DÜN, DÜN İLE GİTTİ CANCAĞAZIM

DÜN, DÜN İLE GİTTİ CANCAĞAZIM
“Dün dündür, bugün bugün”… Verilmiş bir vaadin tutulmadığının hatırlatıldığı anlarda can simidi olan bir Demirel vezicesi… Bu vecize, redçi milletvekilleri tarafından Mevlana’nın “Dün dün ile gitti cancağazım” mısraıyla karşılık bulmuştu.
5+5’ler, gözdağları, kırmızı pullar, siyasal manevralar TBMM’nin rüzgarıyla uçuverdi. . Şimdi yeni şeyler söylemek lâzımdı. Bu yeni şeylerin “değişim” üzerine olması gerekiyordu. Demirel’in bir “istikrar” öğesi olarak beş yıl daha seçtirilmek istenmesi, memleketimizin psikolojisine uygun değildi. Çünkü bu atmosferde “değişim arzusu” ağır basıyordu. Baba, yaptığı her konuşmanın uygun bir yerine “değişim” kelimesini monte etse de, uygulayıcı konumundaki Baba’yla hep çelişmişti.
Hükümet, 5+5 mağlubiyetine rağmen bir bunalım yaşanılmayacağını kamuoyuna açıkladı. Hükümet yoluna devam ediyordu ve şimdi yeni bir cumhurbaşkanı seçilecekti. Bunun için işleyecek süreç belliydi. Gerekli şartlara hâiz adaylar, 26 Nisan’a kadar seçilmek için müracaat edebileceklerdi. 16 Mayıs’ta ise, yeni cumhurbaşkanının seçilmiş olması ve devir teslimin yapılması gerekiyordu. Demirel, bu tarihe kadar cumhurbaşkanlığı makamında oturmaya devam edecekti.
5 Nisan’dan öncesi ve sonrası, hayatı önemli milatlarla bölünen Demirel için, kuşkusuz ayrı bir öneme sahip olacaktı.
5 Nisan oylamasının öncesinde ve sonrasında sessiz kalan Baba, oylamayla ilgili ilk değerlendirmesini Almanya cumhurbaşkanı Johannes Rau’yla başbaşa görüşmesinde yaptı. Rau, Demirel’e “16 Mayıs’tan sonra ne yapacaksınız?” diye sormuş, Demirel’de “Çok samimi söylüyorum. Hiçbir planım yok” cevabını vermişti.
Aileden biri olan Şevket Demirel ise, ağabeyinin isteğinin “Bu yükten sıyrılmak” olduğu şeklindeki açıklaması ile şaşırdı. Çünkü, Demirel’in “böyle bir isteği olduğu, doğrusu uzaktan hiç fark edilmiyordu.
Demirel, “henüz hiçbir planım yok!” şeklindeki sözlerini 16 Mayıs’a kadar tekrarlayacaktı. Ancak, siyasette Güniz Sokak yolunun yeniden açılmasıyla birlikte “Demirel’in siyasete muhtemel etkileri “ tartışılmaya başlandı. Güniz Sokağa dönüş, küskünler ve bazı eski vekiller arasında âdetâ umut dalgaları estirdi. Çünkü, eski dostlara göre (Esat Kıratlıoğlu), “Demirel köşesine çekilmezdi. İlk seçimde iktidarı ele alabilecek bir güce sahip olacaktı. Çünkü Demirel, dolacağı kabın şeklini almakta adeta “su” gibiydi. Vatandaş Demirel, halk adamı kimliğiyle kitleleri peşinden sürükleyecek potansiyeli içinde taşıyarak Çankaya’dan iniyordu sadece. Çankaya’nın “babası” olmasa da gönüllerin babasıydı artık. Her ne kadar Demirel’in Almanya Cumhurbaşkanı Rau ile depremzedeleri ziyareti sırasında diktiği bir fidan “çiçek, böcek stajına başladı” yorumlarına neden olsa da, “Gezen Baba” bu yorumlara Baku’den anlamlı bir cevap vermekte gecikmeyecekti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in, Türkçe Konuşan Ülkeler Zirvesi nedeniyle verdiği akşam yemeğinde konuşan Demirel, siyasî hayatında pek çok iniş çıkışla karşılaştığını, ancak “hiç pes etmediğini” belirtiyor ve yine ilginç bir örnekle mesajını veriyordu: “Ferhat, Şiren’e yetişmek için elinde kazma sürekli kazar. Fakat, her defasında bakar önünde çok engel var. Der ki, vur kazmayı Ferhat, çoğu gitti azı kaldı. Aklımıza koyduğumuz Türkiye’ye hizmet yolunda her şeyi yaptık. Bütün siyasi kargaşalara rağmen bu hizmetleri yaptık. Ne zaman halka gitsem halk bana destek verdi.”
Halk, yine yeni bir siyasî oluşum peşinde koşup Demirel’e destek verir miydi? Herşeyden önce Demirel, böyle bir maceraya kalkışıp bu sorunun cevabını tecrübe etmeye cesaret edebilir miydi?. .
Bu soruların cevapları için bekleyip görmekten başka yapabilecek bir şey yoktu.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: