DEVRİMCİ SOL – DEVRİMCİ KURTULUŞ ÇATIŞMASI

DEVRİMCİ SOL – DEVRİMCİ KURTULUŞ ÇATIŞMASI

 

Dursun Karataş’ın liderliğinde Devrimci Sol ile Devrimci Kurtuluş adıyla anılan grup arasında da sol içi çatışmalar yaşanacaktı. İstanbul’da cereyan eden Dev–Sol-Devrimci Kurtuluş çatışmasında Dev–Sol sempatizanı Mehmet Büçkün 19 Haziran 1979’da, yine Dev–Sol taraftarı bir kişinin on yaşındaki oğlu Hasan Bülbül 26 Mart 1980’de, Devrimci Kurtuluşçular tarafından öldürülmüştür. Devrimci Sol taraftarı Mustafa Albayrak da 16 Mayıs 1980’de TKP/ML TİKKO tarafından öldürülmüştü. Sol içi çatışmalarda bazı militanlarını kaybeden Dev–Sol adlı grubun lideri Dursun Karataş 1980 öncesi sol içi çatışmada kaybettikleri militanları ve yaşanan sol içi çatışmalarla ilgili şunları söylemektedir:

M–L anlayıştan, devrimci adaletten yoksun olan oportünist, reformist ve de Kürt milliyetçiliği şeklinde karşımıza çıkan birçok sol grup, bu nedenle, enerji ve güçlerini düşmana karşı savaşta kullanmak yerine birbirlerine karşı kullanmaya başlamış ve sadece bu nedenle yüzlerce devrimci ve yurtsever kendilerine komünist, devrimci adını verin örgütlerin, kişilerin kurşunlarıyla katledilmiştir. Oligarşinin faşist terörü ve açık faşizm hazırlıkları hızla sürerken, bu sol grupların ve milliyetçilerin birbirlerini katletmesi tam da oligarşinin arayıp bulamadığı bir şeydi. İdeolojik mücadelede, örgütlenmede, silahlı savaşta kendilerine güvenmeyenler düşmandan önce birbirlerini fiziki olarak tasfiye edip, halk nezdinde kendi yanlışlarına karşı çıkacak herhangi bir gücün kalmasını istememişlerdir… Bu durum öylesine bir hal almıştır ki, politize olmuş halk kitleleri yer yer sırf bu nedenle moral bozukluğuna, inançsızlığa düşmüş, devrimcileri terk etmiştir. Halk onlarda geleneği, devrimci iktidarı görmemeye başlamıştır. Hareketimiz kendi öz gücüne güveni esas alarak halk kitlelerini örgütlemeye ve silahlı savaşı yükseltmeye çalışmıştır. Oligarşiyle savaşmak önce arenadaki solu temizlemek anlayışını ideolojiye güvensizlik olarak görmüştür. Bu nedenle, kadrolarımızı ve taraftarlarımızı katleden gruplara karşı bile misilleme anlayışıyla hareket etmeyerek, sorunu halk kitlelerine götürmeye ve devrimci olmayan bu anlayışları teşhir etmeye ağırlık vermiştir. Solun bu saldırılarında Kurtuluş, Kemal Karaca’yı; MLSPB, Mehmet Büçkün’ü ve bir taraftarımızın on yaşındaki oğlu Hasan Bülbül’ü; TKP/ML, Mustafa Albayrak’ı; Aydınlık, Turgut İpçioğlu’nu katletmiştir. Ayrıca onlarca yoldaşımız ve taraftarımız dövülmüş, silahlı saldırıya uğramış, yaralanmış ve birçoğu katledilmekten tesadüfen kurtulmuştur. Bütün bu cinayetlere rağmen, hareketimiz büyük bir olgunlukla devrimci kanının dökülmemesi için çaba sarf etmiş, bütün sol gruplara, çatışmayı engellemek için her ne sebeple olursa olsun herhangi bir bölge ve alanda çıkabilecek olumsuz bir durumu görüşmek, çözüm yolları bulmak için, tüm sol yapıların onayıyla seçilmiş bir komisyonun kurulması ve bütün sorunların bu komisyona getirilerek çözüm bulması istenmiştir. Ama tüm bunlar diğer sol tarafından reddedilerek 12 Eylül sabahına kadar devrimci kanı dökmeye devam edilmiştir.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: