Günün Görevi: Tertiplere Karşı Mücadele

HALKIN SESİ:

“Günün Görevi: Tertiplere Karşı Mücadele!”

12 Martın karanlık güçleri ile Demirel Türkeşler kanlı 1 Mayısı niçin tezgahladılar, Türkiye hangi olayı yaşıyor, kısacası durum nedir ve gelişme yönleri ne olabilir? Bugün olaylara geniş bir ufuk içinde bakmaya ve soğukkanlı bir değerlendirme yapmaya gerek vardır.

Baş Sorumlusu: 12 Mart Kliği

Tertibi tezgahlayanlar, 12 Mart kliği ve Demirellerdir. Ancak, hakim sınıfların en zorba kesimlerini temsil eden bu iki kliğin, tertibin meyvelerini toplarken farklı bir tavır aldıkları görülüyor. 12 Martın karanlık güçleri iki yıldan beri uyguladıkları ve seçimlerden sonra da sürdürmeyi planladıkları kanlı tertiplerin bir halkası olarak 1 Mayıs olayını sahneye koydular. Onlar hakim sınıflar içinde yeni bir 12 Mart ihtiyacını adım adım yaratmak, geniş yığınları tarafsızlaştırmak ve 12 Mart generallerinin iktidara tamamen el koymaları için gerekli zemini hazırlamak peşindedirler. Tertibi esas tezgahlayanlar bunlardır. yüz binlerin haykırdığı “işkencecilerden hesap sorulsun” şiarı 12 Martçıları titretmiştir. Onların kumarbaz tutumlarının ve çılgınlıklarının kaynağı, hesap verme korkusu ve halkın özgürlük isteğidir.

12 Martın ünlü kontrgerilla şefi Korgeneral Memduh Ünlütürk, “Denge üç yıldız” imzasıyla yazdığı yazılarda bu olayların seçimlerden sonra da devam edeceğini söylemektedir (Son Havadis, 3 Mayıs 1977). 12 Martın karanlık güçleri, bu siyasetlerine uygun olarak 1 Mayıstan sonra esas saldırıyı “Maoculukla mücadele” yaftası altında doğrudan doğruya Türkiye Marksistlerine yöneltiyorlar. Bunlar, her taşın altında “Maocu” bulduklarını büyük bir yaygara ile ilan ediyorlar, bazı sözde devrimcilere “Maocu” maskesi takıyorlar. Bunların basındaki baş sözcülüğünü Günaydın gazetesi yapmaktadır.

Demireller ise, 1 Mayıs tertibinden daha çok seçimleri etkilemek için yararlanmaktadır. Onların kısa vadedeki temel meselesi, CHP’nin tek başına iktidara gelmesini önlemektir. Önümüzdeki bir ay içinde onlar için her şey, bu siyasetlerine hizmet etmesi açısından anlam taşıyor. Bu nedenle Demirel, esas darbeyi seçimlerdeki rakibi olan CHP’ye yöneltiyor. Bu tutumun basındaki tutarlı temsilcisi Son Havadis’tir. Tercüman da gittikçe böyle bir tutumu benimsemektedir.

12 Mart kliğinin ve Demirel’in siyasetleri birbirini reddeden siyasetler değildir. Her iki siyaset birbiriyle uyum halindedir ve hakim sınıfların en zorba kesimlerini kısa ve uzun vadeli menfaatlerini temsil etmektedir. Onların esas meselesi, bağımsızlık ve demokrasi için mücadele eden emekçi halkı ezmektir.

Suç Ortağı Revizyonistler

Revizyonistler, 1 Mayısın kanlı meyvelerini toplamada 12 Martın karanlık güçleriyle kol koladır. Revizyonistlerin meselesi de, tıpkı 12 Mart faşistleri gibi “Maocu hayaletine” karşı mücadeledir. Hatta revizyonistler, bu komünizm düşmanlığı yarışında, bu işçi düşmanlığı yarışında 12 Martçılardan daha da hızlı gözüküyorlar. Çünkü revizyonistlerin esas meselesi, Rus sosyal emperyalizminin Türkiye’yi tahakküm altına almasına karşı direnen öncü güçleri ezdirmektir. Bu nedenle revizyonistler, 1 Mayıs’ın kanı tertipçilerini gizlemek için her türlü yalana ve alçaklığa sarılıyorlar, bütün güçleriyle proleter devrimcilere saldırıyorlar. Moskova radyosunun Türkçe yayınları, 1 Mayıs olayını 12 Mart kliğinin sözcülüğünü yapan Günaydın gazetesinin manşetlerini okuyarak vermektedir. Hürriyet gazetesi de, polisle revizyonistlerin “Maocu düşmanlığında” birleştiklerine manşet vererek parmak basmaktadır (Hürriyet, 5 Mayıs 1977). Aynı Hürriyet’in “Maocu” hayaletine karşı mücadelenin başını çekenler arasında olması ise ayrı bir gerçektir.

Tertip En Çok Yeni Çarlara Yaradı

1 Mayıs tertibi karşısında iki süper devletin ve Avrupa ülkelerinin tutumu ne olmuştur, ABD emperyalistlerinin bu işte ne ölçüde parmakları vardır? Bu sorunun cevabı da gittikçe aydınlanacaktır. Kanlı 1 Mayıs’ı tertipleyenler ABD emperyalizmini işbirlikçileridir, Türkiye’de ABD emperyalizmine en fazla bağlı olan güçlerdir. Ama 1 Mayıs tertibinin en fazla ABD emperyalistlerine yaradığı konusu tartışma götürür.

ABD emperyalizmi için bugün Doğu Akdeniz’deki en önemli mesele, Türkiye ile Yunanistan arasındaki bir çatışmayı önlemek ve Kıbrıs’ta barışçı bir anlaşmanın gerçekleşmesidir. ABD’nin iflas etmekte olan Demirel’den gittikçe uzak durduğu ise ayrı bir olgudur. Denebilir ki, ABD ve Avrupa ülkeleri, Türkiye’nin başında Kıbrıs ve Ege meselelerini Yunanistan’la anlaşarak çözecek güçlü bir hükümet istemektedir. Bu hükümet bir Demirel hükümeti olamaz. Bir 12 Mart hükümeti kurulması için ise, bugün şartlar elverişli değildir. Ama ABD emperyalizmi cephaneliğinde böyle bir silahı her an hazır tutmak zorundadır. Çünkü onun en son başvuracağı başka bir çare yoktur.

Avrupa ülkeleri ABD’den farklı olarak 12 Mart kliğine ve MC hükümetine açıkça karşı çıkmakta ve CHP iktidarını istemektedir.

Rus sosyal emperyalizminin çıkarı ise Ege ve Kıbrıs sularının daha fazla bulanmasında, Türkiye ile Yunanistan arasında bir savaş kışkırtılmasındandır. Yeni Çarlar, bütün siyasetlerini buna göre ayarlamaktadır. Kıbrıs ve Ege meselesinin bölgedeki ülkeler arasında barışçı bir şekilde çözülmesi, sosyal emperyalistlerin hayallerini yıkacaktır. Rus sosyal emperyalistleri bu amaçla Türkiye halkının saflarında kargaşalık ve bölünme yaratmaya, kendisine karış birleşebilecek olan halk güçlerini birbirine düşürmeye, Türkiye halkını uyanıklık ve dikkatinin kendi emperyalist emelleri üzerinde toplanmasını önlemeye çalışıyor. Yeni Çarlar, revizyonist beşinci kolu aracılığıyla Türkiye’deki herkesin gözüne bir at gözlüğü takmaya çalışıyor. öyle bir at gözlüğü ki, onu takanlar yalnız iç meseleleri görebiliyorlar ve Rusya’nın yayılmasına hizmet eden bir kargaşalık ortamında Yeni Çarların değirmenine su taşıyan bir dolap beygiri gibi dönüp duruyorlar. Bu tutum, aynı zamanda Türkiye’nin bütün iç meselelerinin de çözülmeden kalmasına hizmet ediyor ve emperyalistlerin güçlenmesine hizmet ediyor.

Bugün Türkiye halkının baş düşmanlarının iki süper devlet olduğunu, özellikle Rusya’nın yurdumuzun efendisi olma planlarını göremeyen bir sürü siyasi akım ve grup işte bu dolap beygiri rolünü oynuyor. Kimisi, örneğin CHP, büyük devletlere karşı bir tavır almayacağını, bir erdemmiş gibi açıkça ortaya koyuyor ve bağımsızlığımızı düşmanlarını halktan gizleyerek Türkiye’nin meselelerini çözme hayalleri yayıyor. Kimisi, sağa sola bomba atarak, cam çerçeve kırarak sömürü ve zulme karşı mücadele ettiğini sanıyor. Kimisi, Mao’nun adını lekelemeye çalışanlara komünizm düşmanlığı malzemesini “devrimcilik” kisvesi altında imal ediyor.

Ve halkın saflarındaki bütün bu kargaşalığın, bu keşmekeşin meyvesini toplayan da, en başta Yeni Rus Çarlarıdır. Kim düzenlerse düzenlesin, son 1 Mayıs tertibinden en fazla yararlananlar da onlar olmuştur.

Tarihi Fırsat

Kanlı 1 Mayıs

Kanlı 1 Mayıs

Nitekim Rus sosyal emperyalizminin Türkiye’deki beşinci kolu, 1 Mayıs tertibini yerinden sevinçle hoplayarak karşılamıştır. Sahte TKP’nin başındaki İ. Bilen kliği, 1 Mayıs tertibini “tarihi moment” (tarihi an) olarak değerlendiriyor. Onlar, bu olaydan yararlanarak Türkiye’deki proletarya hareketini ezmek için “tarihi bir fırsat” doğduğunu düşünmüşlerdir. 1 Mayıs tertibini oturdukları maroken koltuklarda kıs kıs gülerek karşılayanlar, yalnız 12 Mart generalleri ile Türünler, Demireller, Türkeşler değildir. Bu isimlere İ. Bilenler, Mehmet Ertürkler, Aydın Meriçler, Ahmet Kaçmazlar ve nihayet Behice Boranları da eklemek gerekir. Rusya’nın yurdumuza efendi olması için planlarını bir Türkiye Yunanistan savaşı üzerine kuranlar, on binlerce emekçinin gerici bir savaşta kırdırılmasını isterken yüreklerinde en küçük bir sızı duymayanlar, iplerini bir kere Rus Çarlarının ellerine vermişlerdir. Halkın kanının dökülmesi, işçi hareketinin bastırılması bunların umurlarında değildir. Onların çıkarları, daima halk düşmanlarının çıkarlarıyla, emperyalistlerin çıkarlarıyla birleşmektedir.

Revizyonistler “tarihi momentin” geldiğini düşünerek yerlerinden hopladılar, ama çok fena yanıldılar. Onlar, Türkiye halkının gücünü, proleter devrimcilerin gücünü iyi hesap edemiyorlar. Yeni Çarların Türkiye’deki acenteleri ve komisyoncuları, geldiğini sandıkları “tarihi fırsata” sarıldıkça, daha fazla çamura batacaklardır. Onlar, Mao düşmanı kampanyaya sarıldıkça, komünizm düşmanı, işçi düşmanı, halk düşmanı ve millet düşmanı yüzlerini daha açık olarak gösteriyorlar. Onların her tarafı kan kokan “tarihi fırsatları”, emekçi halk için onların gerçek yüzünü tınama fırsatına dönüşecektir. Türkiye halkı ve Türkiye’nin proleter devrimcileri, her türlü kanlı tertibin üstesinden gelecek güçtedir. Tarihin tekerleği, Türkiye halkının bağımsızlık ve özgürlüğe kavuşmasından yana dönüyor. Tarihin tekerleği, Türkiye halkının sımsıkı birleşmesinden, iki süper devleti alt etmesinden, halkı bölen anarşi ve kargaşalığı yenmesinden yana dönüyor.

Provokasyona Karşı Panzehir: Doğru Eylem Çizgisi

1 Mayıs 1977, Türkiye emekçileri için acı bir gündür, 12 Mart işkencecilerinin, Demirellerin, Türkeşlerin, İ. Bilenlerin, Mehmet Ertürklerin yüzünü güldüren bir gündür. Ama bu günden halkımızın çıkaracağı dersler de vardır. Bir musibet bin nasihatten evladır. Türkiye halkının düşmanlarının ne kadar gözü dönmüş, ne kadar sinsi ve karanlık işler çevirebileceğini, 1 Mayıs’ta hala öğrenemeyenler varsa bunları uyarmalıyız. Günümüzün görevi, tertip ve kışkırtmalara karşı, provokasyona karşı mücadeledir. 1 Mayıs tertibini bütün yönleriyle bütün çıplaklığıyla gün ışığına çıkarmalıyız. Çünkü bu tertipler, bu kışkırtmalar durmayacaktır. Durmayacağını bizzat tertipçiler açıklıyorlar.

Bu tertiplerin üstesinden gelecek birici güç, emekçi halk yığınlarıdır. Tertipçileri, suç ortaklarını ve onlara bilerek ya da bilmeyerek alet olanları emekçi halka açıklamalıyız. Gerçekleri bilmesi gerekenler, her şeyden önce emekçilerdir. Hiçbir ajan kendini “devrimci” kisvesi altında gizleyememeli, bu tertibe imkan veren hiçbir siyaset mahkum olmaktan kendini kurtaramamalıdır.

Tertip ve kışkırtmaya karşı en güçlü tedbir, doğru bir mücadele çizgisi izlemektir. Emperyalistlerin ve sosyal emperyalistlerin kiralık ajanları doğru bir mücadele çizgisi izlendiği zaman başlarını kaldıracak fırsatı bulamayacaklardır. Onların kendilerini gizlemelerine ve “devrimci” kılığı altında dolaşabilmelerine hizmet eden siyaset, başıbozuk maceracılık ve anarşizmdir. Bireyci terör ve siyasi körlük, Türkiye devrimi için önemli bir mesele haline gelmiştir.

Maceracılık ve anarşizmde ısrar edenler, kendileri ile kiralık ajanlar arasına bir sınır çekemezler. Kitlelerden kopanlar, emekçi halkla birlikte hareket etmeyenler, sağa sola bomba atmayı ve bireysel terörü bir marifet sananlar, ya kışkırtıcı ajanlarla omuz omuza hareket etmekten kurtulamazlar. Emperyalizmin ve revizyonizmin ajanları, bu yolu izleyen grupların içinde en yüksek “kahramanlık” madalyasını göğüslerine takmaya devam ederler.

Revizyonizmin nasıl maceracılığı körüklediğini ve maceracılığın meyvelerini topladığını son yılların Türkiye tarihi bize döne döne gösterdi. Eski macera kahramanlarının sırtlarını sıvazlayanların, revizyonistler olduğunu her gün yaşadık. Ve bunların en sonunda hakim sınıflar önünde nasıl secdeye vardıklarını ve birer revizyonist dönek haline geldiklerini yeterince gördük.

Anarşizme son! Maceracılığa ve başıbozukluğa son! Tertiplere ve kışkırtmalara karşı kararlı mücadele!

Türkiye halkı 1 Mayıs tertibini mutlaka aydınlatacaktır. 1 Mayıs katliamını tertipleyen 12 Martın işkencecileri kanlı ellerini hiçbir yere gizleyemeyeceklerdir!

Türkiye halkı 1 Mayıs’ın tertipçilerinden ve onların suç ortağı olan İ. Bilenlerden, Mehmet Ertürklerden mutlaka hesap soracaktır!

Türkiye halkı, tertiplere alet olan başıbozuk maceracılığı ve anarşizmi mutlaka yenecek, emekçi yığınlar devrim yolunda önlerine çıkan bu dikenleri mutlaka temizleyecektir!

Türkiye halkı, Sovyet sosyal emperyalistlerinin ve ABD emperyalistlerinin her türlü tertip, baskı, manevra ve terörünü boşa çıkaracak, iki süper devleti işbirlikçi burjuvaziyi ve toprak ağalığını yıkarak bağımsızlık ve demokrasiye kavuşacaktır.

Bütün bu görevleri yerine getirmek için, yaşadığımız gün, kışkırtma ve tertiplere karşı uyanıklık ve mücadele günüdür.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: