Babaîler

Babaîler

Baba İlyas tarafından kurulan bir Türkmen tarîkatıdır. Baba İlyas, Moğol İstilasıyla birlikte Anadolu’ya Orta Asya’dan göç eden bir Türkmen babasıdır. Tam adı, Ebü’l Bekâ Şeyh Baba İlyas b. Ali el-Horasanî’dir. Meşhur Babaîler İsyanı’nın başını çeken kişidir. Babaîler İsyanından önceki hayatıyla ilgili bilgilere sahip değiliz.
Elvan Çelebi’ye göre, Baba İlyas, Anadolu’ya Dede Garkın adında bir Türkmen Şeyhi’nin halifesi sıfatıyla gelmiş Amasya yakınlarındaki Çat Köyü’ne yerleşerek burada bir zâviye açmıştır.
Baba İlyas’ın tasavvufî kimliği hususunda değişik görüşler vardır. Baba İlyas’ın torunu Aşıkpaşazâde, dedesinin Vefaîlik tarîkatının kurucusu Ebu’l-Vefa’nın hali-felerinden olduğunu söylemektedir. Elvan Çelebi ise Menâkıbü’l Kudsiyye isimli eserinde O’nun Dede Garkın’ın halifelerinden olduğunu ifade etmektedir. Bu durumda Baba İlyas’ın hem Ebu-l Vefa’nın, hem de Dede Garkın’ın halifesi olduğu ortaya çıkıyor.
İki ayrı şeyhin halifesinin aynı şahıs olması dolayısıyla, Dede Garkın’ın görüşleri ile, Ebül Vefa’nın görüşleri arasında fazla bir fark olmadığı düşüncesindeyiz.
Dede Garkın’ın hayatı hakkında da fazla bir mâlumata sahip değiliz. Elimizdeki kaynaklar Dede Garkın’ın kimliği hakkında fazla bilgi vermiyor. Elvan Çelebi’nin Menak’üb’ül Kudsiyye’si ve Uzun Firdevs’in Vilayetnamesi bu hususta elimizdeki iki kaynak olarak bulunmakla birlikte onlarda verilen bilgiler de bizce yeterli değildir.
Baba İlyas, Dede Garkın’ın halifesi sıfatıyla Amasya’ya gelmiş ve orada bir zaviye açmıştı. Baba İlyas, burada irşad faaliyetlerine başlamış ve herkese her konuda yardımcı oluyordu. Hastaları iyileştiriyor, insanlara faydalı nasihatlar veriyor, düşkünlere, ihtiyacı olanlara yardımcı oluyordu. Köylülerin koyunlarını otlatıyor, çobanlık yapıyordu. Bütün bu hizmetlerinden dolayı hiç para almıyordu. Yavaş yavaş etrafında büyük bir hayran kitlesi toplanmaya başlamıştı. İnsanlar aradıkları sâdeliği, Baba İlyas’da buluyorlardı. Baba İlyas, Yesevî ve Vefaî geleneğine bağlı olarak doktrinini oluşturmuş ve bunu yaymaya başlamıştı. Zamanla kendisine tabi olanlar arttı. Başta Baba İshak olmak üzere etrafa hali-feler gönderdi. Bu esnada ülkenin gidişatı Türkmenler açısından hiç de iyi değildi. Türkmenlere ikinci sınıf insan muamelesi yapılıyor, itiliyor kakılıyorlardı. Türkmenler adeta Baba İlyas’ın yanında kimkliklerini buluyorlardı. Baba İlyas, müridlerinin bu sıkıntılarına bir çözüm bulmak maksadıyla, ekonomik ve siyasi nedenlerden dolayı (641 h. /m. 1244) yılında Babaîler İsyanı adıyla anılan isyanı başlattı, ancak bir takım başarılar elde etmesine rağmen bu başkaldırı kanlı bir şekilde bastırıldı. İsyandan sonra bütün Babaî taraftarları yakalanarak imha edildi.
İsyan, fikrî olarak Türkmen kitlelerinin bir araya toplanmalarına vesile olmuş ve Orta Asya’dan gelen bir çok Türkmen’in dayanışma içerisine girmesine sebeb teşkil etmiştir. İsyanla birlikte Babaîlik Hareketi daha geniş bir şekilde kendisini tanımlamış ve zamanla ismini muhafaza edememekle birlikte, görüşlerini Bektaşîlik içerisinde eritmiştir.
Vilayetname de Hacı Bektaş-ı Veli’nin Anadolu’ya gelince Elbistan’da Dede Garkın’ı ziyaret ettiği belirtilmektedir. Aşıkpaşazâde ise, daha sonra Hacı Bektaş-ı Veli’nin Baba İlyas’la görüştüğünü nakletmektedir. Önce Dede Garkın’la görüşen Hacı Bektaş, kardeşi Menteş’le Amasya’ya gelerek Dede Garkın’ın selamını getirmiş ve bilahere de Sulucakarahoyük’e dönmüştür.
Bu durum bize, Dede Garkın’ın Hem Baba İlyas, hem de Hacı Bektaş Veli’nin ortak şeyhi olabileceğini düşündürmektedir. Bu yüzden Ahmet Yaşar Ocak’ın ileri sürdüğü gibi, Hacı Bektaş’ın Baba İlyas’ın halifesi olduğu görüşüne katılmamaktayız. Eğer öyle olsaydı, Hacı Bektaş Veli’nin Babaîler isyanında şeyhini desteklemesi ya da en azından O’nun yüzünden tâkibata uğraması gerekirdi. Ancak böyle bir durumun olmadığı tarihen sabittir.
Hacı Bektaş-ı Veli’nin önce Dede Garkın’la sonra Baba İlyas’la görüşmesi bir hemşehriden bir hemşehriye selam götürmek şeklinde yorumlanacağı gibi, şöyle de yorumla-nabilir:
Anadolu’ya yeni gelen Hacı Bektaş-ı Veli, tanıdıkları ziyaret etmek ve yerleşim bölgeleri hakkında bilgi almak istedi. Bunun üzerine Orta Asya’dan daha önceden göç etmiş ve ünü civara yayılmış olan Dede Garkın’ı ziyeret ederek, O’ndan Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı yerler hakkında bilgi aldı. O da, daha önce halife olarak Amasya’ya gönderdiği Baba İlyas’a gidip, selamını söylemesini ve O’nun kendisine yardımcı olabileceğini söyledi. Bunun üzerine Hacı Bektaş da beraberindekilerle Amasya’ya geldi. Burada Baba İlyas’la görüşerek Sulucakarahöyük’e yerleşti. Baba İlyas’ın Hacı Bektaş Veli’nin Sulucakarahöyük’e yerleşmesinde bir rolünün olup olmadığını bilemiyoruz ama, muhtemelen Baba İlyas Hacı Bektaş’a, Sulucakarahöyük hakkında gerekli bilgiyi verdi.

Yorum Yap »

You must be logged in to post a comment.

error: Content is protected !!