ANKARA ORDUEVİ’NDEKİ TARTIŞMA

ANKARA ORDUEVİ’NDEKİ TARTIŞMA
M.B.K. Üyesi Alb. Mucip Ataklı ve M.B.K. Üyesi Alb. Haydar Tunçkanat’la karşılıklı olarak C.H.P.’sinin M.B.K.’ ne karşı tutumu hakkında tartışmak üzere orduevinde buluşmaya karar verdik. Bu toplantıya hakem olarak Hv. Yzb. Hüseyin Güven’i de çağırdık kendisi M.B.K. Üyesi değildi. Üstün bir medeni cesarete sahip dürüst bilgili fazilet örneği bir subaydı. Bu toplantıda Alb. Tunçkanat söz aldı:
— Ben Hava Kurmay Albay’ım. Devlet idaresinden anlamam en iyisi bu işi büyük devlet tecrübesi olan İsmet İnönü’ye bırakmalıyız.
Bu söz üzerine Hava Yzb. Hüseyin Güven celallendi elini kuvvetli masaya vurarak, “Albayım” dedi ve devam etti:
— Madem ki devlet idaresinden anlamıyorsunuz o halde neden ihtilale girdiniz? Şimdi sizin için yapılacak bir şey var. Ya istifa eder köşenize çekilirsiniz veya ordu içindeki birliğinize dönersiniz. Ama müsaade edin biz genç subaylar bu devleti idare etmek hususunda üstün bir azme iradeye ve karara sahibiz. Lütfen bizim yolumuzu tıkamayınız.
Yzb. Hüseyin Güven aramızda hakem olarak bulunuyordu. Bizleri dinledikten sonra kararını da açıklamıştı. Evet bütün bunlar gösteriyordu ki Komite’nin bir grubu Halk Partisi için çalışıyordu. Gürsel’in başkanlık ettiği bir toplantıda M.B.K. Başkanlığı’na bir önerge verdim. Önergenin mahiyeti şuydu:
— M.B.K. Üyeleri birbirleriyle geçimsizdirler, birbirlerine karşı şüphe ve endişe taşımaktadırlar. Bu duyguların giderilmesi için her üyeye şüphe ve endişeleri sorulmalı ve cevap istenmelidir. Bizler aramızdaki geçimi birliği sağlayamazken bir milleti bir araya nasıl getirebiliriz. Milli birliği ve beraberliği nasıl sağlayabiliriz? Onun için her komite üyesine bir bir sorulmalı, kim, niçin, neden şüphe ve endişe ediyorsa bunları açıklamalıdır. Ben bunun adına ‘soyunarak konuşma’ diyorum. Herkes burada soyunarak konuşmalıdır. Öyle soyunmalıyız ki mesela, ‘Albayım ben sizi öldürmek istiyorum. Lütfen abdestsiz gezmeyin’ diyecek kadar soyunmalıyız.
Başkan Gürsel Divan Katibi’ne önergeyi okuttu ve komitenin oyuna sundu. Önerge bir oy farkla kabul edildi. Başkan Gürsel toplantıda hazır bulunan her komite üyesine bir bir sormaya başladı:
— Şüphe ve endişeleriniz var mıdır, açıklayınız.
Bu soruya muhatap komite üyeleri ayağa kalkıyor ve cevap veriyorlardı:
— Kimseden şüphe ve endişelerim yoktur paşam.
Sıra yan yana oturan Alb. Mucip Ataklı ile Gn. Madanoğlu’na gelmişti. Onlar şüpheleri olduğunu söylediler ve oturdular. Sıra önergeyi veren bana gelmişti:
“Paşam benim şüphe ve endişelerim vardır. Bunları açıklamak istiyorum.” dedim ve söze başladım:
— Arkadaşlar biz dağdan inerek iktidarı alaşağı eden ve sonra onu satmaya kalkan, iktidarı haraç ve mezata çıkaran siyasi eşkıyalar değiliz. Biz bu hareketi İsmet İnönü’nün Kayseri, Uşak, Topkapı, Geyikli olaylarının davasını görmek için de yapmadık. Sayın Refet Aksoyoğlu (M.B.K. Üyesi ve Yarbay’dır) sizin C.H.P. ile temas etmekte olduğunuz özellikle C.H.P.’li Dr. Suphi Baykam’la görüşmelerde bulunduğunuz iktidarın Halk Partisi’ne devri hususunda çalışmalar yaptığınız iddiaları ve söylentileri vardır. Eğer bunlar doğru ise teessüfe şayan bulurum. Eğer bunlar yalan yanlış iddialarsa sizden özür dilerim. Biz bu ihtilali milletimizin içinde bulunduğu sıkıntıları dikkate alarak milletimizi Milli birlik ve beraberliğe götürmek ve devleti yeniden yapılandırmak niyetiyle ülkenin acil sorunlarına çözüm getirmek maksadıyla bir seçim dönemi iktidarda kaldıktan sonra bir seçim ortamını hazırlayıp adil bir seçimle yeniden demokratik düzene dönmek düşüncesiyle bu işin içine girdik. İhtilali bu maksatla yaptık.
Bu arada bir komite üyesi Başkan Gürsel’den usül bakımından söz istedi:
Ahmet Er’in konuşması tansiyonu yükseltiyor. Konuşmasını burada kessin. Bu teklifimin usul bakımından oya sunulmasını arz ederim.
Bu teklif oya sunuldu ve kabul edildi. Ben de konuşmamı noktalamak zorunda kaldım. O akşam eve döndüğüm zaman düşündüm. Çocukluğumda şahit olduğum olaylarla devlet hayatında şahit olduğum olayları birbiriyle karşılaştırdım. Düşündüm de düşündüm. Çocukluğumda gördüğüm burç tarlasında doğum yapan bir kadının gündeliğini tam alabilmek için çalışmaya devam etme arzusu ne kadar fazilet ifade ediyor ise, bir siyasi iktidarı al aşağı ederek başka bir siyasi partiye iktidarı satmak isteyenlerin hali de o kadar faziletsizlik ifade ediyordu. Bunlardan birincisi idare edilendi ikincisi de idare edendi. İdare edilenin bulunduğu çizgi nerede, idare edenin bulunduğu çizgi nerede? İhtilal ilk gün polislerin üzerinden silahı toplamakla büyük hata etmişti. Asker ve polis arasındaki bu hissi durumu telafi etmek için çok gayret sarfettik yanlışların telafisi de kolay olmuyor. Bu tutum polislere itimatsızlığı ifade ediyordu. Tabi çok yanlış bir tutumdu. Ankara’da M.B.K.’ nin çalışmaları devam ediyordu. Beş Yıllık Kalkınma Planı OYAK, MEYAK, İYAK, KÖYAK gibi projelerden ancak OYAK Projesi uygulama alanına sokulabildi.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: