İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin İstanbul’a Ağırlığını Koyma Gayreti

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin İstanbul’a Ağırlığını Koyma Gayreti ve Selânik Mebusu Rahmi Bey’e Verilen Talimat

 

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Meşrutiyet’ten sonraki icraatına dair yazacağımız bahisler, o Cemiyet’in on sene devam eden Meşrutiyet hayatının bıraktığı yegâne vesikalara istinat eder. Çünkü Selânik Merkez-i Umumisi’ne ait vesikalar yakıldı. İstanbul Merkez-i Umumisi vesikalarının ne olduğu belli değildir. Yalnız Dr.Bahaddin Şakir Bey, gerek Selanik’e ve gerek İstanbul’a ait vesikalardan mühim gördüklerini saklamıştır. Bu vesikalar da tefrikamızın mevzuunu teşkil etmektedir.

Onun için, Meşrutiyet’in nasıl ilan edildiği, ilânı müteakıp yapılan nümayişler vesaire hakkında lüzumsuz tafsilât vermeyerek doğrudan doğruya elimizdeki vesikalara istinaden yazılarımıza başlıyoruz. Evvelce bildirdiğimiz gibi İstanbul’da, Selanik’ten gönderilen bir Heyet-i Mebuse bulunuyordu. Bu heyet Rahmi Bey’in riyaseti altında idi. Heyetin gönderilmesindeki maksat, merkezi Selânik’te kalan Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin İstanbul’da da temsil edilmesi idi. Çünkü İstanbul’a böyle bir heyet gitmedikçe cemiyetin orada ismi var cismi yok gibi birşey oluyordu. Bulgaristan’daki Türk ahrarı, Cemiyet’i tebrik için bir vapur tutup İstanbul’a gitmek istiyordu. Fakat İstanbul’a kime ve nereye müracaat edileceği, kimler tarafından karşılanacağı belli değildi. Bu ziyaret hakkında yazılan bir mektupta deniliyordu ki:

“Cemiyetin henüz resmi bir yeri bulunmadığı için bizi vapurdan kim karşılayacak ve cemiyet namına kime gidilecek? Bugün arkadaşlardan Muallim Hafız Abdullah Fehmi Efendi (Etem Ruhi Bey’dir) bilhassa bu mesele için İstanbul’a gönderildi. Ben kendi imzamla Hüseyin Cahit Bey’e bir mektup gönderdim. Fakat Hüseyin Cahit Bey, Cemiyet-i Merkeziye namına bizi kabul edebilmek hakkını haiz midir? bilmem. Herhalde bu Efendi’ye yol göstermesini rica ettim. Şayet yakın vakitte sizlerden biriniz İstanbul’a giderseniz ve resmen Cemiyet-i Merkeziye’ye mahsus bir daire tutarsanız bunu bize derhal bildiriniz de biz de o vakte kadar İstanbul’a gitmemizi tehir edelim. Zira İstanbul’a gitmekten maksadımız ne bedtiynet Sultan’a arz-ı ububiyet ne de Vükela-yı Hazıra’ya dalkavukluk etmektir. Mahza Cemiyeti Merkeziye’yi muvaffakiyetlerden dolayı tebrik etmek ve ona cesaret vermek istiyoruz. Biraz da İkdam gazetesinin makalelerinden ürküp askerlerini toplamaya, İkdam gazetesinin dühûlunu menetmeğe ve Müslümanlar arasına hafiyeler sokup efkârını anlamağa çalışan Bulgar Hükümeti’nin keyfini yapmak için gitmek niyetindeyiz. Güya iki hükümet arasındaki dostluğu kuvvetlendirmek için bazı nümayişler yapacağız.!

Fakat bu mektupta bahsedilen karışıklık Rahmi Necip Draga ve Hafız İsmail Hakkı Beylerden mürekkep Heyet-i Mebuse’nin İstanbul’a gitmesi üzerine vaziyet oldukça değişmişti. Artık Selânik’teki merkez bu Heyet-i Mebuse vasıtasıyla hükümet ve devlet işlerine müdahale ediyor ve Cemiyet’in kuvvet ve nüfuzunu göstermeğe başlıyordu. Bu tesirat Selanik’in müteaddit metalibi ile kendisini gösteriyordu. İstanbul’a gönderilen bu metalip listelerinden birince bakınız neler vardı:

“Cemiyet tarafından Mebusen, Dersaadet’e izam kılınan Rahmi Bey’in hükümet nezdinde tervicini takip ve icrasını talep edeceği mevat:

1-İngiltere’nin Mısır’daki Gümrük muamelâtını ıslah eden Çıti Bey’in gümrüklerimizin ıslahı için Devlet-i Aliye hizmetine celbi.

2-Polis umurunun tensik ve ıslahı için İngiltere’den münasip miktarda polis memurunun celbi.

3-İstibdat efradının uygunsuz hareketlerine meydan bırakılmamak için zamanı gelince hemen terhisleri hususuna lazım olan paranın vakit ve zamanıyla tedarik ve ihzarı; Üçüncü Ordu için icab eden paranın Müfettiş Hüseyin Hilmi Paşa tarafından tediyesi vadolunmuştur”.

4- Hükümetçe, Cebel-i Lübnan’dan askeri ve mülki mekteplere otuz kadar talebe kabulünün karşılaştırılması “cemiyetin intihabıyla ve mahalli Hükümetin marifetiyle bu talebe eşraf evlâdı arasından seçilecektir”:

5- İmtiyazları muhafaza edilmek suretiyle Lübnanlıların mebus göndermeleri hususunun tezekkürü ve muvafık görüldüğü takdirde Lübnan Mutasarrıflığı’na tebliği suretiyle ilânı;

6-Lübnan mutasarrıfları üzerinde pek çok nüfuz tesisine muvaffak olmakta bulunan Lübnan Tahriratı Türkiye Kâtip ve Müdürü Lübnanlı Ortodoks Nasıf Bey’in hemen azliyle ondan evvel olduğu gibi İstanbul’dan Türk olamazsa her halde Lübnanlı olmayan birinin tayini için Babıâli’nin nazar-ı dikkatinin celbedilmesi.

7-Mutasarrıf’ın mümkün olduğu kadar tadili meslekle Lübnan’da Meşrutiyet fikrinin tamim ve intişarına gayret etmesi hususunun biraderi olan Hariciye Müsteşarı marifetiyle kendisine halisane ve mahremane tevsiye ettirilmesi;

8-İngiltere Sefareti’nin halen Lübnan’da Meşrutiyet’in ilan ve tatbiki taraftarı olmadığı Beyrut’taki İngiliz Genel Konsolosu Mösyö Kenberbeç’in beyanatından anlaşılmakta ve sefaretin şu tarz-ı hareketi Konsolos’un iş’arat ve metalibatından neşet ettiği veçh ile Sadrazam Paşa Hazretleri’nin (Kâmil Paşa’nın) pek samimi ve pek kâdim olan mumaileyh konsolosla merbutiyet ve muhabbetinden bu bapta istifade olunması ve bu veçhile sefaretin tadil-i hareketi cihetine gidilmesi;

9-Hürriyetin ilanında hapishanelerden tahliye edilen adî cürümler erbabı hakkında atiyen bir teşebbüs yapılacak mıdır? Rodos vesaire gibi kalelerde ve mevkilerde henüz tahliye edilmeyen adî cürümler erbabı hakkında ne muamele yapılacaktır.

10-Karadağ hududundaki münazaalı meselelerin hala muallak kalması umum Karadağ halkını meyus etmekte olması cihetiyle bunun bir komisyon tarafından katiyye tahdidi esbabının istikmali;

11-Hassa Ordusu Kumandanı Mahmut Muhtar Paşa’nın tadat olunan ahvali üzerine hemen işbu memuriyetten kaldırılarak yeniden Erkân-ı Harbiye Reisi İzzet Paşa’nın tayini ve İstanbul’daki Erkân-ı Harp Feriki Fuat Paşa’nın altıncı Fırka Kumandanlığı’na tayini esbabının istikmâli;

12- Azil ve tebdili kat’iyyen tekarrür eden Şeyhülİslâm halk mesnedine sahip Molla Bey, Adliye Müsteşarı Şükrü, Evkaf Müsteşarı Hüsnü, evsaf ve kemâlatı bergüzidesi tadat olunan Mısır Kadısı Yahya Efendilerden hangisinin münasip olacağı Cemiyetimizce mensup İstanbul Cemiyet-i İlmiyesi’nden tahkik edilerek icabının icrası;

13-Şehremanetine Mısırlı Sait Paşa’nın ve Posta ve Telgraf Nezareti’ne Fabrika Müdürü Ferit, Salih Zeki veyahut Müze Müdürü Halil Beylerden birisinin tercihi hususu Sadrazam’a arzedilecek, Maarif Nezareti’ne Azmi veya Emrullah Beylerden birisinin tayini;

14-Erkân-ı Harp Bbinbaşısı Hüseyin Kadri Bey’in Bulgaristan kitabet vazifesine, Kolağası Edip Bey’in Romanya ve Zipgçe Kapı Zabiti Refet Bey’in Sırbistan Sefaretleri ataşemiliterliklerine tayini;

15-Erkân-ı Harbiye’ce icra edilecek teşkilat ve tensikat için ordularda tecrübeleri sebkedenlerin istihdamı ile şimdiye kadar dairelerden ayrılmamış olan ümera ve zabitanın tayinleri;

16-Manastır’da Polis Komiseri Fahri Bey’in Karadağ Sefareti kitabetine tayini;

17-Ferik Fahri Paşa’nın Beşinci Ordu Kumandanlığı ile Vali Vekâleleti’ne tayini hususu ve olamadığı takdirde yalnız vali olarak tayini;

18-Sultan Hamid’in kayınbiraderi Ferik Kâzım Paşa Bağdat’tan geliyor. Bunun hakkında bir karar ittihaz olunması.;

Bu talepleri daha diğerleri de takip ediyordu. Heyet-i Mebuse bunları birer birer intaç ettirerek Selânik Merkez-i Umumisi’ne vaziyeti bildiriyordu.

Yorum Yap »

You must be logged in to post a comment.

error: Content is protected !!