AYDINLIK (SP) – TKP–ML HAREKETİ ÇATIŞMASI

AYDINLIK (SP) – TKP–ML HAREKETİ ÇATIŞMASI

TKP/ML HAREKETİ: “Mehmet Türk’ün Katili Aydınlık Çetesidir”
12 Eylül sonrası Doğu Perinçek’in liderliğindeki Aydınlık Hareketi’nin legal partisi, Sosyalist Parti taraftarlarıyla, 12 Eylül öncesi Devrimci Halkın Birliği adıyla bilinen çevrenin illegal yapılanması TKP/ML Hareketi arasında geçmişten devam eden husumet 14 Ekim 1989 tarihinde İsviçre’nin Neuchatel kentinde Mehmet Türk adlı TKP/ML Hareketi taraftarının öldürülmesiyle sonuçlandı. TKP/ML Hareketi’ne göre Mehmet Türk’ün katili “karşı devrimci Aydınlık–Sosyalist Parti revizyonistleriydi”. Aydınlık–Sosyalist Parti’ye göre ise olay tamamen bir provokasyondu.
TKP/ML Hareketinin yayın organı “Emeğin Bayrağı”nın Kasım 1989 özel ek sayısında, taraftarlarından Mehmet Türk’ün öldürülmesi üzerine konu ile ilgili çeşitli örgütsel makale ve açıklamalar yer almıştı. Bu açıklamalardan biri olan “Aydınlık–Sosyalist Parti Revizyonistlerinin Yeni Saldırısı ve Cinayeti”, adlı yazıda cinayetten Aydınlık Hareketi sorumlu tutuluyordu. Bu cinayet öncesinde de Doğu Perinçek’in liderliğindeki Aydınlık Hareketi taraftarlarıyla bir çok kez çeşitli sebeplerden aralarında çatışmalar çıktığından da örnekler veriliyordu. Geniş bir şekilde cinayete değinilen uzun yazıda Aydınlık Hareketi’nin lideri Doğu Perinçek de şu sözlerle suçlanıyordu:
Cinayetin olduğu tarihte Doğu Perinçek’te Avrupa’daydı
Aydınlık–SP teorisyeni Perinçek’de aynı tarihlerde ve cinayetin olduğu tarihte Avrupa’daydı. İsviçre’deki yandaşlarının son bir aylık süredeki saldırgan politikasından büyük bir olasılıkla haberdardı ve bunu engelleyici herhangi bir çaba harcamadığı anlaşılıyor. Karşı devrimci çetenin saldırı ve cinayetinden sonraki günlerde bilgilenme olanağı vardı ve büyük bir olasılıkla bilgi toplamıştır da. Bu duruma karşın, genel yönetmeni olduğu 2000’e Doğru dergisinin 21–28 Ekim tarihli sayısında, katilleri koruyarak, TKP/ML Hareketi’ne saldıran, aktif bir taraftarını yitirmiş olan, TKP/ML Hareketi’ni cinayetten sorumlu tutmaya yeltenen, TKP/ML Hareketi’nin yurtdışı Örgütü’ne MİT ajan(lar)ı sızdığı ve cinayeti kışkırtmanın da buradan kaynaklandığını ve TKP/ML Hareketi’’in D. Perinçek’’ vurdurmak için Paris’’ adam gönderdiği kışkırtıcı yalanını yayan vb. içerikteki yazı yazmıştır ya da yazdırmıştır. Bu da gösteriyor ki, başta teorisyenleri D. Perinçek olmak üzere, Aydınlık–SP revizyonistlerinin merkezi tutumu da, İsviçre’deki Aydınlık–SP katiller çetesinin, saldırı komplo ve cinayetini desteklemek, korumak ve hatta “saflarında MİT ajanı var” suçlamasıyla yeni saldırganlıkları teşvik edip kışkırtmaktır. Buna, “komisyon” önerisini de ekleyerek, “daha inandırıcı” bir şekilde, Aydınlık–SP’lilerin saldırı ve cinayetinin gerçek yüzünün görülmesini bir süre geciktirmeye çalışıyorlar.
Oysa, “sol hareketler” arasında çatışmalara ve kan dökülmesine gerçekten karşı çıkan bir grup, meydana gelen saldırı ve cinayetin gerçek sorumluları ve nedenlerini açığa çıkarıp mahkum etmeyi ilk görev bilir ve üstünü örtmeye çalışan her gerici tutuma karşı savaşım verir. Ama bu yetmez, karşı devrimci saldırı ve cinayeti işleyenleri kendisinin ve “sol”un saflarından atar ve tecrit eder. Aydınlık–SP revizyonistleri ise, bunun tersine, kendilerine bağlı katiller çetesinin karşı devrimci saldırı ve cinayetini koruyarak, gerçeğin açığa çıkmasını engelleyerek, TKP/ML Hareketi’ne saldırı, karalamak kampanyasını sürdürerek, gerçek karşı devrimci özüne uygun bir tutum sergiliyor, çatışma, saldırı ve kan dökülmesini kışkırtıyorlar. Böylece Marksist Leninistler de ve devrimciler de ilk anda ve sınırlı bilgilerle doğmuş olan, saldırı ve cinayetin yalnızca İsviçre’deki Aydınlık–SP sorumlularının komplosu ve suçu olduğu izlenimini yanılgı olduğunu da kanıtlayarak, suçu üstlenmiş oluyorlar.
Katiller Çetesini Devrimci Platformlardan Atarak Aydınlık–SP Revizyonistleri Tecrit Ederek Hesap Soralım
İsviçre’deki Aydınlık–SP’li karşı devrimci cinayet şebekesi, düzenlediği saldırı ve işlediği cinayetle, devrimci kanı akıtmakla ’80 öncesi Halkın Kurtuluşu’ndan Adana’da Faysal ve Oktay’ı, Tunceli’de Yusuf Dal’ı , Bakırköy’de Devrimci Gençlik’ten Turgut İplikçi’yi katletme örneklerinde sergiledikleri, karşı devrimci saldırganlığı özünde sürdürdüğünü göstermiştir. ’80 öncesi faşist katliamcılarla “barış içinde yaşama” politikası izlerken devrimci kanı akıtmamaktan çekinmeyen bu güruh, bu kez de sözde devrimci hareketle “barış” şampiyonluğu yaparken yine devrimci kanını akıtmaktan çekinmemiştir. Bu saldırganlığı ve komploculuğuyla, Mehmet Türk’ü öldüren, A. Rıza Temel’i ağır yaralayan katiller, gerçekten devrimci cezayı hak etmişlerdir. Ancak, mevcut siyasal koşullarda bu yola başvurmak uygun değildir.
Bu sorunun yalnızca bir yanıdır. Diğer yanlarına gelince. Marksist Leninistler, katillerden ve karşı devrimci SP revizyonistlerinden, saldırı ve cinayetin hesabını sorma politikası, izleyeceklerini açıklamışlardır ki, bu doğrudur. Çünkü hesap sormadan, karşı devrimci reformcular, saldırganlık ve devrimci kanı akıtma politikasından vazgeçirilemezler. Eli kanlı faşistlere el kaldırmayı bile reddeden ve el kaldıranları suçlayan karşı devrimci Aydınlık–SP revizyonistlerine karşı yalnızca eleştiriyle yetinilemez.
Bu karşı devrimci saldırıyı tezgahlayan ve cinayeti işleyen Aydınlık–SP’nin İsviçre örgütünün bu eli kanlı cinayet şebekesinin anti faşist ve devrimci platformlarda yer alma ve bu platformlarda çalışma yapmasına, izin verilmemelidir. Bilinçli ve planlı saldırı düzenleyerek, devrimci kanı akıtanlar ve üstelik bunu savunacak kadar küstahça davrananlar devrimci ve ilerici platformlarda barındırılmamalıdır. Aydınlık–SP revizyonistleri, saldırı ve cinayeti yöneten elebaşı Ahmet Özdemir ve katilleri saflarında barındırdığı sürece, demokratik platformlarda çalışma yapmasına izin verilmemesini, kendi elleri ve politikasıyla tayin ediyorlar demektir. Ve yine, bu katiller çetesinin bilinçli ve planlı saldırganlığı ve cinayetini gizleyen, ona suç ortaklığı yapan, katiller çetesini koruyan ve TKP/ML Hareketi’ni alçakça karalayan karşı devrimci Aydınlık–SP revizyonistlerine, ülkemizde ve Avrupa’da tecrit politikası izlenmeli; tüm devrimci grup, çevre, kişi, dergi ve kitle örgütleri, bu politika doğrultusunda ortak tutum takınmalıdırlar.

Emeğin Bayrağı taraftarlarından Sosyalist Parti Genel Başkanı Ferit İlsever’e saldırı
Sosyalist Parti Genel Başkanı Ferit İlsever 17 Aralık 1989’da Paris’te bir konferans verdi. Konferansın konusu “Türkiye’deki siyasi durum ve devrimci görevler”di. İlsever’in konferansına 200 kişilik bir kitle katılmıştı. Ferit İlsever konferansa başladıktan bir süre sonra Emeğin Bayrağı (TKP/ML Hareketi) mensubu 30 kişilik bir grup “Mehmet Türk’ün katili Aydınlıkçı faşistlerdir.”, “Kahrolsun Aydınlık Saçak Hareketi”, “Devrimci Katili Aydınlıkçı çeteler”, “ajan provokatör çete Avrupa’dan defol” ve benzeri sloganlar attılar. Salonda bulunan Sosyalist Parti taraftarı bir grup da Emeğin Bayrağı taraftarlarını protesto eden sloganlar attılar. İki grup arasında devam eden karşılıklı slogan kavgası sonucunda Ferit İlsever’in konuşmasına yarım saat ara vermek zorunda kaldı. Her iki grup taraftarları başta Paris olmak üzere Avrupa’nın çeşitle şehirlerinde birbirleri aleyhine bildiriler dağıttılar toplantılar yaptılar.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: