar partide bir araya geldiler, kenetlendiler, bir hizip kurdular ve partiyi içeriden yıkmaya çalıştılar; fakat …. düşürüldü, Haysiyet Divanına verildiler ve muhtelif cezalara çarptırıldılar. denilmiştir.

Aynı sayılı Haber Bülteni’nde de partililere yılbaşı mesajında Genel Başkan Mehmet Ali Aybar bu olaya değinerek, Haysiyet Divanına verilen kişileri CIA Ajanlığı ile suçlamıştır.[7]



[1] Çelenk, Halit, “TİP’de İç Demokrasi”, s.75.

[2] Çelenk, “a.g.e.”, s. 91.

[3] Çelenk, “a.g.e.”, s. 122–123.

[4] İleri, Rasih Nuri, “Türkiye İşçi Partisinde Oportünist Merkeziyetçilik”, s. 104.

[5] İleri, “a.g.e.”, s. 109-110.

[6] Çelenk, “a.g.e.”, s. 124.

[7] Çelenk, “a.g.e.”, s. 191.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: