Çetin Altan’ın Açıklamaları TİP’i Karıştırdı.

Çetin Altan’ın Açıklamaları TİP’i Karıştırdı.

3. Olağan Kongre’de divan başkanlığı yapan Çetin Altan’ın kongre sonrasında Akşam Gazetesi’ndeki köşesinde, Aybar ve etrafındakileri eleştiren yazısı partide büyük huzursuzluğa yol açacaktı. Altan, yazısında Aybar ve etrafındakileri suçluyor kişisel ihtirasları uğruna sosyalist mücadeleyi yozlaştırdıklarını söylüyordu.

20 Kasım tarihli gazetelerde TİP lideri Aybar’ın Çetin Altan’ın parti suçu işlediğini söyleyerek ihracını MYK’ya getireceğini söyleyen açıklamaları yer alıyordu. TİP’in yapılan MYK toplantısında kesin ihraç talebiyle Altan GYK’ye sevk edilmişti. İstek kurulda oy birliğiyle kabul edilmiş ve bildirinin program değişikliği ile ilgili maddesinden sonra şu şekilde maddelenmişti:

Partimiz üyesi ve İstanbul milletvekili Çetin Altan’ın başkanlık ettiği büyük kongreden sonra basında yayınlanan partiyi ve parti yöneticilerini ve büyük kongre delegelerini tahkir ve tezyif edici, partimizi sosyalizm ve emekçi halklar uğruna yürüttüğü mücadelede engellemeyi hedef tutan makale, fıkra ve demeçlerini merkez yürütme kurulumuz incelemiştir.

Çetin Altan’ın bu yayınlarının fikir özgürlüğü ve yapıcı tenkitle hiçbir ilintisi bulunmadığı tespit edilerek tüzüğümüzün 7 ve 43. maddelerindeki hükümleri kapsamı içine giren bu fiillerinden ötürü adı geçen üyenin partiden kesin çıkarma istemi ile haysiyet divanına vermek üzere dosyanın Genel Yürütme Kurulu’nun ilk toplantısında gündeme alınmasına oy birliği ile karar verilmiştir.

Ancak Merkez Yürütme Kurulu, bildirinin birinci kısmının önce, Çetin Altan’ın ihracı ile ilgili kısmının bir gün sonra basına verilmesini kararlaştırmıştır.[1]

Çetin Altan’ın, TİP liderliğini suçlayan açıklamaları karşısında Tip Genel Sekreteri Kemal Nebioğlu basına verdiği bir demeçte Çetin Altan’ın Haysiyet Divanı’na sevkedildiğini de açıklıyor. Altan için de ağır eleştirilerde bulunuyordu. ANT dergisinin 26 Kasım 1968 tarihli 100. sayısında Nebioğlu’nun Altan için söyledikleri şöyle yer almıştı:

Çetin Altan’ın TİP Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar ve diğer yöneticilere karşı açtığı tezvir, iftira ve yalan kampanyası hem bu zatın gerçek kişiliğini ortaya koymuş, hem de oynanmak istenen oyunu su yüzüne çıkartmıştır. Gaye TİP’i büyük seçimlerden önce parçalamak, Amerikan emperyalizmi aleyhindeki kampanyaya ve partimizin sekiz yıllık başarılı mücadelesine bir darbe indirmektir. Çetin Altan’ın sosyalizmi savunmak maskesi altında yaptığı görev işte budur. Milletvekili seçilmek için TİP listesinden bağımsız aday olan Çetin Altan’ın sosyalistliği bu tarihten sonra başlar. Daha eski tarihli yazıları, özellikle Milliyet’te çıkmış yazıları, Altan’ın sosyalistlikle hiçbir ilgisi olmadığını ispatlamaktadır. Kaldı ki, sosyalistçe yazılar yazmaya başladıktan sonra da daima dönüşler yapmıştır. Hele siyasi havanın gerginleştiği günlerde Çetin Altan daima yüz seksen derecelik dönüşlerle İnönü’nün, Ecevit’in kanadı altına sığınmayı ihmal etmemiştir. Aybar’a bugün küfreden bu zatın Aybar hakkındaki övgü yazılarının mürekkebi bile daha kurumamıştır. Sosyalizm tarihinde bu gibilere çok rastlanmıştır. Partimiz sayesinde ulaştığı şöhretle ne oldum delisi olan bu megaloman kısa zamanda geldiği yere dönecektir.[2]

Aybar’ın kongreden zaferle çıkması, Aren–Boran taraftarı İstanbul’daki muhalif kanadın tepkisine sebep olur. 16 Kasım 1968 Cumartesi günü TİP Kartal İlçe binası, 20 Aralık 1968 Cuma günü de Bakırköy, Eminönü, Kartal, Zeytinburnu, Eyüp ve Gaziosmanpaşa ilçelerine mensup kalabalık bir TİP’li grup İstanbul İl merkezini işgal eder. İşgalciler “işgal Aybar istifa edene kadar devam edecektir” der.

214 kişilik işgal komitesi olağanüstü kongreye gidilmesi amacıyla imza toplama kampanyası başlattı. Arkasından da bir bildiri yayınlayarak Aybar yönetimine karşı mücadele çağrısında bulundular. Bildiride Aybar sosyalizm düşmanı olarak nitelendirilirken Proudhon ve Kautskiyi kendisine örnek almasından dolayı proletaryaya ihanetle suçlanmıştı.

Aren–Boran grubu Aybar’ın 3. kongreden güçlü olarak çıkmasının karşısında tekrar yeni bir kongre toplanması için girişimlere başladı. Aybar’a karşı muhalif olan 9 parlamenterin girişimiyle muhalif hareket gerekli imzayı toplayarak genel merkezi olağanüstü kongreye zorlamıştı.

Aren–Boran ekibi ve MDD’ciler Olağanüstü kongre için uğraşırken TİP içerisinde Üçüncü Yol olarak adlandırılan ANTçılar da olağanüstü kongre TİP için çıkar yol değildir diyorlarken, daha sonra TİP olağanüstü kongresine taban sahip çıkmalıdır diyorlardı. “TİP üyelerine çağrı” adlı açıklamalarında, tabandan tavana yeniden yapılanma istiyorlardı. Bu grubun çağrısı ANT Dergisinin 10 Aralık 1968 tarihli 102. sayısında kapak yapılırken iç sayfalarda ise geniş bir şekilde yer almıştı.

TİP olağanüstü kongresi 3. Büyük kongreden 45 gün sonra geniş bir sansasyon havasının geliştirdiği gergin bir ortamda 28–29 Aralık 1968 günü Ankara’da Kızılay semtinde bir bankanın altındaki Dilşat Düğün Salonu’nda yapıldı. Kongrenin çekişmeli geçeceği daha toplantı açılmadan salonda dağıtılan bildiri ve dergilerin fazlalığından anlaşılıyordu. İstanbul ilinin “işgal bildirisi”, TİP MYK’nın 36 sayfalık bildirisi, “sömürüye Yumruk gazetesi”, MDD’cilerin yayınladığı “devrimci grup” bildirisi TİP Çankaya İlçesinin bildirisi, kongre boyunca dağıtılmış elden ele dolaşmıştır.[3] Kongreye 227 delege katılmıştı. Kongrede ilk tartışmalar divan başkanlığı seçimlerinde meydana geldi. Başkanlık seçimlerin de üç ayrı liste yarışmıştı. Aybarcılar Av. Rauf Çapan’ı, Aren–Boran ekibi Nejat Elder’i, MDD’ci Devrimci Muhalefet grubu ise Yozgat delegesi Şakir Keçeli’yi aday göstermişti. Üçüncü Yol’cular ise Aybar ekibini destekledi.

Seçimi Aybarcılar kazandı. Aybar divan başkanlığı seçiminden sonra yaptığı üç saat on beş dakika süren açılış konuşmasında Aren–Boran ekibini ve MDD’ci kanadın sosyalizmden saptığı iddialarına cevap vererek, “hürriyetçi sosyalizm, Türkiye’ye özgü sosyalizm görüşünü 1945’lerden beri açıkça savunduğunu” söyledi. Aybar konuşmasında 3. Büyük Kongre’den sonra Çetin Altan ve Aren–Boran ekibinin partiyi bölmek ve parçalamak için gazetelere demeç verdiklerini, parti disiplinine ve programına aykırı davrandıklarını da sözlerine eklemişti. Aybar’dan sonra söz alan Sadun Aren ve Behice Boran ise Aybar’ın güler yüzlü sosyalizm ve anti Sovyetizm içeren görüşlerini eleştirmişlerdi. Sadun Aren’in Aybar’a yönelik suçlamaları ve Kürt meselesinde ortaya koymuş olduğu görüşlere yönelik açıklamalarına, Aybar’ı destekleyen doğulu delegelerden sert tepki gelmişti. Tarık Ziya Ekinci’nin kardeşi Tahsin Ekinci, Aren’e “köpek” diyerek saldırmıştı.

Kongrede partiden ihracı istenen Çetin Altan da bir konuşma yapmıştı. Altan konuşmasında “Aybar’ın başında bulunduğu bir partide milletvekili olmaktansa bir dahaki sene hapishaneye gitmeyi tercih ederim” diyordu. Altan’ın bu sözleri ANT dergisinde “şövalyece bir davranış” diye değerlendirilirken, arkasından da dalga geçiliyordu.[4]

Aybarcılar Aren–Boren ekibi ve MDD’cilerdi. Seçim sonuçları yine muhalefetin beklediği gibi olmamış Aybar kongreyi yine kazanmıştı. Arka arkaya yapılan iki kongre parti içindeki anlaşmazlıkları çözememiş her iki taraf da parti içindeki varlıklarını koruyabilmişlerdi.

MDD’ciler de bu kongrede yerlerini almışlardı. “Türkiye İşçi Partisi Devrimci Grup Bildirisi” adı altında delegelere dağıtılmak üzere bir bildiri kaleme alınmış kongrede delegelere dağıtılmıştı. TİP’in Üsküdar ilçe delegesi Deniz Gezmiş de bu bildirinin dağıtılmasında ve delegeler tarafından imzalanmasında önemli bir çalışma göstermiş, fakat MDD’ciler bu kongreden yenilgiyle çıkmışlardı. Gerek Aybar, gerekse Aren–Boran liderliğindeki her iki gruba da karşı olan MDD yanlılarının dağıtmış olduğu Devrimci Grup Bildirisi’nde Aybar ve Aren–Boran ekibi “hizipçi, klikçi, jurnalci, tasfiyeci, oportünist ve işçi sınıfından kopuk” olmakla suçlanıyordu.

Aren–Boren muhalefeti, Aybar’ı devirmek için örgütsel çalışmalarını hızlandırırken önce “TÜM” dergisini 4 sayı olarak yayınladı. 1 Mayıs 1969’dan itibaren 15 günlük EMEK isimli bir dergi çıkarmaya (daha sonra aylık) ve burada EMEK grubu adı altında ikinci bir genel merkez gibi çalışmaya başlamıştı.

MDD’ciler de TİP’e karşı içerde güçlü olmasa da parti dışındaki sol kesimlerde çalışmalarını aktif olarak sürdürüyordu. Parti içinde Aybar’a karşı Aren–Boren muhalefeti gibi etkili ve tesirli bir gücü yoktu. Oysa EMEK grubunun görüşü de Aybar’ın görüşü de MDD görüşüne karşıydı. Parti içinde EMEK grubu olarak adlandırılan kesim bir taraftan Aybar’a öte taraftan MDD’cilere karşı hem ideolojik hem de eylem düzeyinde harekete geçecekti.

 


[1] ANT, 26 Kasım 1968, Sayı 100, sayfa 5.

[2] ANT, 26 Kasım 1968, Sayı 100, sayfa 5.

[3] ANT, 31 Aralık 1968, sayı 105, s. 4.

[4] ANT, 31 Aralık 1968, sayı 105, s4.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: