Hayat bildiğin gibi değil!..

Seni her düşündüğümde “bir ümit” diye sayıklıyorum!

 

Hayat bildiğin gibi değil!..

 

Hâlâ ısrarla bir şeyleri bekliyorum. “Niye” demeyeceğim çünkü nedeni biliyorum. Seni her düşündüğümde “bir ümit” diye sayıklıyorum.
Unutmam gerekirken senli zamanları, hâlâ hasretim ben senli zamanlara.
Niye yapıyorum ki bunu kendime?
Hayat bildiğin gibi değil. Bir şeyleri umursamayı gerektiriyor çoğu zaman.
Günübirlik aşklar tam sana göre ama bir de içindekine sormalı onu. İçindekinin incindiğini bilmiyorsun çoğu zaman. Söylediğin gibi, mutlu olman için belki çok küçük şeyler yeticek ama ya isteklerin. Beklemen yetmeyecek sevgili.“Mücadele etmeyi sevmiyorum” dedin, uğraş vermeden olur mu dersin isteklerin?
Hataydı. Evet baştan hataydı bu sevgiyi seninle paylaşmak. Zordu sevgili seninle bu sevgiyi yaşamak. Bana kalan özlemin oldu yalnızca. Ensemdeki soğuk nefes, “Acaba bir şeyler mi diyecek” diye düşünmekten alıkoyamadım kendimi her arkamdan gelişinde. Söyleyeceğin bir söz için heyecanla bekleyişlerim, sen hiçbir şey söylemesende, bekleyişlerim…
Bu oyunda başrolleri paylaştık seninle… Başrol… Söylenişi bile ne kadar şaşalı değil mi? Neyi anımsatıyor bu söz sana? Bir biz istedik bu oyunun çıkmasını, hergün sabırla çalıştık. Provalara tam zamanında yetiştik. Bize denilen saatlerde hep ordaydık. Bir kere bile “niye” diye sormadık. Ama orada olduk hep. Hep iyinin iyisi olmak istedik, o büyük güne kendimizi hazırlamaya çalıştık. Ne kadar başarılı olduk dersin? Ve işte oyunun çıkacağı gün, ikimizde de bir heyecan. Birilerinden gelen şans dilekleri. Ve birkaç cılız alkış. Kimse yoktu salonda sevgili. Şaşkındın. Böyle olacağını ikimizde önceden kestirememiştik. Bir yerlerde bir şeyler eksikti. Senaryo da bir hata olacağı hiç aklımıza gelmedi. Sonra döndün bana “kutlarım” dedin; “Sevmekle her şeyin olmayacağını bile bile oynadık bu oyunu sonuçları düşünmeden. Her şeye rağmen seninle aynı sahneyi paylaşmak güzeldi.” Usulca çöktüm yere. Düşündüm nerede hata yaptık? Birden aklıma başkalarının oynadığı bir oyun geldi. Ne güzel bir sondu öyle. Tam dilediğim gibi. Bir büyü vardı sanki aralarında, hiç bozulmayan. Gizemini koruyan. Onlar mutluluktan dansediyorken, biz hüzünle oynuyorduk daha. Belki yalnızca ufak bir daktilo hatasıydı. Ne dersin?
Hiç nokta koymayı bilmedik, birbirimize geç kalmaktan korktuk hep ve aralara virgül koyup devam ettik hızla. Ünlem işaretleri, hiç kafamızdan çıkmadı. Ne zaman bir şeyler söylense, bir değil kaç ünlem, kaç soru işareti belirdi kafamızda. Tam yeni bir heyecan, yeni bir rüzgar esiyor derken; birkez daha “yarın ne olacak” diye düşündük. Duraksadık gene. Ne daktiloymuş ama tam son cümleyi yazacakken mürekkebin bittiğini hatırlıyorum. Sonra bırak yazmayalım sonu, yaşayalım dedin.Ve ben gene hayır diyemedim sana. Gene engel olamadım kendime. Sonra düşündüm ve “sonu yazmalıyım” dedim. Herşey düzelir sandımda, yeni mürekkebi aldığımda herşey çoktan bitmişti. Ben gene geç kalmıştım.
Aynı sahneyi bir kez daha paylaşmak seninle, aynı oyunu bir kez daha çıkarmak. İçimdeki “evet” dese de, bu olmayacak sevgili biliyorum. Ama emin ol senin olmadığın bir oyuna daha iyi hazırlanacağım.
Son mu? Bu oyunda bir anı olarak kaldı hafızalarda, “izlenmezse büyük kayıp olur” denilen oyunlardan değildi bizimkisi. Anılar eskir zamanla ve arada bir hatırlanır sadece.
Anılarla yaşamak kolay değil elbet.Zamanın hızlı geçtiğini söylüyorlar ama ellerinde en ufak bir delil yok bizi inandıracak. Su değil ki görelim. İnandık onlara. Beklemeye hiç birimizin sabrı yok. Ne yaşasak kârdır diye düşündük, doğru veya yanlış olmasına aldırmadan yaşadık.
Tanık olarak yaşıyoruz. Birileri bir şeyler yapıyor, daha biz ne olduğunu anlayamadan bir de bakıyoruz yeni bir olaya tanık olmuşuz. Mutlu olmak beklemekle olmuyormuş sevgili, sen arayacakmışsın ve gene sen bulacakmışsın onu. Olanları izleme sevgili, bir sonraki oyunda başrolü oynamayabilirsin belki. Ne farkederki? Ne olursa olsun hayatın içinde olmaya bak sen. Yaşıyorken şahit ol yaşadıklarına. Hisset ve asla pişman olma. Eski bir oyundu yaşadığımız, üstelik sonunda ne olacağını hiç bilemediğimiz!

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: