Aşura

Aşura

Muharremin onuncu gününe “aşura” denilir. Türkiye’de aşura veya aşure denilince; akla bakla, nohut, kuru fasülye, buğday, kuru incir, kestane, fındık, fıstık, kuru üzüm gibi meyve ve sebzeler kaynatılarak yapılan bir tür tatlı gelir.
Muharrem ayının onuncu gününde bu tatlıyı yaparak komşulara dağıtmak ülkemizde bir âdet haline gelmiştir. Bu âdet, özellikle Bektaşîler ve Alevîler arasında yaygındır. Bektaşîler aşura tatlısını muharremin onuncu günü Kerbela’da şehit olanların ruhu için pişirir ve dağıtır olmuşlardır. Dedebaba Bedri Noyan, aşura orucu ve aşura tatlısını şöyle izah etmektedir: “Sözcüğün aslı “Aşura” olup Arabî ayların ilki olan Muharrem ayının onuncu gününün adıdır. Araplar, eskiden beri bu günü kutsal sayarlar, oruçla geçirirlerdi. Hz. Peygamberin (r. ) Medine’ye göçünün ikinci yılında Ramazan orucu farz edilmiş ve Müslümanlar’dan “aşura” günü oruç tutmak yükümlülüğü kalkmıştı. Böylece bu oruç, ister tutulur, ister tutulmaz bir hal aldı.
Müslamanlar arasında, öteden beri, Muharrem’in onuncu günü aşura denilen bir tatlı çorbanın pişirilip konu-komşuya dağıtılması, muhtaç kimselere verilmesi bir âdettir. Hz. Muhammed (s.)’in torunları olan Hz. Hüseyin (r.), yine muharrem ayının onuncu Cuma günü Kerbela’da şehit edildiği için aşura, O’nun ve O’nunla birlikte şehit olanların ruhu için pişirilir ve dağıtılır olmuştur.”
Hz. Peygamber (s.), ramazan orucu farz kılınmadan önce, aşura orucunu devamlı tutar ve bunu bütün Müslümanlara tavsiye ederdi. İbn-i Abbas’dan şöyle bir Hadis rivayet edilmiştir:
“Nebi (s.) Medine’ye hicret buyurduğunda Yahu-dilerin aşura günü oruç tuttuklarını gördü:
-Bu ne orucudur? Diye sordu. Onlar da cevaben:
-Bu gün salih bir gündür. Bu gün, Allah Azze ve Celil’in Beni İsrail’e düşmanları Firavun’un şerrinden necat verdiği bir gündür. Musa (a.) bu lütf-u Bâri’ye şükran orucu tutmuştur. Biz de tutarız, dediler. Rasulullah:
-Biz Musa (a.) in sünnetini ihyaya sizden daha ziyade layığız, buyurarak Mekke’deki gibi o günü oruç tuttu ve Ashaba da tutmalarını tavsiye etti.
Hz Aişe’den gelen bir başka rivayette ise, Rasulallah (s.) in aşura orucunu hicretten önce aksatmadan tuttuğu ve Ashaba da tavsiye ettiği Ramazan orucu farz kılındıktan sonra ise bıraktığı belirtilmektedir. Ramazan orucunun farz kılınmasından sonra isteyen bu orucu tutmuş isteyen de bırakmıştır. Sünnet-i Müekked olan bu oruç Ramazan orucunun farz kılınmasından sonra hükmen müstehab sayılmıştır.

Yorum Yap »

You must be logged in to post a comment.

error: Content is protected !!