DENİZ BAYKAL’IN İTİRAFI

DENİZ BAYKAL’IN İTİRAFI
Bir gün Deniz Baykal bana gelerek bir istekte bulundu:
— Efendim bizim arkadaşlar (C.H.P.’liler) sizinle görüşmek istiyorlar.
Ertesi gün Deniz Baykal’la, C.H.P.’li tutukluların kaldıkları yatakhaneye gittik. Her yatağın üzerine iki üç kişi oturmuştu. On karyola olduğuna göre salonda 25–30 kişi kadar insan vardı. Bunlar C.H.P. yöneticileri veya milletvekilleriydi. Bu arkadaşlar bana 27 Mayıs İhtilali’ni sordular. 27 Mayıs Harekatı’nı bildiğim kadarıyla kendilerine anlattım. O konuyu tamamlamıştık. Konu değişmişti. Türk Milleti’ni tanıyamadıklarını anlattım. Deniz Baykal söz alarak, “Arkadaşlar” dedi ve devamla:
— Gerçekten biz bu milleti tanımıyoruz.
Bence Baykal samimi olarak doğruyu söyledi. Devleti yönetenler milleti tanımıyorlar.
İstiklal Savaşı’nda cephede kahramanlık madalyası alanlara terhis olup köye döndüğü zaman, gerici, yobaz, mürteci damgası vuruldu. Türk insanının sahip olduğu engin ruh ve yüksek feraseti ve imanına karşı yöneticiler savaş açtılar. Halk ile aydın arasındaki bu farklı çizgi halk kendi sağlıklı kültür yapısını korumak ve devam ettirmek çizgisindedir. Aydın ithal ettiği sağlıksız kültür çizgisindedir. Dil ve din toplum hayatının temelleridir. Türk halkı iffetini korur gibi dilini ve dinini korumuştur. Aydınlar bu mukaddeslere karşı taarruz halinde olmuşlardır. Bunu Atatürkçülük ve laiklik adına yapmışlardır. Bu hareket sahipleri ya gaflet ve delalet içindedir veya ihanet içindedirler.
Bazı sorular – cevaplar ve sonuçları:
— Siz kula mı, yoksa Allah’a mı kulsunuz?
— Biz kula kul değiliz; Allah’a kuluz.
— Yalan söylüyorsunuz. Siz kula kulsunuz, Allah’a kul değil. Sen bir müfterisin sözünü geri al.
— Benim sözümü geri almam sizin yemininize bağlıdır.
— Vallahi ve billahi biz Allah’a kullarız. Kula kul değiliz.
— Allah’a kul olmanın alametlerini söyler misiniz?
— Cevap yok.
Ey Allah’a kul olanlar! Allah’a kul olmanın alametleri şunlardır: Kur’an-a ve Sünnet’e uymak. Siz ki bunlarla savaş halindesiniz. Ey İslam’a göre yaşamayanlar, yaşadıklarına göre İslami fetva arayanlar, kendinize gelin. Siz de Kabe-i Şerif’in avlusuna Arafat’ın tepesine seçim sandığı koyan din simsarları hizaya gelin.
Tarihi hakikatler değişmiyor. Lut Kavmi’ni, Nuh Kavmi’ni unutmayın. İlahi şamar bütün insanlığın yüzüne inmeden uyanın. Bugün Türkiye’de durum halkımızın maddi ve manevi yapısını tanıyamamak gibi bir hatanın da ötesindedir. Hem halka hem Hakk’a karşı bir savaş açılmıştır. Bu azim hatanın farkına varılmalı ve derhal geriye dönülmelidir. Aksi taktirde demokrasiden ihtilale, ihtilalden demokrasiye zigzaglar yaparak memleket bölünüp gitmektedir. Bu kavgayı bu bölünmeyi ne ile önleyeceksiniz? Gelin ey aziz milletim, kavgayı dövüşü bırakıp, sövmeyi dövmeyi bırakıp hep beraber Allah’ın ipine sarılalım.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: