Çakıcıyı Sorgulayamamak

Çakıcıyı sorgulayamamak
Bu arada, terörist ela başının idamı konusu hâlâ “kapanmamış” olma özelliğini koruyordu. Ancak cennet vatanımız boş bırakmaya gelmiyor, basının dikkati başka yöne çevrilir çevrilmez, birileri fırsattan istifade işler karıştırmaya başlıyordu.
Karanlık ilişkiler dünyasına adını altın harflerle çakan Alaattin Çakıcı, nihâyet Fransa’dan Türkiye’ye getiriliyor ve ismi Türkbank dosyasından çıkarılıyordu. Yani ünlü babanın bunca yıl yurtdışında kaçak olarak yaşaması boşunaydı. Eğer paçasını bu kadar kolay kurtarabileceğini bilseydi herhalde kendini daha önce yakalatırdı!
Çakıcı’nın siyasetle, güvenlik bürokrasisiyle ve iş dünyasıyla nasıl içli dışlı olduğunu, ona nam–ı diğerle “özelleştirmenin patronu” dendiğini Sağır Sultan bile duymuştu. Kaset savaşlarıyla yürüttüğü işlerin derinliğini ve kirliliğini kamuoyu adeta dizi izler gibi izlemişti. Ancak, şimdi neredeyse adamı hapis yatıracak suç bulunamıyordu. “Devletin kimi görevlileri eski defterlerin açılmaması için (yine) Avrupa Birliği’ni bahane ediyor ve Çakıcı’nın sorgulanmasını engelliyordu. ” 19 Basit meselelerde Türk hukuk labirentinden kendine yol bulup çıkamayan vatandaşlar derdine yana dursun, Çakıcı bu labirentten kolaylıkla bir kurtuluş yolu bulmuştu. Çakıcı, gerçek suçlarından yargılanma bir yana sorguya dahi çekilemiyordu. “Yeraltı dünyasının ünlü ismi, devlette 10 şiddetinde deprem yaratacağı için konuşturulmak istenmiyor” diyenler, Çakıcı’yla ilgili gelişmeleri “hayret ve dehşetle”20 izliyorlardı. Konuşturulmayan “Alaattin Abi”, bunun yerine lüks bir daireye dönüştürdüğü cezaevindeki odasında eski dostlarıyla hasret gideriyor, kendine özel lahmacun servisleri yaptırıp, kaybettiği kiloları tekrar kazanmaya, böylece görüntüsünü düzeltmeye çalışıyordu.

Yorum Yap »

You must be logged in to post a comment.

error: Content is protected !!