Apo’nun Silahı “Milli Düşmanlık”tı.

Apo’nun Silahı “Milli Düşmanlık”tı.

Apocular ilk olarak 1974 baharında Abdullah Öcalan ve yanındaki iki arkadaşının Ankara Demokratik Yüksek Öğrenim Derneğinin (ADYÖD) ayrılmalarıyla ortaya çıktılar. O zamanlar kimsenin bunları ciddiye aldığı yoktu. Apo, Ankara’daki yüksek okulları tarayarak Kürt gençleri tespit etti. Onlarla temas kurdu. Apo henüz dünyadan bile haberi olmayan gencecik unsurları kazanabilmek için çeşitli taktikler uyguladı. Onlarla konuşurken hiçbir ideolojik meseleye yer vermiyordu. Zaten kendisinin de bu konularla hemen hiç bilgisi yoktu. Onlarla konuşurken bir tek şey yapıyordu: “Türk düşmanlığı”. Apo gençlerin milli hislerine el atarak, açıkça milli düşmanları körüklüyordu. En fazla söylediği şey; “Onlar bize geçmişte şöyle yaptı, böyle yaptı, dedelerimizin kemikleri sızlıyor. İntikam alacağız.vs.” idi. Bu yolla kendine bağladığı gençleri okullarından ayırıyor ve doğuya gönderiyordu. Ona göre “Yüksek okullarda okumayı kabul eden geçler, ulusuna ihanet etmiş oluyorlardı.” Apo’nun hiçbir zaman biraz meseleleri bilen insanlarla konuştuğunu, tartıştığını görmedim. Böyle birine rastladı mı, “Eğer bizim örgütlenmemiz içinde yer alırsan seninle tartışırım, yoksa konuşmam” diyordu. Apo 1974 ve 1975 yıllarında birçok genci bu yolla okullarından kopararak Doğuya gönderdi.
Bu arada, 1975 yılında Apo çok ilginç bir öneri ortaya attı. Apo şöyle diyordu; “Başta Doğu illeri olmak üzere birçok yerde sabotaj yapalım. Yakalanarak diğer Kürt unsurların adlarını verelim. Cezaevinde bunları kazanalım. Böylece dışarı çıktığımızda 500 kişiyi bulursak hemen silahlı mücadeleyi başlatırız.” Apo’nun o zaman bu öneri üzerinde ne kadar önemle durduğunu, benim gibi bir zamanlar Apo’nun yanında kalmış şimdi ondan ayrılmış birçok insan da hatırlar.
Bu taktikler Apo’nun örgütlenmek için izlediği yolları ortaya koymaktadır. Genç beyinlerin milli hislerini istismar ederek zehirlemek, kendilerinden başka herkesi düşman göstermek ve milli düşmanlık yaymak… Bir de işsiz güçsüz ortalığa bıraktığı gençleri suça bulaştırmak…
Tam Bir Feodal Zorba
Apo çevresindekiler üzerinde tam bir terör estiriyordu. Tam bir despottu. Bunda da feodal geleneklere ve zorbalığa dayanıyordu. Öyle ki ağzından çıkan her şey emirdi. Onun dediğine karşı çıkan veya üzerinde düşünülmesini isteyen herkesi hemen “Milli hain” ilan ediverirdi. Yemeklerde hiç kimse Apo’dan önce sofraya oturmaz. O kalkmadan da kalkamazdı. Onunla beraber kalırken bir seferinde sofraya ondan önce oturduğum için bana çok kızmış ve aynen şunları söylemişti: “Sen kim oluyorsun da benden önce yemeğe oturuyorsun. Bu resmen saygısızlıktır.”
Apo özel yaşamında da kendisine çok düşkündü. Kandırdığı gençleri büyük mağazalara gönderir ve yiyecek, içecek, giyecek çaldırırdı. Böylece onları hem suça alıştırır, hem de bütün ihtiyacını karşılatırdı. Öyle ki onun etrafındaki insanlar adeta profesyonel hırsı olmuşlardı. Gelen yiyecekler içinde en lükslerini Apo kendisine ayırırdı. Onun ayırdığı yiyeceklere de kimse dokunamazdı. Çokellalar, ballar ve reçeller özellikle Apo’nun deposuna giderdi. Apo birkaç kişinin de bulunduğu yemeklerde bu özel yiyecekleri çıkarır herkesin yanında yerdi. Ancak canı isterse veya biraz utanma duygusu ağır basarsa yanındakilere de biraz verirdi. Bir keresinde hepimiz bir odada yemek yerken Apo balını alarak yandaki odaya geçti ve orada tek başına yedi. Bal azdı, o gün çok çalınamamıştı. Apo gençlerin memleketlerinden gönderilen paralara da el koyardı. İyi hatırlıyorum o yıllarda biz ayda en çok 750 lira ile geçinirken, Apo’nun sayıları dördü geçmeyen arkadaşları ile kahvaltısının maliyeti 150 lirayı geçiyordu.
Apo bu yollarda etrafında gözü kapalı olarak her türlü işe alet edebileceği gençleri topladı. Onun gözünde çalışan, üretim yapan, okuyan insanların bir değeri yoktu. Bir gün yanımdaki iki arkadaşımı Apo’ya götürdüm. Biraz konuştuktan sonra Apo aynen şöyle dedi: “Bana mücadele edecek adam lazım. Bir daha böyle hayvanları buraya getirme.” Arkadaşlarıma böyle hakaret etmesinin sebebi, onların okullarını terk ederek Doğuya gitmek istememeleriydi.
Provokasyon ve Kargaşalık Örgütü
Ortaya çıkışlarından bugüne kadar Apocular sadece “Kürdistan’ın sömürge olduğundan” bahsetmişler ve tam bir milli intikamcılık politikası götürmüşlerdi. Ciddiye alınabilecek bir tek fikirleri bile yoktur. Bütün söyledikleri ve yaptıklarıyla tam bir provokasyon ve kargaşalık örgütü olduklarını göstermişlerdir. İşte Apo’nun ileri sürdüğü fikirlerden bazıları: “Gazete, dergi ve broşür çıkartmak sağcılıktır. Dernek kurmak sendikacılık sömürgeciliğe uşaklıktır. Doğudaki dernekleri ve sendikaları ortadan kaldırmak için çalışmalıyız. Sömürgeci eğitim kurumlarını kapattırmak için yapılacak her eylem meşrudur. Memurlar sömürgeci devletin bir parçasıdır. Sömürgeciliğin uygulayıcılarıdır. Memurluk yapan, Kürtlere ihanet etmiştir.
En küçüğünden en büyüğüne kadar öyle bir terör estirelim ki kimse memurluk yapmaya cesaret edemesin. Böylece sömürgeci Türk devleti işlemez hale gelsin. Bütün Türk solu sömürgeci sistemin bir parçasıdır. Bütün diğer gruplar mücadelemizi engellemek için sömürgeceler tarafından kurulmuştur. Onun için önce bu grupları ortadan kaldıracağız, sonra sömürgecilerin üzerine yürüyeceğiz.
İşte Apocuların ileri sürdüğü belli başlı fikirler bunlardır. Apocu çetesi 1974’te bu düşüncelerle ortaya çıkıp bu güne kadar gelmiştir. Böylesine bir grubun bunları savunarak bırakın 4–5 sene 1 sene bile yaşaması mümkün değildir. Bu gerçek ve yıllardır Apocuların Doğuda neredeyse ellerini kollarını sallayarak cinayetlerini sürdürmeleri onların karanlık güçler tarafından korunduğunu göstermektedir. Zaten Doğuda aklı başında olan herkes, hatta Apo’nun iç yüzünü gören ve onlardan ayrılan Apocular da söylemektedir.
Düşünün bir çete çıkıyor, şehirleri işgal ediyor, valilerin, savcıların yollarını kesiyor, aylarca gazete dağıtımı engelleniyor, belediye reislerine zorla işten el çektiriliyor, yüzlerce cinayet işliyor, okulların kapılarına kilit vurduruyor, soyulmadık devlet dairesi bırakmıyor ve yıllardır buna ses çıkaran olmuyor. Bunlar son derece düşündürücüdür. Apocuların Doğunun başına bela olması ne Apo’nun saçma sapan fikirlerinin çok etkili olduğundan, ne de Doğuda halkın bunları desteklemesindendir.
Bu yüzden bu çetenin ortadan kaldırılması demokrasi mücadelesidir. Bunlara karşı mücadele yurtseverlik görevidir. Bu çete açığa çıkarılmadan arkalarındaki karanlık gücün yakasına yapışmadan Doğuya huzur gelmez, kargaşa ve bölücülüğün önü alınmaz.
Bu gün bu çetenin arkasından giden bir çok genç bunların içyüzünü bilmemektedir. Zaten yaptıklarını da bunlardan gizlemektedirler. Ancak artık Apocuların içinde de çözülme başlamıştır. Bu yüzden saldırılarını artırarak, kendi içlerinde baskıyı artırarak, ayrılanları öldürerek ayakta kalmaya çalışıyorlar. Bunlar halka kurşun sıktı, halkı soydu. Elbette bunun hesabını vereceklerdir. Kimse sormazsa halk onlardan yaptıklarının hesabını soracaktır. Hükümeti Apocuların yeni cinayetlerini ve kargaşalarını önlemek için harekete geçmeye çağırıyorum.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: