HALKIN BİRLİĞİ: “Basına ve Halkımıza Açıklama”

HALKIN BİRLİĞİ: “Basına ve Halkımıza Açıklama”

1 Mayıs günü gerçekleştirilen katliamı üzerine, çeşitli sözler söylendi. Taksim olayları değerlendirildi. Babıali’nin yüksek tirajlı MİT ve polisle işbirliği halindeki basını bir bütün olarak faşist partiler, örgütler, yazarlar ve kişiler, sosyal faşistlerin tamamı ve diğer Rus uşakları olayları “Maocu” adını verdikleri devrimciler ve yurtseverlerin yarattığını utanmazca haykırdılar. Tabii sosyal faşistler olayda CIA’nin ve faşistlerin de rolünün bulunduğunu söylemeyi, faşistler ise, DİSK ve CHP’nin parmağı olduğunu söylemeyi ihmal etmediler. Fakat faşistler ve sosyal faşistler bir  noktada ağızbirliği ediyorlar: Olayları “Maocular” yarattığı; halkın üzerine ateş açan bunlardır.

Faşistlerle, sosyal faşistler arasında devrimcilere karşı girişilen işbirliği devrimcilerin sesini oluşturan, devrimci yurtsever basını susturmak böylece gerçeklerin, kamuoyunca öğrenilmesini önlemek konusunda sürmektedir. sosyal faşistler polise hedef göstermekte; polis de bu hedeflere saldırmaktadır. Birbiri ardı sıra basılan dernekler, gazete idarehaneleri ve gözaltına alınan, kurşunlanan onlarca devrimci ile yurtsever devrimci gazete elemanları ve sahipleri, bu işbirliğinin sonucu olarak işkence tezgahlarına yatırıldılar. Olaylar hakkında kesin kanıtlara dayanarak, ad ve yer açıklayarak geniş açıklamayı daha sonra yapacağız. Ancak bu açıklamamızda, olayları en kaba çizgileriyle belirteceğiz.

Faşistler ve sosyal faşistler tarafından “Maocu” olarak tanımlanan devrimciler, 1 Mayıs’ta Halkın Birliği, Halkın Yolu ve Halkın Kurtuluşu gazetelerinin flamaları arkasında Saraçhane’de toplandılar. Burada siyasi bakımdan devrimcilerle, sosyal faşistler arasında yer alan Kurtuluş, Emeğin Birliği, Proleter ve TEP grupları yer almakta, ayrıca DİSK’e bağlı bazı sendikalar bulunmaktaydı. Saraçhane’de barikat oluşturmuş bulunan DİSK görevlilerinin çekileceği, devrimcilerin, Kurtuluş ve TEP grubunun temsilcilerine DİSK yöneticileri tarafından söylenmiştir. Gerçekten bir süre sonra barikat kalkmış en büyüğü Kurtuluş olan 4 grubun arkasından Halkın Birliği, Halkın Yolu, Halkın Kurtuluşu’nun flamaları arkasında yürüyen devrimciler yürüyüşe geçmişlerdir. Uzun süreli ve aralıklı duraklamalarla ilerleyen yürüyüş kolu, 19. 00 sıralarında Taksim civarına geldi. Bu sırada Kurtuluş, Emeğin Birliği, Proleter ve TEP’in oluşturduğu blok DİSK yöneticileri tarafından alana sokulmuştu.

Bu grupların ardından alana girmek isteyen devrimciler, Tarlabaşı’ndan alana çılan yolun köşesinde (Portekiz Konsolosluğu Köşesi) DİSK görevlilerinin barikatı tarafından engellendi. Devrimcilerin “İşçiler Birleşin” sloganıyla ilerlemesi, barikatın gevşemesine ve gerilemesine yol açtı. Bu sırada sosyal faşist sendika ağaları MURAT TOKMAK ve ZÜLFİKAR DİCLELİ barikattaki işçileri devrimcilere saldırtmaya çalışıyordu. Bu çaba sonuç vermeyince DİSK görevlilerinden birisi DİSK’in böcek otosunun yanında silahını çekerek ateşledi. Bundan sonra devrimciler üstüne özellikle Sular İdaresi üzerinden (İdarenin Tarlabaşı yönüne doğru) kurşun yağmaya başladı geri çekilen devrimciler kendilerini yere attılar. Bu sırada devrimcilerden ölenler ve yaralananlar oldu. Bu olaydan kısa süre sonra polis panzerleri devrimciler üzerine saldırdı. Devrimciler esas olarak, Taksim Tarlabaşı yoluyla Yenişehir arasında kalan sokakların, Taksim Tarlabaşı yoluna yakın olan kesiminde ve bu yol üzerinde (yani tamamen alan dışında) polis panzerine karşı direndiler. Panzer devrimciler üzerine saldırdı, kurşun sıktı ve göz yaşartıcı bomba attı. Bir süre sonra bu bölgenin Taksim alanına yakın olan kesimine jandarma birliği geldi. Olaylar sırasında devrimcilerin bir kısmı ayrı gruplar halinde dağıldı. Büyükçe bir grup Tepebaşı yöresine gitti ve dağıldı. Bir başka büyük grup ise Yenişehir civarına kadar yürüyerek buradan dağıldı.

Olaylardan açıkça anlaşılabileceği gibi devrimciler Taksim alanına kesinlikle girememişler, saldırmak bir yana, saldırıya uğramışlar, içlerinden şehit ve yaralı vermişlerdir. Devrimciler meydanda cereyan eden olayları, radyo, TV, gazeteler ve görgü tanıklarından öğrenmişlerdir. Bu kaynaklara göre Sular İdaresi’nin üzeri, İntercontinental Oteli ve bir renault otomobilden aynı anda açılan ateş ve bu sırada da gerçekleşen panzer saldırısıyla polis ateşi meydandaki paniğe ve ölüm olaylarına neden olmuştur. Olayların suçunun, alana girememiş, ve saldırıya uğramış bulunan devrimcilere yüklenmesinde, faşistler ve sosyal faşistler birleşmekte, alçakça yalanlarla iğrenç suratlarını sergilemektedirler. Gerçekte ise olay önceden planlanmış bir tertiptir. Bu tertip birbirinden bağımsız faşist ve sosyal faşist merkezler tarafından planlanmış sosyal faşist tertip faşist katliama zemin hazırlamış; olaylar faşistlerin istediği biçimde gelişirken, sosyal faşist tertipçilerin hesaplarını aşmıştır. Şimdi her iki kanattaki tertipçiler suçluluklarını bastırmak ve unutturmak istercesine, “Maocu” adını verdikleri devrimci ve yurtseverlere adice saldırıyorlar, devrimci yurtsever basının gerçekleri açıklamasını engellemeye çalışıyorlar.

Olaylar Sosyal–faşistlerin Tertibidir

sosyal faşistler, bir süredir böyle bir tertibe hazırlanıyor ve bunu açıkça söylüyorlardı. Onlar karşı–devrimci tabiatları gereği, en büyük düşman olarak devrimcileri görmekte, devrimcileri ezmeğe, tecrit etmeğe ve DİSK, TÖB–DER, gibi örgütlerde sallanan mevkilerini, sağlama bağlamaya çalışmaktadırlar. 1 Mayıs’tan önceki 10 gün içinde Sadık Canarslan ve İdris Türkoğlu adlı devrimcileri onlar katlettiler. 1 Mayıs’ta Saraçhane’de engel olmadıkları ve engel olmayacaklarını söyledikleri devrimcileri Taksim girişinde engellemeye çalışmaları nasıl açıklanabilir? Onlar, devrimcileri tuzağa düşürmek istemişlerdir. Devrimcileri işçilerle çatıştırmak ve bundan devrim aleyhtarı propaganda için yararlanmaya kalkışmışlardır. Bu hesap tutmayınca devrimcilere ateş açarak, mukabele edeceğini hesapladıkları devrimciler tarafından birkaç işçinin öldürüleceğini planlamışlardır. Ama açtıkları ateş, istedikleri sonucu vermediği gibi olay, onları da aşmış ve faşist katliama zemin hazırlamıştır. Sonuç olarak sosyal faşist tertip uygulanmış ancak olaylar hesaplarının ötesine geçmiş ve faşistlerce geliştirilmiştir.

MC Faşistleri Tertipçi ve Baş Katliamcıdırlar

MC faşistleri gelişen halk mücadelesini bastırmak, yaklaşan seçimler öncesinde rakiplerini yıpratmak ve seçimleri terör ortamı içinde gerçekleştirerek kedileri için en uygun sonuçları almak hesabındadırlar. Bunun için her fırsatta halka, devrimcilere ve rakip partilere saldırmaktadırlar. Bu bakımdan Taksim katliamı Niksar, Şiran, Erzincan olaylarının bir devamıdır. MC Taksim’de 1 Mayıs günü çıkacak kanlı bir kargaşalığın suçunu devrimcilere yükleyerek, DİSK ve CHP’yi de böyle bir tören düzenledikleri ve destekledikleri için suça iştirak etmekle suçlayarak yıpratmayı hesaplamaktadır. MC, CHP’ye oy verebilecek ola kararsız seçmen kitlesini ürkütmek hesabındadır. Bu amaçla katliamı tertipleyen MC sosyal faşistlerin devrimcilere silahlı saldırısını fırsat saymış, ajanları vasıtasıyla alanın geniş bölümünü ateş altında tutarak haince planını gerçekleştirmiştir. MC katliam planını başarıyla uygulamıştır.

Taksim katliamının planlayıcıları halka ve devrimcilere yönelttikleri yeni saldırılarını sürdürüyorlar. Ve çeşitli sınıfların temsilcisi, partiler, yayın organları, örgütler, kişiler vb. olayları kendi sınıf menfaatlerine uygun şekilde açıklıyorlar. Bu noktada her türden sevimli maske düşüyor, yüzler açığa çıkıyor; dost, düşman ayrılıyor, halkın dost görünüşlü düşmanları arkadan hançerleyiciler beliriyor.

Tüm faşistler; siyasi partileri, basını ve her türlü örgütleriyle, önce devrimcilere sonra DİSK ve onu desteleyen CHP’ye saldırıyorlar. Faşistler, ellerine ve dişlerine bulaşan kanı saklayarak devrimcileri suçlu sandalyesine oturtuyor, her türlü baskılarını kamuoyunun gözünde meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Ama onlar olaylara CHP’yi de katmak böylece yaklaşan seçimlerde CHP’yi yıpratmak giriştikleri katliamlar karşısında CHP’yi kendi yanlarında saf tutmaya zorlamak hesabındadırlar. Bu yakın vadeli amaç faşistler için önemlidir ve faşistler istisnasız bütün güçleriyle devrimcilere saldırırken aynı zamanda DİSK’i destekleyen ve DİSK tarafından desteklenen CHP’ye saldırmaktadırlar. Elbette sosyal faşistlerin yönetiminde yer aldığı, içinde reformcu sendikaların da bulunduğu DİSK’de yıpratılmaktadır. Böylece rakip siyasi güçlerin kontrolündeki bir sendika konfederasyonu zayıflatılmaktadır.

sosyal faşistler DİSK yetkililerinin, TÖB–DER, TÜS–DER yöneticilerinin, TSİP, İGD’nin ve Politika Gazetesi’nin ağzından olayların sorumluluğunu devrimcilere atmaktadırlar. Rus uşağı TİP de bu koroya katılmıştır. sosyal faşistler herkesin gördüğü gerçekleri dahi çarpıtmaktan kaçınmıyorlar. sosyal faşist Mehmet Ertürk’ün ve TSİP’in devrimcilerin halkı yaylı ateşine tuttukları yolundaki adice yalanları bunun en açık örneğidir. sosyal faşistler tertiplerini örtme, devrimcileri kamuoyunda tecrit ve faşistlere ezdirme gayreti içindedirler. Onlar olaya CIA ve MİT’in de karıştığını söylüyorlar ve faşistler ile Amerikan emperyalizmine de saldırıyorlar. Ama her zaman, olayları devrimcilere mal etme çabası, kısacası halk düşmanı yanları ağır basıyor. sosyal faşistler planlarını aşan gelişmeden suçlarını bastırma, devrimcileri ezdirme, faşistleri ve Amerika’yı suçlayarak sorumluluktan sıyrılma yönünde yararlanmak hesabındadırlar.

CHP ve paralelindeki kuruluşlar, seçimler öncesi kendilerine yönelen saldırıyı en ucuzundan atlatmak hesabındadırlar. Bu yüzden CHP olayların aydınlanmasını beklediğini söylemekte, mümkün olduğunca somut bir suçlamadan kaçınmaktadır.

Devrimcilerle sosyal faşistler arasında yer alan orta yolcu akımlar, CIA, MİT ve MC’yi suçlamakta, olayların tertip olduğunu doğru olarak söylemektedirler. Ancak bu tertip içinde sosyal faşistle tertibi görememekte veya görmek istememektedirler. Bazı yurtsever ve demokratları ile, TÜM–DER Başkanı Erhan Tezgör (TİP’li) gibi kişiler bu teşhiste birleşmektedirler.

Aydınlık–Halkın Sesi oportünizmi ise aşağılık bir davranış içindedir. O, fırsattan yararlanarak, devrimcilere darbe indirmek, sınıf işbirliğini halkı çıkarmak ve daha da geliştirmek hesabındadır. Bunun için bulanık suda balık avlamaya çalışmakta, katliamın tertipçileri tarafından suçlu olarak gösterilen “H. Birliği, H. Yolu, H. Kurtuluşunun” “Suçuna” iştirak etmediğini söylemekte, suçlu olarak devrimcileri göstermektedir. Aydınlık–Halkın Sesi’ne göre provokasyonu MC hazırlamış revizyonistler uygun ortam yaratmış devrimciler ise alet olmuştur. O da, en adi küfürlerle devrimcilere saldırmakta geri durmuyor ve hakim sınıflara teminat vererek kendisinden hiçbir zarar gelmeyeceğini belirtiyor.

Bütün bu olaylar, ağır hücum ve baskılar devrimcileri bir adım dahi geriletemeyecek ve sarsamayacaktır. Devrimciler birliklerini pekiştirecek halk yığınlarıyla daha fazla kaynaşarak yollarında kararlıca ilerleyeceklerdir.

Tüm devrimci, ilerici, yurtsever ve demokratları

1. Faşistlerin ve sosyal faşistlerin Taksim olayındaki tertiplerinin açığa çıkması için mücadeleye ve güçlerini birleştirmeye,

2. Devrimcilere ve devrimci örgütlere kitle örgütlerine ve yurtsever devrimci basına karşı girişilen yoğun baskılara karşı durmaya ve mücadeleye,

3. Faşizme ve sosyal faşizme karşı mücadelede saflarını sıkılaştırmaya ve kararlılıkla mücadele etmeye… çağırıyoruz.

Halkın Birliği adına Yazı işleri müdürü: Fikri Yüksek

Not: Bu yazı 7 Mayıs 1977 tarihinde Cumhuriyet, Vatan, Milliyet gazetelerine verilmiştir.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: