Âyin-i Cem

Âyin-i cem

Cem törenleri, Bektaşîliğin en önemli ritüellerinden birisidir. Cem törenlerinin gizliliği, bir takım spekülasyonlara neden olmuştur. Kendileri dışındakilere kapalı olmaları sebebiyle, cemle ilgili bir çok gerçeğe aykırı beyan üretilmiş, hakikatle ilgisi olmayan senaryolar yazılmıştır. Bu durumun oluşmasında Alevî-Bektaşî topluluğunun ta-rihten gelen içe kapalılığı önemli bir rol oynamıştır. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar bu sis perdesini tamamen aralamıştır.
Alevî ve Bektaşîlerin, köyden kente göç olgusuyla birlikte dışa açılmaları ve iletişim çağına ayak uydurarak, söz konusu spekülasyonları önlemek maksadıyla yaptıkları faaliyetler, yayınlar ve çalışmalar dolayısıyla cem törenlerinin muhtevası hakkında yeterli bilgiye sahibiz. Ancak, Alevî-Bektaşî geleneği’nin yazılı rivayetlerden ziyade sözlü kültüre dayanması mevcut rivayetlerin de efsaneleşmesi dolayısıyla cem törenlerinin başlangıcı, tarihi ve kaynağı hakkında yeterli mâlumata sahip değiliz.
Cem törenlerinin kaynağıyla ilgili değişik yorumlar yapılmaktadır. Bunların hepsi de birer yorum olmanın ötesine gidememektedir. Bâzılarına göre cem törenleri, şarabı icad eden Cemşid’e nisbetle yapılan bir törendir. Cem törenlerinde bazı yerlerde “dolu” adı verilen içkilerin içilmesi, bu tezin mâkul görülmesine olan eğilimi artırmıştır. Bu en tutarsız yaklaşımlardan birisidir. Eğer cem törenleri, Cemşid’e nisbetle yapılıyor olsaydı, cem törenlerinde, Cemşid adını devam ettirecek bir çok unsurun da bulunması gerekirdi. Oysa, cem törenlerinde böyle bir durumun olmadığı bilinen bir gerçektir.
Âyin, Farsça bir kelimedir. Tören, merasim ve usul manalarına gelir. Cem ise, Arapça bir kelime olup toplanmak, bir araya gelmek mânalarınadır. Tasavvufî olarak ise, kulun ontolojik manada olmaksızın Allah’ta eri-yerek kendisini kaybederek bir olması mânasındadır.
Âyin-i cem, toplantı töresi, bir araya gelme töreni, birleşme adeti gibi manalara gelmektedir.
Bektaşî Dedebabası Bedri Noyan, âyin-i cem kavramının aslının ayn’ül-cem olduğunu ifade etmektedir: “Âyin-i cem sözü galattır ve aynü’l-cem-den bozmadır. Ayn; gerçek, varlık, öz anlamlarına gelir. Böylece, gerçek birleşme, birliğin özü anlamlarına gelen bir deyim olarak Bektaşîler ve Mevleviler arasında kullanılmaktadır.”
Buna göre aynü’l-cem, birliğin özü anlamına gelmektedir. Cem törenlerinin kelime olarak aslı Bedri Noyan’ın da işaret ettiği gibi aynü’l-cem olabileceği gibi, âyin-i cem de olabilir. Âyin-i cem olarak düşünürsek bile, cem âyini, manasını taşımak suretiyle aynü’l-cem’le aynı gâyeye işaret edecektir. Âyin-i cem, bütün benliklerin ortadan kaldırılması ve yaratılış sırrının açıklanarak insanın Allah’a kavuşturulmasıdır.
Bektaşî geleneğinde, cem törenlerine referans olarak Kırklar Meclisi gösterilmektedir. Referansa dikkat ettiğimiz zaman, kırklardan birisinin eli kanadığında hepsinden kan aktığını, birisinin içtiği üzüm suyuyla sarhoş olduğunda hepsinin sarhoş olduğunu görüyoruz. Bu gibi durumlar da bize, cem törenlerinin törene katılanların bir biri içerisinde eriyerek bütünleştiğini ve bilâhare de Allah’la bir olmaları hususunu düşündürmektedir.
Kanaatimizce de cem törenleri, tasavvuftaki cem’ kavramının Bektaşîler tarafından geniş katılımlı olarak yorumlanışından başka bir şey değildir.

Yorum Yap »

You must be logged in to post a comment.

error: Content is protected !!