Gani Bozarslan’ın ölümü

Eski PDA’cı Gün Zileli anılarında Gani Bozarslan’ın ölümünü şöyle anlatıyor:

1978 yılının Mayıs ayında, TİKP ve Aydınlık “muazzam” atağıyla şaha kalkmış, sağa sola koşturmaktan, şöyle durup ülkenin nereye gittiğine bile doğru dürüst bakamayacak hale gelmişken, Gani’nin ölüm olayıyla sarsıldık.

Bir şiirinden dolayı yedi buçuk yıl hapis cezasına mahkum olduğu için aranan devrimci Kürt şairi Gani Bozarslan’ın cesedi, Üsküdar yıkılarında bulunmuştu. Bu haberin Aydınlık gazetesine yeni ulaştığı bir sabah vakti, tesadüfen ben de oradaydım. Gazete çalışanları, büyük üzüntü ve kaynaşma içindeydiler. Herkes çalışmayı filan bırakmış, Gani’nin ölümüyle ilgili varsayımların yapıldığı kümeleşmeler oluşturmuştu. O sırada Doğu da gazetenin ilk atılımını yönetmek üzere bilfiil gazete çalışmalarının başında bulunuyordu. Gazetenin büyük salonundaki kümeleşmelere sokulup ben de dinledim Gani hakkındaki varsayımları. Aslında kimse doğru dürüst bir şey bilmiyordu. Çeşitli söylentiler söz konusuydu. Kimileri intihar etmiş olabileceğini söylüyordu. Yine söylentilere göre, vücudunda herhangi bir darp izi yoktu. Bu, denize atlayarak intihar etmiş olabileceği olasılığını güçlendiren bir belirtiydi. Ancak, Gani’nin bir cinayete kurban gittiğini ileri sürenler de az değildi. Öte yandan, bu ölüm olayı, Aydınlık hareketini de zor duruma sokmuştu. Çünkü, yediği cezadan dolayı aranan Gani, Aydınlıkçıların himayesindeydi ve onların sağladığı bir evde gizleniyordu. Eğer bu bir cinayetse, ilişkileri son derece kısıtlı, aranan bir insanın can güvenliğini sağlayamamanın sorumluluğu Aydınlık hareketinin omuzlarına biniyordu (nitekim daha sonra, Gani’nin babası Mehmet Emin Bozarslan, oğlunun ölümünden dolayı Aydınlıkçıları suçlamıştı, hatta Gani’nin bizzat bu hareket tarafından öldürüldüğü yolunda imalarda bulunmuştur). Öte yandan, intihar etmiş olması ihtimali, bir bunalıma işaret ediyordu. Eğer bir bunalım söz konusuyla, Gani’yi saklayanlar, bunun farkına daha önceden neden varmamışlardı?

Soru ve yorumların birbirini kovaladığı bir anda, aniden Doğu çıkageldi salona. Kaynaşan kümeleşmelere şöyle bir bastı ve öksüzler yurdunun o pek sinirli müdireleri gibi ellerini çırparak, “hadi bakalım herkes işinin başına, yorum morum yok artık” diye bağırdı. Biz koca adamlar ve kadınlar da, küçük yaramaz çocuklar gibi bu sert ihtara anında uyup çil yavrusu gibi dağıldık. Bundan sonra, Gani Bozarslan’ın ölümü olayı karanlıklara gömülüp gitti. Daha sonra TİKP onu “parti şehidi” ilan etti, ama başka cinayetleri “aydınlatmadaki” “polisiye” başarıyı bu olayda gösteremedi.

Yorum Yap »

You must be logged in to post a comment.

error: Content is protected !!