Apocular Celal Aydın’ı Kurşuna Dizdi.

Apocular, Celal Aydın’ı kaçırıp bir mezrada kendi mezarını kazdırdıktan sonra, kurşuna dizip kazdığı çukura gömerek öldürdüler.

Celal Aydın, İstanbul İktisat Fakültesi öğrencisi iken kendilerine “Kürdistan devrimcileri” diyen Apocular hareketine katıldı. Bu örgütün 1977 yılında Malatya bölge sorumlusu oldu. Başta Malatya olmak üzere Elazığ, Urfa, Antep tarafında örgütün çeşitli eylemlerine ve faaliyetlerine katıldı. Apo’nun da güvenini kazanan Celal Aydın, bu güvenin faturasını Haki Karer’in öldürülmesinden sonra bu hareketten ayrılıp Tekoşin saflarına geçtikten sonra pahalıya ödeyecekti. Örgütte Antep grubuyla birlikte Apo’ya muhalefet olan Celal Aydın da aradan geçen bir dönem sonra Apocuların önde gelen isimlerinden Şahin Dönmez ve arkadaşlarınca örgüte ihanet suçundan Elazığ’ın Karakoçan nahiyesinin bir mezrasında, vahşice, kurşuna dizilerek öldürülecekti.

Apocular bir dönem yol arkadaşlığı yaptıkları Aydın’ı kaçırıp bir mezrada kendi mezarını kazdırdıktan sonra kurşuna dizip kazdığı çukura gömmeleri, Apocuların hangi ruh ve psikolojiye sahip olduklarını göstermeleri açısından önemlidir.

Apocuların Celal Aydın’ı kaçırıp Bir mezrada kendi mezarını kazdırdıktan sonra kurşuna dizip, kazdığı çukura gömerek öldürmeleri Aydınlık gazetesinin 28 Haziran 1979 tarihli sayısında şöyle haber yapılmıştı:

“Davadan döneni vurun”

Ceset Celal Aydın adında bir gence aitti. Celal Aydın İstanbul İktisat Fakültesinde okurken Apocular’a katılmıştı. Okulu bırakarak Malatya’ya gitmiş, burada Hemşire Elif Kartal’la birlikte sahte isimle bir ev tutmuştu. Celal Aydın, bir süre aldığı talimatlar doğrultusunda faaliyetler yürüttü. Kısa bir süre sonra da Malatya sorumlusu olarak görevlendirildi. Ancak 5–10 gençten başka bir kuvvet toplayamadı. Bir süre sonra da Apocular’dan ayrılarak Tekoşin adıyla bilinen gruba katıldı.

Celal Aydın ayrıldığı sırada Apocuların içinde de bir karmaşalık vardı. Devrimci olduğunu sanarak bu gruba katılan bazı gençler yapılanları görünce Apocular’dan kopuyordu.

Apo, taraftarlarına herkesi düşman gören bir anlayış aşılıyordu. Herkes “hain”, “ajan”, “sosyal şoven”di. Kendilerinden ayrılmak ise en büyük ihanetti, “davadan dönmek”ti.

Gruptan kopmalar başlayınca Apo baskıyı artırdı. Ayrılanlar hakkında hemen “ajan”, “dönek” sözleri yayılmaya baladı. “İhanetler cevapsız bırakılmayacaktır”. Bu baskılar, dağılmayı önleyemiyordu. Tam bu sırada içlerinde Apo’ya muhalefet hareketi başladı. Bunun üzerine Apo talimatı verdi: “Hainleri öldürün!”. Apocuların ayrılışlar ve muhalefet edenler hakkında idam kararı aldıkları ve listeler hazırladıkları söyleniyordu.

Bir “Hain” Nasıl Cezalandırıldı?

İlk idam kararı Antep’te uygulandı. Apo’ya muhalefet eden Bozan Aslan ve Ali Yaylacık adlı Apocular, özel olarak görevlendirilen bir grup tarafından pusuya düşürülerek öldürüldü.

Bu olayın ardından Apo, taraftarlarına daha büyük bir gözdağı vermek için ikinci idam kararını aldı. Kendilerinden ayrılarak Tekoşin’e geçen Celal Aydın öldürülecekti. Bu talimat üzerine Apocuların Doğu Bölgesindeki en önemli adamlarından biri olan Şahin Dönmez, Ali Gündüz ve Aytekin Tuğluk adlı Apocular’la birlikte harekete geçti ve eşine ancak Nazi Almanya’sında rastlanacak kadar canavarca bir plan kurdu. Aytekin Tuğluk’u Malatya’ya göndererek, “bir toplantı yapacaklarını” söyleyerek Celal Aydın’ı çağırdı. Tuğluk, Celal Aydın’ı alarak Elazığ’a, oradan da Karakoçan nahiyesine getirdi. Burada Celal Aydın’ı esir alan Dönmez diğer iki arkadaşıyla beraber infazın yerine getirileceği Mezra’ya geldiler. Yolda kendi mezarını kazacağı kazma ve küreği Celal Aydın’a taşıttılar. Mezra’ya gelince Dönmez, Celal Aydın’a, hakkında verilen kararı açıkladı. “Hizipçilik yapmış ve başka bir gruba geçmişti. Davadan dönmüştü. Cezası ölümdü”… Dönmez bunları söylerken Aytekin Tuğluk ve Ali Gündüz mezarı kazmaya başlamışlardı bile. Celal Aydın bir mezara, bir ellerindeki silahlara bakıyordu. Niyetlerinin ciddi olduğunu görünce “affedilmesi, kendisine bir şans daha verilmesi” için yalvarmaya başladı. Dönmez, onun yalvarmalarına kulak asmayarak “yetkili olmadığını, idam hükmünü yerine getireceklerini” söyledi.

Dönmez ve iki kafadarı Aydın’ın çaresizlik içinde kıvranmasını adeta zevkle seyrediyorlardı. Kendi aralarında “hain herif, hainlerin sonu işte budur!” diye dalga geçiyorlar, silahlarını gösteriyorlardı. Kazma işi bitince, Celal’i mezarın başına getirdiler. Diz çöktürdüler. Ali Gündüz, elindeki silahla kafasına bir el ateş etti. Celal oraya yığılıp kaldı. Kolundan saatini almayı ihmal etmediler. Ve bir tekme vurarak elbiseleriyle birlikte çukura attılar. Sonra üstünü toprakla doldurdular. Daha sonra bu vahşet gösterisini taraftarları arasında “Bir hain daha cezalandırıldı.” diye yaymaya başladılar.

Bu cinayetten bir ay kadar sonra, Elazığ’da yakalanan  Şahin Dönmez ve diğerlerinin ifadesiyle olay açığa çıktı. Gösterdikleri yerde mezar kazıldı ve Celal Aydın’ın çürüyen cesedi çıkarıldı.

Karanlıkta kalan noktalar

Sıkıyönetimin ilanından sonra Elazığ’da yakalanan Apocular, 12 cinayet işlemişlerdi. Bölgede çıkardıkları olayla, tam bir provokatör rolü oynamışlardı. Bunlar neden bu güne kadar yakalanmamıştır?

Elebaşı olarak gösterilen Şahin Dönmez, Hamili Yıldırım, Ali Gündüz, daha önce Tunceli’de bir çok saldırı olayının başını çekmişti. Örneğin: 1977 Ekiminde, Tunceli’de TÜS–DER binasında yapılan toplantıda Apocular adına Şahin Dönmez çıkıp herkesin önünde konuştu. Bu toplantıda Halkın Kurtuluşçuları’yla çıkan tartışma üzerine Şahin Dönmez, Elazığ’da yakalanan Hamili Yıldırım ve Ali Gündüz’le birlikte gelerek toplantıyı silahla basmaya kalktı. Yanlarında Metin Güngöze adlı elebaşı da vardı. Halkın araya girerek engel olması üzerine dışarıya çıkarak ellerindeki otomatik silahlarla binayı taradılar. Bu olay bir şehir merkezinde ve güpe gündüz cereyan etti. Dönmez ve arkadaşları bundan sonra da çeşitli saldırılarda, soygunlarda yer aldılar. 1979 Nisan ayı içinde Tunceli’de Halkın Kurtuluşu ile şehrin ortasında, mahallerinde bir hafta boyunca çatışanların arasında bunlar da vardı. Hatta Hamili Yıldırım bu olaylar sırasında 11 yaşında bir de kız çocuğunu öldürdü. Buna rağmen Sıkıyönetimin ilanına kadar bunlara dokunan olmadı. Sıkıyönetimin ilanından sonra her nasılsa bir ihbarı değerlendiren görevliler “çok gizli” bir toplantıyı basarak 22 kişiyi yakaladılar. Ancak yine de sorular aydınlanmadı.

Elazığ’da Apocuların yakalanmasından 1,5 ay sonra, açıklama yapılarak olay kamuoyuna duyuruldu. Olayın büyüklüğüne rağmen açıklama son derece sıradan, kimsenin dikkatini bile çekmeyecek cinstendi. Açıklamada hiçbir ismin bulunmaması dikkati çekiyordu. Bu açıklamadan kısa bir süre önce Emniyet’in yaptığı daha etraflı, isimlerin de geçtiği bir açıklama durdurulmuş ve haber olarak verilmesi de yasaklanmıştı. Bunların sadece güvenlik gerekçesiyle açıklanması zordur.

Yetkililer Elazığ’da tutuklananlar arasında özellikle bazı kişileri, yönetici diye ileri sürmektedirler. Oysa bölgede, başından itibaren, Apocuların faaliyetlerini örgütleyen daha önemli başka kişiler vardır. Bunlardan birisi Ali Rıza Kaytan’dır. Tunceli’nin Pülümür ilçesinden olan ve Siyasal Bilgiler Fakültesinde okuyan Kaytan, Tunceli’de Apocuları ilk örgütleyen kişidir. Apo’ya bağlılığı ile tanınır ve onunla Doğu’da ilişki içinde olduğu bilinir.

Ayrıca Apocuların bölgedeki en önemli adamlarından biri de Tunceli’nin Haceri Köyünden olan Metin Güngöze’ydi. Metin Güngöze, Tunceli’de çıkan birçok olayda, herkesin gözü önünde, açıkça, elebaşılık yapmasına rağmen, her seferinde yakayı kurtarıyordu. Kimse bu elebaşına dokunmuyordu ve Güngöze de her seferinde polisin elinden nasıl kurtulduğuna dair inanılmaz hikayeler anlatıyordu. Kaytan ve Güngöze’nin bölgedeki faaliyetleri, bütün halk tarafından biliniyordu. Yetkililerin açıkça faaliyet gösteren bu şahısları bilmemesi imkansızdı. Buna rağmen, Elazığ ve Tunceli’de bir çok saldırı olayına karışan bu şahıslar hakkında yetkililer tek bir söz etmiyorlardı. Olayı yakından izleyenler, bu şahısların adeta korunduğunu böylece soruşturmanın daha ileri noktalara gitmesinin, Apocuların diğer faaliyetlerinin açığa çıkarılmasının engellendiğini belirtiyorlardı.

Apocular’dan ayrılanlar ve muhalefet, yönetimde MİT ve Kontrgerillacıların etkili olduğunu, hatta hareketleri onların yönlendirdiğini ve içlerinde ajan provokatörlerin kaynadığını belirtiyorlardı. Apocular’dan ayrılmalarının ve muhalefet etmelerinin en önemli nedenlerinden biri de buydu. Elazığ olaylarının üzerindeki karanlık noktalar, bu açıklamalara haklılık kazandırmaktadır.”

 

Apocular’dan ayrılan bir grubun açıklaması: “Size arkadaşlarınızı öldürttüler. Yol yakınken bu karanlık şebekeden elinizi çekin!”

1 Temmuz 1979 tarihli Aydınlık gazetesinde Apocular’dan ayrılan bir grubun “Gaziantep Yurtsever Devrimciler” imzasıyla bir açıklaması yayınlandı. Apocular’dan ayrılan grup, Apocular içerisinde yer alan eski yol arkadaşlarına “yol yakınken dönün” çağrısında bulunuyorlardı. Eski Apocular’a göre “Abdullah Öcalan, karanlık bir adamdı” örgüt ise artık “devrimci katili bir cinayet şebekesiydi”. Aydınlık gazetesinde yer alan açıklamanın tam metni şöyle:

Bizler geçmişte Gaziantep yöresinde Apocuların saflarında yer alan, daha sonra tüm tehdit ve saldırılara rağmen bu grubu terk ederek bağımsız olarak mücadelemizi sürdüren Kürdistanlı yurtseverleriz.

Aslında Aydınlık gazetesinin tüm siyasetleri ve grupları açıklamasından yana değiliz. Buna rağmen, açıklamaya başlayacağınız Doğu’daki 13 Grup arasında yer alan Apocular’la ilgili önemli bazı noktaları halkımıza ve tüm yurtseverlere duyurulmasını, devrimci görevlerimiz arasında sayıyoruz. Bu açıklamayı yayınlatmak mecburiyetini duyuyoruz. Çünkü bu, sömürgecilik ve yerel gericiliğe karşı sürdürdüğümüz mücadeleden soyutlanamaz.

1974–75’lerin genel devrimci sempatizanlarıydık. Apocular, Gaziantep yöresinde yeni gelişiyorlardı. Bizi kafa kol ilişkileri ve keskin devrimcilik edebiyatı ile saflarına çektiler. Daha sonra bizi, kendilerinin dışındaki siyasetlerin üzerine saldırtmaya başladılar. O dönemde Marksizm’i kavramamış olduğumuz için bunları doğru sanıyorduk. Onlara göre, kendilerinin dışında herkes namussuz ve haindi.

Daha sonra Haki Karer, esrarengiz ve düşündürücü bir şekilde öldürüldü. Apocular Haki’yi Beş Parçacıların öldürdüğünü ve bunların MİT olduğunu her tarafta bildiri ve afişlerle yaydılar.

Bizler bu sırada Marksizm’i yavaş yavaş kavrıyor ve Apocuların niteliğini artık anlıyorduk. Sadece Gaziantepli yurtseverler değil; bütün halk, artık bunların içyüzünü kavrıyordu. Bunun ardından ayrılmalar, kopmalar başladı. Bu ihanet şebekesi kendinden ayrılan herkes için MİT ve polistir propagandasını sürdürdü. Saflarındayken düşüncelerimizde putlaştırdıkları kişilere bile ayrıldıktan sonra aynı damgayı vurmaya çalıştılar. Kendilerinin yüzünü açığa çıkarabilecek ve muhalefet geliştirebilecek yetenekteki arkadaşları öldürdüler. Gaziantep’te, Ali Yaylacık (Balta), Bozan Aslan, Elazığ’da Celal Aydın ve daha kimler… Ve haklarında ölüm kararı alınmış daha niceleri.

Apocuların bir de meşhur Hilvan destanları vardır. Ne yaptılar Hilvan’da? Süleymanlılar aşiretine karşı Paydaş aşiretinin emrinde çarpışarak bir çok yoksul köylüyü öldürdüler. Köylüleri tehdit ederek ellerindeki silahları zorla aldılar. Sonra da bu silahlarla Hilvan’dan geçen otobüsleri soymaya başladılar. Bugün Doğu’da nerede karanlık ilişkiler içinde olduğu söylenen bir ağa varsa mutlaka Apocular’la da ilişkisi vardır.

İlk ortaya çıkışlarından itibaren Apo, tabanı sol düşmanlığı ile şartlandırdı. Apocuların saldırmadığı ve adam öldürmediği grup çok azdır. Ne yazık ki, bu halk düşmanı şebekeden kendimizi ve halkımızı kurtarmak için çok geç uyandık. Fakat şuna inanıyoruz ki, geçmişte bizim aldatıldığımız gibi, Apo’nun tabanında bugün de aldatılan birçok iyi niyetli yurtsever halk çocuğu vardır. Biz arkadaşlara diyoruz ki: “Niyetinizle ve devrime olan bağlılığınızla sizler dürüst olabilirsiniz. Henüz yol yakınken dönün! Apo, Celal Aydın’ı davadan döndü diye sizin elinizle öldürttü. Balta Ali’nin, Bozan Aslan’ın öldürülmesini meşru görenlerin sonu çok hazin olacaktır. Elleri devrimci kanına bulanmış bu şebekeden elinizi çekin! Suruçlu, Batmanlı, Hilvanlı, Ağrılı devrimciler, sizleri Marksizm Leninizm’i araştırmaya, gerçekleri görmeye davet ediyoruz!

Gaziantepli Yurtsever Devrimciler

 

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: