DEV–YOL – PKK ÇATIŞMASI

DEV–YOL – PKK ÇATIŞMASI

 

12 Eylül 1980 öncesi Türk solunun en güçlü hareketi olan Devrimci Yol, 12 Eylül 1980 darbesiyle çökertilince kadrolarının bir kısmı yurtdışına çıkmıştı. Yurtdışındaki Devrimci Yol grubunun liderliğini 1985’e kadar Taner Akçam yürütmüştür. Gazeteci Yazar Dursun Akçam’ın oğlu olan Taner Akçam bağlı olduğu örgütü Dev–Genç’in organizasyonuyla 12 Mart 1977 yılında Ankara Merkez Cezaevinden tünel kazarak 6 arkadaşıyla birlikte kaçmıştı. Taner Akçam, firarın ardından 1976 yılında bir süre AYÖD başkanlığı yapan ve Devrimci Gençlik dergisi sahibi arkadaşı Melih Pekdemir’in evinde kaldı. Pekdemir’in evinde 12 Mart döneminde THKP–C ve Dev–Genç davalarından yargılanan ve 1974 sonrası Devrimci Gençlik hareketinin perde arkasındaki liderleri olan Oğuzhan Müftüoğlu, Akın Dirik, Nasuh Mitap’la DGDF genel başkanı Mehmet Ali Yılmaz bir araya geldiler. Dev–Genç’in lider kadroları yaptıkları toplantıda Taner Akçam’ın yurtdışına çıkmasını kararlaşırdılar. Taner Akçam’ı yurtdışına çıkarma görevi Mehmet Ali Yılmaz’a verildi. Mehmet Ali Yılmaz Gaziantep’te örgüt üyesi olan Mehmet Tekin vasıtasıyla Taner Akçam’a sahte bir pasaport çıkarttırdı. Taner Akçam örgütün yardımıyla önce Suriye ve daha sonra Batı Almanya’ya kaçarak buraya yerleşti.

12 Eylül 1980 öncesi (Dev–Genç) Dev–Yol tarafından çıkartılan “Devrimci Gençlik Dergisi”nin yazı işleri müdürü Taner Akçam’dı. Akçam yurtdışına çıktıktan sonra Örgütün yurtdışı faaliyetlerinin sorumluluğunu üstlenmiştir. Başlangıçta MK üyelerinden birine bağlı olarak faaliyet gösteren Taner Akçam daha sonra Merkez Komitesi Siyasi Bürosuna bağlı Basın Yayın ve yurtdışı irtibat bürosu sorumlusu ile çalışmalarını sürdürmüştür.1   Örgütün parasal ihtiyacı da Taner Akçam tarafından organize edilen bağış kampanyaları adı altında gelirlerden elde edilmekteydi. Taner Akçam yurtdışından 100.000 Mark civarındaki bir parayı örgütün yurtdışıyla bağlantısını sağlayan Akın Dirik’e göndermişti.

Türkiye’deki önderliği 1981 yılında tamamen çökertilen Devrimci Yol örgütsel çalışmalarını Avrupa’da Devrimci İşçi ve Dev–Yol yürütme kurulu vasıtasıyla sürdürecekti. Dev–Yol 1982 yılının 1 Haziran’ında PKK ile birlikte 8 Türk sol örgütünün yer aldığı “Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi” (FKBDC)’ni kurdular. Ancak bu cephe girişimi somut hiçbir şey yapamadan dağıldı.

12 Eylül 1980 öncesi birbirleriyle kanlı bıçaklı olan Dev–Yol ile PKK Avrupa’da zoraki “Faşizme Karşı Birleşik Cephe” adıyla sonuçsuz bir ittifaka girmişler, bu ittifak örgütlerin üstünlük, rekabet ve ideolojik görüş ayrılıkları ve çekişmelerinden dolayı dağılmıştır. Bu cephenin dağılmasından Dev–Yol ile PKK birbirlerini sorumlu tutmuştur.

FKBDC’nin bir kolu olan Avrupa’daki BİRKOM içerisinde yer alan Dev–Yol ve PKK arasında yayın organlarında başlayan karşılıklı suçlamalar ilerdeki çatışmaların kıvılcımı olacaktı. Devrimci İşçi Dergisinde PKK’nın Avrupa’daki ve Ortadoğu’daki tavırlarını eleştiren yazıların yayınlanması PKK’lıları fena halde kızdırmıştı. Onlar da “Serxwebun” adlı yayın organlarında Devrimci İşçiye cevap verdiler. Tartışmalar ve suçlamalar BİRKOM’u da içine alacaktı. Devrimci İşçi’nin Şubat 1984 yılında yayınlanan 23. sayısında İbrahim Sevimli FKBDC içindeki grupların BİRKOM’a katılmasından sonra BİRKOM’un faaliyetlerinde Avrupa dinamizmine oturmayan görevlerin öne çıkarıldığını öne sürüyordu. BİRKOM içerisinde bir çok grubu başta PKK olmak üzere örgüt fetişizmini esas almak ve öne çıkartmakla suçluyordu. Sevimli’ye göre; “BİRKOM FKBDC’nin Kayseri il komitesi olarak görülmemelidir” diyordu.2

Dev–Yol gibi Türkiye’de örgütsel bir darbe yemekten kurtulan başta liderleri ve örgüt mensupları daha 1979’un Temmuzunda Türkiye’yi terk eden PKK 1980 sonrası Avrupa’da ciddi taraftar ve güç toplayacaktı. Türk soluyla olduğu gibi Kürt soluyla da 1980 öncesi aralarında husumet bulunan PKK Avrupa’ya büyük bir önem verecek burada bir çok sol gruplarla çatışmalara girmekten kaçınmayacaktı. PKK’nın gözüne kestirdiği ve hedef seçtiği gruplardan biri Türk solundan Dev-Yol, Kürt solundan ise Kemal Burkay’ın liderliğindeki Özgürlük Yolu çevresiydi. PKK, kendisinin de içinde bir dönem yer aldığı FKBDC’nin dağılmasından Devrimci Yol’u şu sözlerle suçluyordu:

Sol içinde özellikle FKBDC üyesi Devrimci Yol’a Devrimci işçi kliği eliyle bir kimlik arayışı dayatılarak yeni bir sol oluşturulması amaçlanmıştır”3

Devrimci Yol’un önde gelen isimlerinden Taner Akçam tarafından yayınlanan “Göçmen Dergisi”nde PKK’nın eylem çizgisi şiddetli bir şekilde eleştirilmişti. Yine Devrimci Yol grubunun önde gelen isimlerinden bir olan 12 Eylül öncesi TÖB–DER’de MYK üyeliği yapan 12 Eylül Askeri Darbesinden sonra 1981’de Türkiye’den ayrılarak Almanya’ya iltica eden İbrahim Sevimli’nin önderliğinde Taner Akçam’a muhalif çevre tarafından çıkartılan Devrimci Yol’un bütün fikirlerinin doğru olduğunu savunan “Devrimci İşçi Dergisi”nde de PKK’ya karşı birçok suçlamalar yapılmıştı. Devrimci İşçi dergisi “PKK’yı sol içi şiddetin kaynağı, devrimci katili, karşı devrimci bir akım” olarak görmüştü. PKK ve Dev–Yol arasındaki ideolojik mücadele Avrupa’nın bir çok ülkesinde birbirlerine yönelik saldırı ve cinayetleri de beraberinde getirecekti. Sol grupların düzenlemiş olduğu bir çok miting ve yürüyüşlerde Dev–Yol ve PKK taraftarları çatışmışlardır. PKK’nın Avrupa’daki kendi örgüt mensuplarına yönelik muhaliflerini temizleme hareketi zaten araları açık olan Dev–Yol’la PKK’yı bir kez daha karşı karşıya getirecekti.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: