Doğu Perinçek – Mahir Çayan Polemiği

SD taraftarlarının ihraç edildiği tamamen MDD taraftarlarının hakim olduğu kurultayda MDD’ci kanatta da bölünmelerin sinyali verilecekti. Dev–Genç genel başkanlığı için ASD çevresinde iki ayrı görüş ortaya çıkacaktı. Mahir Çayan’ın ve Doğu Perinçek’in başını çektiği gruplar kısa adı Dev–Genç olacak olan örgütün genel başkanlığına kimin getirileceği konusunda anlaşamıyorlardı. Her iki tarafı da idare eden ve her iki tarafla da iyi geçinen Mihri Belli çözümü sağlıyordu. Mihri Belli Çayan ve Doğu Perinçek’le yaptığı görüşmeler sonucunda iki tarafında adamı olmayan kendi adamı Atilla Sarp’ı öneriyordu. Ve bu öneri Çayan ve Perinçek tarafından da kabul edilince Atilla Sarp Dev–Genç genel başkanı seçildi.

Sarp’ın genel başkanlığındaki yeni Dev–Genç yönetimi şu üyelerden oluştu; Genel Sekreter İrfan Uçar, genel Sayman Aktan İnce, MYK üyeleri, Tuncay Çelen, Ahmet Bozkurt, Ergun Aydınoğlu, Gün Zileli, Oral Çalışlar ve Ömer Özerturğut.

Kendilerini Proleter Devrimciler olarak adlandıran MDD’cilerle Sosyalist Devrimciler arasındaki mücadele yaşanırken önceden öngörülmeyen bir gelişme FKF’nin adını değiştirdiği 4. Kongrede ortaya çıkacaktı. SD’cilerin tasfiye edildiği Dev–Genç kongresinde ODTÜ ve SBF Fikir Kulüpleri delegeleriyle İstanbul DÖB’den gelen ve FKF’ye giren delegelerin oluşturduğu ve sözcülüğünü Mahir Çayan’ın yaptığı bir grup delegeyle Aydınlık dergisi yazı kurulu üyeleri Doğu Perinçek, Şahin Alpay ve Cengiz Çandar’ın sözcülüğündeki bir başka grup delegelerin arasında MDD stratejisinin kavranılması ve gençlik hareketlerinin anlamlandırılması ve işçi sınıfı hareketiyle ilişkilendirilmesi konusunda bir tartışma çıktı.

Mahir Çayan kongrede yaptığı konuşmada Doğu Perinçek’i hedef alan sözler sarf etti. Çayan, Perinçek’e “devrimci terörle anarşizm birbirine karıştırılmaktadır, kişiliklerinde devrim yapamayanlar devrimci olamazlar” diyerek eleştiriler yöneltmesi üzerine Doğu Perinçek kürsüde konuşan Mahir Çayan’ın üzerine yürüyerek küfürle saldırmıştı. Çayan bu hareket karşısında konuşmasını aynı çizgide sürdürmüş ve yaptığı sataşmalara yenilerini ekleyerek kürsüden inmişti. Daha sonra Doğu Perinçek bir konuşma yapmıştır. Perinçek de Çayan’ın eleştirilerine aynı üslupla cevap vermesi üzerine delegeler tarafından Doğu Perinçek’e küfürle karışık sözlü sataşmalar olmuş, Perinçek kendisine yönelik sataşmalara “bana sataşanlar mütekait devrimcilerdir. icazetli sosyalizm yapmaktadırlar” demişti. Perinçek’in bu sözlerine Çayan’a daha yakın olan delegelerden Atilla Sarp “eline kelepçe değmemiş biri icazetten bahsedemez” diyerek cevap vermişti.

Perinçek ve Alpay’ın, “Proletaryanın milli demokratik devrimde önderliğinin objektif şartları oluşmamıştır” görüşünde ifadesini bulan yaklaşımlarını bir “sağ sapma” olarak niteleyen Çayan ve Aktolga, sosyalist hareketin Kemalizm’den ideolojik ve örgütsel olarak bağımsızlaştırılmasının gerektiğini vurgulayarak, bir proletarya partisi olmaksızın Kemalistlerle “Milli Cephe” kurulduğunu ilan etmenin, “hareketi Kemalistler’ in kuyruğuna takmak demek olduğunu” açıkladılar. Perinçek ve Alpay’ın, “Ecevit’in TÖS Kurultayı’nda yuhalanması, ODTÜ işgali ve sonrasında sosyal demokratlarla sosyalistler arasındaki çatışmalar” gibi hareketleri eleştirilerek bunların, “somut şartların somut tahlilini” yapamama körlüğünden kaynaklandığını ve Milli Cephe’yi ya daralttığını yada böldüğünü; Hareket harekettir yaklaşımıyla girişilen boykotların sol sapma olduğunu dile getirmeleri üzerine çatışma tırmandı. Ortaya çıkan gerilim, ODTÜ delegesi ve Aydınlık yazı kurulu üyesi Seyhan Erdoğdu’nun çabalarıyla yatıştırıldı.

Bütün bu tartışmalar sırasında Mihri Belli, her iki tarafça da eleştirinin üzerinde tutuldu; bu konumundan yararlanan Belli, yönetimin belirlenmesinde birinci derecede etkili oldu.

Dev–Genç’i tamamen ele geçiren MDD’ci kanat arasındaki fikir ayrılıkları Dev–Genç’te yeni bölünmelerin ve çatışmaların habercisi olacaktı.

Mahir Çayan bu kongrede yaptığı uzun konuşmayla bütün delegeleri ve dinleyicileri de etkilemişti. Dönemin Dev–Genç’lilerine göre Mahir Çayan’ın yıldızı bu kongrede parlamıştı. Yaptığı uzun ve etkileyici konuşmasıyla Türk solunda lider portresini çizmiş, diğer sol çevrelere de kendini kabul ettirmişti. Özellikle Doğu Perinçek gibi kendisinden daha deneyimli ve sol hareket içerisinde daha çok tanınan polemikçi bir kişinin karşısında onu ve çevresini hedef alan konuşması 68 kuşağına mensup Türk solunda hala konuşula gelmektedir.

 

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: