İstanbul’dan Avrupa’ya Devrimci Sol

İstanbul’dan Avrupa’ya Devrimci Sol

1978 yılının başlarında Devrimci Yol hareketi içerisinde görüş ayrılıkları başladı. İstanbul kanadı Devrimci Yol Dergisi’nde yayınlanan yazılara karşı çıkarak hareketin sağ sapmacı bir çizgiye doğru yöneldiğini iddia ettiler. Devrimci Yol’un Ankara’daki sorumlularını Çayan’ın tezlerini inkar etmek ve THKP-C çizgisinden uzaklaşmakla suçladılar. Ankara ve İstanbul arasındaki görüş ayrılıkları, İstanbul kanadının Şubat 1978’de Ankara’ya çağırılmasına sebep oldu. Dev–Yol yönetimi tarafından Ankara’ya çağırılan İstanbul kanadı, daha Ankara’ya gelmeden çalışmalarını ve görevlerini fikir ayrılıkları giderilene kadar askıya aldıklarını açıkladılar. Ankara’daki görüşmeler olumsuzlukla sonuçlandı. İstanbul’a dönen grup Nisan ayında İTÜ-DER lokalinde bir toplantı düzenleyerek Dev–Yol yönetimiyle olan örgütsel anlaşmazlıklarını masaya yatırdılar. Liderliğini Dursun Karataş’ın yaptığı Bülent Uluer, Hüseyin Solgun, Paşa Güven, Hüseyin Telci ve İbrahim Erdoğan’dan oluşan Dev–Genç’in İstanbul’daki radikal kanadı bir bildiri yayınlayarak Dev–Yol yönetimine karşı son uyarılarını yaptıklarını deklare ediyorlardı.
İstanbul’da düzenlenen 1 Mayıs 1978 mitinginde henüz resmi olarak ayrılık yokken İstanbul grubu, merkezi yönetime karşı tavırlarını açıkça belli ettiler. Dev–Genç genel merkezi tarafından Ankara ve çevre illerden otobüsler tutularak mitinge getirilen Devrimci Yol taraftarlarının “Devrimci Yol pankartıyla” kortejin önünde yer almasını engellemeye çalıştılar. Dev–Genç genel merkezi tarafından 1 Mayıs mitingiyle ilgili görevlendirilen Nasuh Mitap İstanbul Dev–Genç yöneticileriyle bu yüzden sert tartışmalara girmiş, İstanbul grubuna yaptıkları tavrın yanlış olduğunu belirtmişti. Her iki grup arasındaki pankart tartışmasında Dev–Genç’in büyük bir kesiminin haberi yoktu. Ankara’dan gelen Dev–Yol liderleri İstanbul kanadına açıkça tavırlarını koyarak bu tutumlarını sürdürürlerse kendilerini Dev–Genç’ten ihraç edeceklerini söylediler. Dev–Genç’in İstanbul kanadında artık ok yaydan çıkmıştı. Miting sonrası İstanbul’da kalan Nasuh Mitap ortaya çıkan muhalif grubu ikna edemedi. Bunun üzerine Devrimci Yol merkezi önderliği tarafından Dev–Yol’a ve Ana Dev–Genç’e bağlı İstanbul’da “Marmara Dev–Genç” ismiyle alternatif yeni bir yapılanmaya gidildi.
İstanbul hizbi ihraca gerek kalmadan 1978 yılının 8 Temmuz’unda bir toplantı yaparak Dev–Yol’dan ayrıldıklarını açıkladılar. Dev–Yol’un merkezi yönetimi tarafından “Askıcılar” olarak adlandırılan ayrılanlar “Dev–Genç” ismini Dev–Yol’a bırakmamak için kendileri de bir “Dev–Genç” kurduklarını ilan ettiler. Ayrılanlar “Devrimci Sol” ismini aldılar. Devrimci Sol adıyla örgütlendiler. Devrimci Sol adıyla örgütlenen Dursun Karataş’ın liderliğindeki grup 20 Aralık 1978’de yaptığı bir toplantıyla 3 kişilik MK oluşturdu. Dayı kod adlı Dursun Karataş, Şişko kod adlı Paşa güven, Sessiz kod adlı Hüseyin Solgun ilk MK’yi oluşturdular. Dev–Sol’un Türkiye sorumluluğunu Karataş üstlenirken, Paşa Güven ise yurtdışı sorumlusu oldu.
Devrimci Yol kadar örgütlü ve kitlesel bir gücü olmayan sadece İstanbul’da kısmi ağırlığı ve sempatizanları bulunan Devrimci Sol, 12 Eylül 1980’e kadar sansasyonel kanlı eylemler yaparak gündeme gelmeye çalıştı. Bunlardan en önemlileri 27 Mayıs 1980’de MHP genel başkan yardımcısı Gün Sazak’ı Ankara’da, 19 Temmuz 1980’de de 12 Mart döneminde başbakanlık yapan Nihat Erim’i İstanbul’da öldürmeleridir.
12 Eylül 1980 darbesiyle diğer sol örgütler gibi Dev–Sol da büyük darbe yedi. Örgütün lideri Dursun Karataş 30 Ekim 1980’de Şişli’deki örgüt evinde yakalandı. Sorgulanması sırasında Nihat Erim ve Gün Sazak’ın öldürülmesi eylemini de üstlendi. Birçok Devrimci Sol militanı güvenlik güçleri tarafından düzenlenen operasyonlarla yakalandı. Örgütün Türkiye sorumluluğunu Niyazi Aydın üstlendi. 12 Eylül öncesi Kürdistan Komitesi sorumlusu olarak görev yapan Aydın, Merkez Komite’nin başta Karataş olmak üzere ele geçirilmesinden sonra 1981 Kasımına kadar bu görevini sürdürdü. Niyazi Aydın da yakalanınca Dev–Sol’un dışarıdaki yönetimini Dursun Karataş’ın eşi Sabahat Karataş üstlendi.
Yüzlerce kadrosu ve taraftarı cezaevlerine giren Dev–Sol’un dışarıdaki kadroları Sabahat Karataş’ın emrinde Dev–Sol’u yeniden canlandırmak için bir takım kanlı eylemlere giriştiler.
Devrimci Sol’u çağrıştırmayacak yeni bir örgüt ismi kullanarak “Türkiye Halk Kurtuluş Savaşçıları” bu isim altında silahlı eylemlere giriştiler. Amaçları güvenlik güçlerini şaşırtmaktı. Örgütün ilk kanlı eylemini 6 Şubat 1981 günü İstanbul Emniyet müdür yardımcısı Mahmut Dikler ve koruma polisini öldürerek gerçekleştirdi. Eylem THKS ismiyle üstlenilmişti.17 Fakat güvenlik güçleri bu ismi Dev–Sol’un kendini gizlemek amacıyla yaptığını öğrenmişti.
1981 yılının Aralık ayında cezaevlerinde tutuklu bulunan Devrimci Sol sanıkları 2500’ü bulmuştu. 15 Mart 1982 tarihinde İstanbul’da görülen Ana Dev–Sol davasında 428 kişiden 126’sı hakkında idam isteminde bulunuluyordu. Mahkemeler sürerken dışarıdaki Dev–Sol mensupları Ana Dev–Sol davasındaki yargılamaları ve idamları protesto etmek amacıyla İstanbul’un bazı semtlerinde 15 Mart 1982 tarihinden itibaren bildiri dağıtmışlar, bombalı pankartlar asmışlardır.
Dev–Sol’un eylemleri fazla uzun sürmedi, güvenlik güçlerinin düzenlediği yeni operasyonlarla dışarıda kalan çok az sayıdaki militan da yakalandı. Dışarıda sadece Sabahat Karataş ve bir kısım militanlar kaldı. Örgüt kadrolarının cezaevine konmasından sonra cezaevindeki liderleri Dursun Karataş ve örgütün üst düzey yöneticileri bir toplantı yaparak “ricat” kararı aldı. Bu kararla örgüt geriye çekilirken geçici bir süre dışarıda kalan kadrolarına yeniden yapılanma başlayana kadar görevlerin ve faaliyetlerin askıya alındığını duyurdu.
Örgüt yurtiçinde çökertilirken yurtdışına kaçan MK üyesi Paşa Güven Dev–Sol’u Avrupa’daki taraftarları vasıtasıyla canlandırmaya örgütü buradan yönlendirmeye çalıştı. Dev-Sol’un yurtdışıyla ilişkisi yeni değildi. 1979 yılının başlarında başlamıştı. Paşa Güven yine MK üyesi olarak ilk kuruluş döneminden itibaren örgütün yurtdışı sorumlusuydu.
1979 yılında Dursun Karataş, Hüseyin Solgun ve Paşa Güven örgütün yurtdışında temsil edilmesi ve çeşitli örgütlerle temasa geçilmesi için İsmail Tuncer Bağdatlıoğlu’nu FHKC ile ilişki kurmak için Şam’a gönderdi. Şam’da FHKC yetkilileriyle görüşen Bağdatlıoğlu, Yormuk Filistin Göçmen Kampı’nda üç gün kaldı. FHKC’nin Türkiye ile ilgilenen sorumlusu Ebu Halit’le temsilcilik, askeri eğitim, silah alış verişi ve kültürel konusunda anlaşmaya varan Tuncer Bağdatlıoğlu İstanbul’a geri döndü. Kısa süre sonra Dursun Karataş ile Hüseyin Solgun “FHKC ve Filistin Sorunu” adlı kitapçığı hazırladı. 1980 yılında İsmail Tuncer Bağdatlıoğlu yeniden Şam’a gitti. 1980 Mart ayında da FHKC’nin bir temsilcisi İstanbul’a geldi. Buluşma örgütün Fındıklı’daki trafik bürosunda gerçekleşti. İki örgüt arasında silah temini, Türkiye’ye sokulma yolları ve Dev–Sol’cuların FHKC kamplarındaki eğitimleri konularında anlaşmaya varıldı. Dev–Sol’un da FHKC nezdinde Paşa Güven tarafından temsil edilmesi kararlaştırıldı.18
Paşa Güven sadece Lübnan ve Suriye’de değil Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde Dev–Sol adına çalışmalar yürütecekti. Merkez olarak Fransa ve Almanya’yı seçti. Türkiye’den iltica eden bazı Dev–Sol militanlarıyla birlikte 1981–1982 yılları içerisinde Almanya’nın çeşitli şehirlerinde HALK-DER adıyla dernekler kurdular. Yine Dev–Sol çizgisinde yayın yapan “Devrimci Tavır” adlı dergiyi çıkarttılar. 1983 yılında Avrupa’da Dev–Genç ismiyle yeni bir örgütlenmeye gittiler. “Avrupa’daki Dev–Genç” ismini kullanmalarının sebebi yine Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da da çok güçlü olan Devrimci Yol’a Dev–Genç ismini kaptırmamaktı. Dev–Genç’in mirasına Dev–Solcular sahip çıkmak istiyordu. Bu ismi kullanmalarına rağmen Avrupa’da yine Devrimci Yol diğer sol gruplara olduğu gibi Dev–Sol’dan da kat kat güçlü ve örgütlüydü.
Devrimci Yol’un Avrupa’daki liderliğini yapan Taner Akçam gibi Dev–Sol’un Avrupa sorumlusu MK üyesi Paşa Güven de 1985 yılından itibaren örgütü ile yol ayrımına düşecek ve Dev–Sol’dan ayrılacaktı. Dev–Sol’un lideri Dursun Karataş’a göre; “Paşa Güven misyonunu tamamen unutarak mültecilik batağına gömülmüş ihanete doğru yol almaktaydı.”19
Dursun Karataş’ın emriyle Avrupa sorumluluğundan uzaklaştırılan Paşa Güven’in yerine Çetin Malkoç getirilmişti. Çetin Malkoç da Paşa Güven’in Dev–Sol’la hiçbir ilişkisinin kalmadığını açıkladıktan sonra Karataş’ın infaz emri örgütün tetikçisi tarafından 11 Temmuz 1991’de Paris’te Güven’in ensesine sıkılan kurşunla yerine getirildi.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: