Ecevit’in Beklenmeyen Çıkışı

ECEVİT’İN BEKLENMEYEN ÇIKIŞI
YILMAZ’IN UMUTLARININ
BİR BAKIŞA BAHARA KALIŞI

Mail Bey’in ardından tek başlarına takılıp ses vermeyen cumhurbaşkanı adayları, birer birer gün yüzüne çıkmaya, adaylıklarını ilân ederek taraftar toplama yarışına başladılar. Partilerin adayları ise, konuşuluyor, tartışılıyor, ancak ne kişisel ne de partisel olarak kendilerini ortaya atmayıp, beklemeyi tercih ediyorlardı. Fakat nereye kadar… Çünkü başvuru süresi on günle sınırlıydı. 16 Nisan’da başlayan süre, 25 Nisan saat 24:00’te son bulacaktı. Muhalefet, koalisyon ortaklarının belirleyeceği adayın açıklanmasını bekliyordu. Oysa takvimler, 18 Nisan’ı gösteriyor ve başvuru süresinin bitimine bir haftalık bir zaman kalıyor ve bu sırada Başbakan çıkıyor, “şu ana kadar cumhurbaşkanlığı için herhangi bir ismin konuşulmadığını” söylüyordu.
İsimlere girmeyerek ani bir strateji değişikliğine giden Ecevit’i, Bahçeli de destekliyordu. Ecevit, bir bakıma hesapları altüst eden bu çıkışıyla aday belirleme işlevini zamana yayma yöntemiyle hâlledecekti. Bunun manası ise, Yılmaz’ın adaylık konusunda kararını vermesini güçleştirmekteydi. Tam anlamıyla, politik bir satranç oynanıyordu. Yılmaz, bir adım ilerisini özellikle de ortaklarının kafasındaki ismi veya isimleri görmek istiyordu. Aday olacaksa bunu “kendiliğinden değil, ortaklarının göstermesiyle” yapacağını açıklıyordu. Ecevit ise, Yılmaz’ın bu beklentisini bildiğinden böyle bir ismi öne sürmüyordu.
Ecevit, şaşkınlık yaratan bu çıkışından bir gün sonra da “Dengelerin duyarlı bir zemine dayandığını” belirtiyor, “Meclisten bir cumhurbaşkanı seçmek güç olabilir. Bu yüzden meclis dışına seçim kapısını aralık tutmakta yarar var. ” diyordu.
Ecevit ne yapmak istiyordu? Neyin peşindeydi? Bu soruların sıklaştığı bir ortamda Baba’ya Köşk yolunda yeniden bir yeşil ışık yakılır gibi oldu. ‘5+5’i meclisten geçiremeyen hükümet ortakları, yeni bir adayda uzlaşmanın zor olacağı gerekçesiyle, Süleyman Demirel’in bu sefer üç yıl daha Köşk’te kalmasının yolunu aramışlar; ne var ki çok geç kaldıklarını anlamışlardı. Eğer geç kalınmasaydı, bu öneriye asker kanadından da ‘olabilir’ mesajı alınabileceği fısıltıları kulaklara geliyordu.
Başvuru süresinin bitmesine sayılı gün kala artık isimler de zikredilmeye başlandı. DSP ve MHP, meclis içinden ve dışından iki aday belirlemişlerdi. Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve Mehmet Haberal, Ecevit’in, Milli Savunma Bakanı Sebahattin Çakmakoğlu ve Kamil Turan da, Bahçeli’nin adaylarıydı. Ortaklarından yeşil ışık bekleyen Yılmaz ise, Yıldırım Akbulut ve Agah Oktay Güner’in adaylıklarını resmen ilân etmeleriyle sarsılıyordu. Diğer ortakların adayları telaffuz edilirken Yılmaz, süre istiyordu. Fakat nereye kadar? Çünkü, artık zaman tükenmek üzereydi. Son bir gayretle çırpınan Yılmaz, Başbakan’la, Bahçeli’yle görüştü; ama umduğunu bulamadı. Demirel’i seçtirmeme taktiği başarıya ulaşmış, kendisini seçtirme hamleleri akim kalmıştı.
Umutlar bitmez, ertelenebilirdi. Yılmaz’ın da tek çaresi, “bir başka bahara” demekti…

Yorum Yap »

You must be logged in to post a comment.

error: Content is protected !!