Haki Karer’in Katili Beş Parçacılardır

Abdullah Öcalan: “Haki Karer’in Katili Beş Parçacılardır.”

haki_karerAbdullah Öcalan liderliğindeki Apocular hareketinin ilk yapılanmasında, Türk kökenli, Ordu, Ulubey doğumlu ve Ankara’da yüksek öğrenimini sürdüren Haki Karer’de vardır. 1975 yılında AYÖD’de Abdullah Öcalan’la tanışan Karer, Öcalan’dan etkilenerek tercihini Türk solundan değil onun tam aksi Kürt solundan yana yapar. Haki Karer, 1976 yılından itibaren Kürdistan Devrimcileri, UKOcular, Apocular adıyla tanınacak olan örgütün ilk öncü elemanlarından biri olarak Gaziantep’te faaliyet yürütmüştür. Abdullah Öcalan’ın en güvendiği elemanlardan biri olmuştur. Öcalan’ın Mart–Nisan 1977 tarihinde bölgedeki gezisinde ona eşlik etmiştir. Apocu Haki Karer, 1977 yılının 18 Mayıs’ında Antep’te öldürüldü. Haki Karer’in öldürülmesinden, Apocular “Stêrka Sor” adlı Beşparçacılar denilen grubu suçladı. Katillerin Beşparçacılar olduğu ilan edildi. Beşparçacılar olarak adlandırılan grup ise Karer’in katilinin örgüt arkadaşları olduğunu, Karer’in Apo’ya muhalif olduğu için Apo’nun emriyle öldürüldüğünü ileri sürdüler. Karer cinayetinin ardından her iki Kürt soluna mensup örgüt arasında, Gaziantep ve çevresinde kan davası başlayacaktı. İki gruba mensup militanlar birbirleri hakkında infaz kararı verdiler. Apocular’a nazaran daha az güce ve kadroya sahip olan Beşparçacılar kısa bir süre sonra gerek Apocuların baskısı gerekse liderlerinin öldürülmesiyle dağıldılar.

 

PKK lideri Abdullah Öcalan’a göre “Haki Karer’in katili Beşparçacılardır”  Öcalan’a göre “Beşparçacılar MİT’in uzantısıydı”. Öcalan’ın Haki Karer cinayetiyle ilgili söyledikleri Tasfiyeciliğin Tasfiyesi” adlı kitabta aynen şöyle:

* 1975 yılında “Stêrka Sor” adı altında bir ajan kol oluşturmuşlardır. Biz bunlara “Beş Parçacılar” diyorduk. Sovyetler Birliği’nin sosyal emperyalist olduğunu söylüyorlardı. Aslında bu CIA’nin ve MİT’in uzantısıydı. IKDP’den de çok güç alıyordu. Bu provokasyon çetesinin ilk işi Haki Karer yoldaşı katletmek oldu. O zamanki temsilcileri PKK’dan intikam aldığını söylüyordu. İz buna karşı hazırlıklı olmadığımız bir dönemde Haki yoldaşı kaybettik. Haki yoldaşın anısına tutarlı bağlılığımız, bizi sınıf savaşımını yetkince yürütmeye zorladı.

* Ne yazık ki, PKK tarihini biraz daha iyi izleyemiyorsunuz. Stêrka Sor neydi, “Beş Parçacılar” kimdi? Bazılarınız bunları hiç anımsamayabilir. Ama bunlar gerçekten de ilkel milliyetçiliğe, IKDP’ye dayanıyorlardı. Ondan güç alıyorlardı. Bunlar, PKK’nın yayıldığı Antep ve Adana gibi alanlarda üsleniyorlardı. Haki yoldaşı tartışmaya çağırıyorlardı. Tartışma içinde, kaza süsü vererek katliamı gerçekleştirmişlerdir. Olay kaza değildi. Çatışma bunu açıkça doğruluyordu. Ama biz hazırlıksızdık. Çünkü, tartışmada bir şey olamaz diye düşünüyorduk. Biliyorsunuz, Haki yoldaşın şehit düşmesini kaldırmak bizim için çok zor oldu. Bu yoldaşımızın anısını yaşatmak, mücadeleyi geliştirmekle mümkündü. Mücadeleyi geliştirmek için de, o zaman bu ajan provokatör çetesini tasfiye etmek gerekiyordu. Tersi durumda grubu geliştirmek olanaksızdı. Aylarca bu çetenin tasfiye edilmesi sorunuyla uğraştık. O zaman silahımız da yoktu. Bu oluşum bizi çok uğraştırdı. Anımsayanlar bilirler, çok da tehlikeliydi. Daha sonra bunların ulusal kurtuluşçulukla bir ilgisinin bulunmadığı anlaşıldı. Hepsi lümpen ve parayla tutulmuş maşalardı. Bunlardan bazılarını cezalandırdık. Geride kalanların daha sonra sergiledikleri pratik, gerçeğin, değerlendirdiğimiz biçimde olduğunu doğruladı. Katliam planlıydı. Yoldaşımızın şehit düşmesi, hazırlıklı olmadığımız bir dönemin kaybıydı. Bize yararı şu oldu: Düşmanı daha iyi kavradık ve üzerine gittik. Örgütlülüğü ve eylemliliği geliştirerek, yoldaşımızın anasını yaşatmaya ve kaybımızı gidermeye çalıştık. Bu olay karşısında sinmedik; tersine devrimci intikam yönelimi içine girdik.

* Yalnız bizi boğmak isteyen güçlere, kişilere ve anlayışlara karşı kaba bir intikama yönelmekten ve “bizi vuranı vururuz, bu iş olur biter” demekten kaçındık. Özellikle “Beş Parçacılar”ın kimler olduğunu, “beş parça”nın hangi anlama geldiğini ve dünya görüşünün ne olduğunu araştırdık. O zaman bunun ilkel milliyetçiliğin bizi barajlamak amacıyla ortaya çıkardığı bir araç olduğunu gördük. Bunların hedefi şuydu: PKK solculukla geliyordu; kendileri de “solcu”ydu. Ama kendileri “beş parçacı solcu”ydu. PKK daha sonra biraz KUK’a dönüşecek ve KUK da yaygınlık kazanacaktı. Sonuçta çatışmalar tırmandı. Bunlar savaşı geliştirdiğimiz Mardin’de, onlarca yurtseverin katledilmesinde büyük rol oynadılar. O zaman “UDG” (“Ulusal Demokratik Güç Birliği”) vardı. “UDG”, PKK’ya karşı sözüm ona ünlü bir vurucu güçtü. Demirel bile ondan söz ediyordu. Bunları kullanmakla tehlikeli bir iş yapıldığını, bu güçleri PKK’ya karşı çıkarmanın devletin ağırlığıyla bağdaşmadığını söylüyordu. Demirel sanırım 1980 başında böyle bir değerlendirme yapmıştı. Ama onlar da epeyce kayıp verdiler. Ortada büyük bir kalkışma ve gelişme vardı. Mardin’deki büyük yurtseverlik çıkışının darbelenmesi hedeflenmişti.

* Bu çıkmazı, çok yönlü faaliyetlerle zor bela aştık. Bu öyle kendiliğinden olmadı. Epey müdahalede bulunduk. Yüzlerce kadro, savaşçı ve olanak sunarak, Mardin bölgesindeki yurtseverliği diri tutmaya çalıştık. Büyük bir sınıf savaşımı sonucunda bunları tasfiye etmek mümkün olabildi.

* Bir de Alaattin Kapan vardı Beş Parçacıların önde gelen ismi. Bu adam Haki yoldaşın katili olduğu için cezalandırıldı. Bunların Kürdistanla hiçbir ilgisi yoktur.’’

 

Apocu Can Yüce: “Haki Karer Beşparçacılar adlı ajan provokatör grup tarafından katledildi.”

Yine Apocuların 12 Eylül öncesi önde gelen isimlerinden 12 Eylül sonrası PKK davasından 11 yıl hapis yatan, bir dönemin hızlı Apocusu,  Can Yüce, Haki Karer’in öldürülmesiyle ilgili şunları anlatıyor:

Haki Karer 18 Mayıs 1977 günü Sterka Sor (Beş Parçacılar) adlı ajan–Provokatör grup tarafından katledildi. Apocular kalplerinden vurulmuşlardı. Türk sömürgeciliği Haki Karer’i katletmekle Apocular’a savaş ilan etmişti. (Yüce, M. Can, “Doğu’dan Yükselen Güneş”, Cilt 1, s. 395.)

Devletin ajan provokatör bir grup aracılığıyla Haki Karer’i katletmekle verdiği mesaj, ortaya koyduğu kararlılık çok açıktır.

Kullanılan silah, ajan–provokatör bir gruptur. Bu grubun başını Alaattin Kapan adında bir kontrgerilla elemanı çekiyor. Alaattin Kapan bir zamanlar Ankara Siyasal Bilgiler’de postallarla dolaşıp “gerilla” pozlarına takınan, çevresine böyle bir hava basan biri. Son derece tehlikeli. Sterka Sor (Beş parçacılar), kendilerini bir “Kürt grubu” olarak tanıtıyor, Kürdistan’ı beş parçaya bölünmüş bir sömürge olarak tanımlıyor. “Beş parçacılar” deyimi de buradan kaynaklanıyor. Sovyetler Birliği’ne “sosyal emperyalizm” diyorlar. Yani kısacası, kendilerini sola belli ideolojik görüşleri olan sol ve bir Kürt grubu olarak tanıtıyorlar.

Türkiye Kürdistan’ı Demokratik Partisi ile de ilişkileri var. T–KDP o zaman büyük ölçüde MİT’in denetimine girmiş, Dervişe Sado’nun bir MİT ajanı olduğu biliniyor. Daha sonra Dervişe Sado’nun Sterka Sor (Kızıl Yıldız)’la ilişikli olduğu anlaşılıyor. Burada devletle ilkel milliyetçiliğin karşı–devrimci ilişkileriyle karşı karşıya geliyoruz.

“Beşparçacılar”ın öyle ciddi bir ideolojik–siyasal faaliyetleri olmuyor. Birkaç kişiden oluşan ve kendi yüzlerine ideolojik maske geçiren bir grup. Çok fazla da tanınmıyor. İlk ve tek eylemleri Haki Karer’i katletmeleridir. Bu suikastları tamamen bir tuzak ve komplo niteliğindedir. Antep’tedirler, arkadaşlarla tartışıyorlar. Tartışmayı sürdürmek istiyorlar. Aslında Haki az çok bu adamların farkındadır, karanlık ve tehlikeli ilişkiler içinde olduklarını biliyor. Bu nedenle arkadaşlara bu adamlardan uzak durmalarını tembihlemiş ve uyarılarda bulunmuştur. “Beş parçacı”lar arkadaşlarla tartışıyorlar, tartışmayı sürdürmek istediklerini belirtiyorlar. Yine tartışmak için bir kahveyi buluşma yeri olarak saptıyorlar. Haki Karer, bu olayı duyuyor. Randevuyu iptal etmiyor, arkadaşları göndermiyor, bizzat kendi gidiyor. Saptanan kahveye varıyor selamlaşıp oturuyor. Bir tuzak ve komplo olduğu çok açık. Haki de durumu hemen anlıyor, ama ne yazık, artık çok geç. Henüz tartışma başlamadan Alaattin Kaplan belindeki silahı çekip Haki’yi vuruyor. Haki hastaneye kaldırılıyor ama kurtarılamıyor. Bu komploda o zaman grupla belli ilişkileri olan Mehmet Uzun’un da parmağı var. Daha sonra grup tarafından ölümle cezalandırılan Ahhmet Ballı, Ali Yaylacı gibi unsurlarında komployla ilişkileri olduğu anlaşılıyor. Zaten bu unsurlar, daha sonra Sterka Sor’un misyonunu sürdürmek istiyor. Tekoşin adlı ajan–provokatör grup adına hareket edecek ve Antep’te Apocular’a karşı, karşı–devrimci bir faaliyet içinde bulunacaklardır. (Yüce, “a.g.e.”, s. 398–399)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: