Almanya Niçin İslâm Birliği Fikrini Destekliyordu?

Almanya Niçin İslâm Birliği Fikrini Destekliyordu?

 

Alman harici siyasetin uzaktan idare eden İmparator Wilhelm bu İslâm âlemiyle çok meşgul oluyordu. Osmanlı Devleti’ne yapılacak bir fenalığın bütün İslâm aleminde de aksi tesir hasıl edeceğini tasavvur etmekten pek zevk alıyordu. İttihat ve Terakki tarafından vücuda getirilen hürriyet inkılâbının İslâm aleminde İngiliz siyasetine karşı birçok müşkülat çıkaracağını düşündükçe İmparator Wilhelm fena halde seviniyordu. Türkiye hakkındaki düşüncelerini de o İslâm ittihadına göre tanzim ediyordu. Bu İslâm ittihadına ve cihadı mukaddeseye yalnız İmparatoru değil, bütün Alman diplomasisi de Umumi Harb’e kadar inandılar. İstanbul’da Meşihat Kapısı önünde açılan Sancak-ı Şerif etrafında tek bir İslâmın bile toplanmadığını ve bütün o İslâm ittihadı fikrini mevhum bir kuvvet olduğunu görünceye kadar da o imanlarından ayrılmadılar.

İngilizlerin, Genç Türklere karşı dostluk ilan etmelerinden Almanlar bir dereceye kadar memnun oluyorlardı. Çünkü Meşrutiyet’in ilanına kadar Türkiye’ye dost görünen yalnız bir Almanya Devleti kalmıştı. Diğer devletler, Fransa, İngiltere ve Rusya Devletleri Türkiye’yi aralarında çoktan beri taksim etmişlerdi. İngiltere ile Rusya arasında mevcut olan zıddiyet de Reval mülâkatından sonra ortadan kalkınca Almanya büsbütün tecerrüt etmiş oluyordu. Onun için İngiltere’nin de Türkiye’ye dost görünmesini Almanlar, o tecerrütten bir nevi kurtuluş tarzında telâkki ediyorlardı. Alman Sefiri Baron Marşal bu hususa dair Berlin Hariciye Nezareti’ne gönderdiği bir raporunda diyordu ki:

Almanya ile İngiltere, siyasi sahada tuttukları yolların birbirine zıt olmasına hacet kalmadan Türkiye’ye dost kalabilirler.

Bir kere açık kapı prensibi ve serbest rekabet usulü tatbik edilmeğe başlanırsa koskocaman Osmanlı devlet dahilinde iktisadi sahada her devlet için çok meydan vardır. Biz başka yerlerde İngiliz rekabetine mukavemet ettiğimiz gibi bunu Türkiye’de yapabiliriz.

Alman Sefiri, Türkiye’de İngiliz dostluğuna mukabil bir Alman düşmanlığı mevcut olmasından dolayı Almanya’nın Türkiye’deki istikbalini karanlık görüyordu. Bir kere kendisinin Meşrutiyet’ten evvel Hafiye Fehim Paşa’yı İstanbul’dan attırmağa muvaffak olmasını İttihat ve Terakki’nin kendisini dost bilmesi için bir sebep telâkki ediyordu. Bir de ordudaki yüksek zabitlerden bir çoğunun Almanya’da tahsil görmüş olmaları Almanlara emniyet veriyordu. Esasen 1908 Ağustos’unda İttihat ve Terakki’nin yüksek mahafili Alman Hükümeti’yle doğrudan doğruya temas etmeğe başlamışlardı. Bu temasa delâlet eden yegâne vesika Alman Başvekili Prens Bülov’un neşrettiği hatıratıdır. Prens bu hatıratında 3 Eylül 1908’de Nonderney’de Ahmet Rıza Bey ile vaki olan mülâkatından bahsetmektedir.

1908 Eylül’ünde vukua gelen bir hadise bir aralık İngiliz dostluğuna darbe vurmuş ve İttihat Terakki’nin tekrar Almanya’ya maletmesine sebep olmuştu. Bu hadisede, Londra’da akdedilmek istenilen bir milyon Türk liralık bir istikrazdı. İngiltere Hariciye Nazırı Sir Grey bu istikrazın akdini temin etmek için çok çalışmış ise de İngiliz sermayedarları yakın şarka para yatırmak istemediklerini kat’i surette söylediklerinden Hariciye Nazırı’nın bu teşebbüsü akim kalmıştı.

Bunun üzerine İttihat ve Terakki Erkânı’nın nazarları gayri ihtiyarı olarak Almanya’ya dönmüştü. Bu fırsattan istifade edilerek İstanbul’daki Alman mevkiinin tekrar kuvvetlendirilmesi mümkün olacağından Alman Sefiri Baron Marşal derhal istikraz işiyle hararetli bir surette meşgul olmağa başlamıştı. Fakat bu aralık siyasi ufuk birden bire değişmişti. Bu değişiklikte tamamıyla Almanya aleyhinde idi.

Yorum Yap »

You must be logged in to post a comment.

error: Content is protected !!