Katil: Dursun Karataş ve Kahramanları

 Devrimci Sol’un Yağan Kanadı: “Yüzüne Devrimci Maskesi Geçirmiş Ajan–Provokatörler İki Yoldaşımızı Katlettiler”

Yağan taraftarlarınca yurtdışında yayınlanan Devrimci Sol imzalı bir bildiride, Ercan Temelli ve Muammer Aydın’ın “Yüzüne Devrimci Maskesi Geçirmiş Ajan–Provokatör” Dursun Karataş hizbi tarafından öldürüldüğü söyleniyordu. İşte Devrimci Sol imzalı bildirinin tam metni:
22 Nisan 1993 akşamı kendilerine devrimci sıfatını yakıştırmanın ötesinde devrimcilikle hiçbir ilgisi olmayan bir grup ajan provokatör, üç yoldaşımızın bulunduğu bir evi basarak, evde yatmakta olan Ercan TEMELLİ ve Muammer AYDIN’ı yatmakta oldukları yataklarında kurşunlayarak katlettiler. Bu alçakça saldırıda bir yoldaşımız da yaralı olarak kurtulmuştur.
Bilindiği gibi Hareketimiz içinde sorunları terör yöntemiyle bastırıp kendi mutlak sultasını kurmaya çalışan Dursun KARATAŞ uzun süredir Devrimci Solcular için katliam hazırlıkları yapıyor. 3 Mart’tan bu yana da bu terör sürecini fiilen başlatmış bulunuyordu.
Önce Bedri, Gürcan, Menekşe, Rıfat ve Asiye yoldaşların katliamına neden olan Dursun KARATAŞ daha sonra da deşifre bir evin kullanımını önlememek yoluyla Avni TURAN, Recai DİNÇEL ve İ. Yalçın ARIKAN’ın katledilmelerine neden olmuştur. Büyük sorunların yaşandığı bir süreçte genç yoldaşlarımızı zorlama eylemlere sorarak Kızıltoprak’ta üç yoldaşımızı katlettiren ve ayrı bir örgüt olarak çıkma telaşıyla koşulları zorlamaktan dolayı bir çok insanımızı da polisin eline teslim eden D. KARATAŞ, kendi tekkesini kurma çabası içinde yoldaşlarımızın imhasına yol açmaktadır. Bu süreci, örgütümüzün yeraltını legalden kuşatarak, her şeyi legalize edip polise açık hale getirerek becerdi. Objektif olarak muhbirlik faaliyeti sürdürdü. Öyle ki kendisinden olmayan, kendisi gibi düşünmeyen her şeye düşman kesildi. Hatta işi daha da azıtarak ultra teorik saçmalıklarla “iç düşman” kategorisinde adlandırdığı yoldaşlarımız için “bunlar düşmandan daha tehlikelidir ve temizlenmelidir” fetvaları vermek ve bunu da yalan dolan üzerine inşa edilmiş kurgu ve entrikalarıyla süsleyerek katliama zemin oluşturmak suretiyle yaptı.
Devrimcileri katletme konusunda polisle yarışa girdiler. Polisin katlettiği önder yoldaşlarımıza “devrim şehidi” deme riyakarlığını gösterse de aynı yoldaşlarımız için kendisi çok daha önce ölüm fermanı imzalamıştı. Polis elini çabuk tutup Bedri YAĞAN ve dört yoldaşımızı katlettiğinde D. KARATAŞ suçluluk kompleksi içinde başkalarını suçladı.
Gelinen aşamada devrimci kanına susamış bu mülteci asalak, bu kana susamışlığını da giderdi. Polisin kontrolü ve icazeti altında ajan provokatör güruh ile devrimci avına başladı.
Ercan ve Muammer yoldaşları katleden, diğer bir yoldaşımızı yaralayan ajan provokatörler, tetiği çeken eller birer piyon, zavallıdırlar. Bunların asıl sorumlusu Dursun KARATAŞ ve O’nun terör sürecini başlatmasına ortak olan hempalarıdır. Tarih onları affetmeyecek, ellerinde ve alınlarında döktükleri devrimci kanlarının izi yaşadıkları sürece silinmeyecektir. Onlar günümüz tarihsel kesitinde yaptıklarıyla tarihe kara bir leke olarak geçeceklerdir. Ama biz işin bütün yükünü tarihe havale etmeden karşı devrimci yöntemleri temel yöntem yapmış bu komplocu hain güruhun daha fazla devrimci kanı dökmesine izin vermeyeceğiz.
Aylardır halkımızın evlerini yakan, onlarca insanımızın kollarını bacaklarını kırıp yaralayan, kurşunlayanların işi artık katliam boyutuna sıçratıp devrimci kanı dökmelerine DUR diyeceğiz. Dökülen kanların, yakılan yıkılan evlerin, pusularda yaralanan insanların hesabını soracağız.
Şimdiye kadar, Devrimci Solculuğun gelenekselleşmiş tavrı olan, sol içi şiddete başvurmama kültürümüz gereği bu beladan adeta kaçıyorduk. Ancak gelinen aşamada, Devrimci Solculuk adına, Dursun KARATAŞ’ın mutlak sultası adına her şey yakılıp yıkılıyor, iş devrimcilerin katledilmesine vardırılıyorsa, buna DUR demenin başka yolu kalmamışsa gerekeni yapmakta tereddüt etmeyeceğiz.
DEVRİMCİ SOL’un siyasi düşüncesini kendi kişisel konumu uğruna değiştirmeye çalışarak, onlarca yoldaşımızın kanı canı pahasına yarattığımız devrimci değerlerimiz kirletilmesine daha fazla izin vermeyeceğiz. DEVRİMCİ SOL’un tasfiyesi düşüncesini ne pahasına olursa olsun önleyeceğiz.
Tüm sola çağrımızdır!
Dursun KARATAŞ’ın başını çektiği bu terör süreci geçmişte pek çok acısını çekiğimiz ve bundan ders çıkarıldığını düşündüğümüz sol içi çatışmalara yeni kapılar açmaktadır. Bu yanıyla sadece bize karşı değil tüm sola karşıdır. Objektiflik ve taraf olmamak adına bu karşı devrimci teröre DUR dememek, kayıtsız kalmak bu suça ortak olmaktır. Bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesi veren herkes bu karşı devrimci saldırılardan zarar görüyor. Bugün “yılan bize dokunmuyor” diyebilirsiniz – ama bunun böyle olmadığını bilirsiniz. Bu bela ülke devriminin habis bir uru haline gelmiştir ve dengesizliği ile artık bir ruh doktorunun tedavisini gerektirir klinik bir vaka ile karşı karşıya bulunmaktayız.
Tüm Sol’u bu karşı devrimci teröre karşı çıkmaya çağırıyoruz!
“Birliğimiz, Geleceğimiz, Zaferimiz İçin” diyerek devrimci kanı döktüren Dursun KARATAŞ’ın yalan ve demagojilerinin etkisi altındaki arkadaşlarımızı olay nezdinde bir kez daha düşünmeye ve bu suça ortak olmamaya çağırıyoruz. Birliğimiz ve zaferimiz hızla karşı devrimcileşme sürecine giren tasfiyeci sağ oportünizmin reddinden geçmektedir. Kendisine DEVRİMCİ SOL’cuyum diyen herkes bu tasfiyeci çizgiyi reddetmeli, Marksizm Leninizme sahip çıkmalıdır.
Kahrolsun ajan provokatörler!
Kahrolsun karşı–devrimcileşme sürecine girmiş tasfiyecilik!
Devrimci katillerden hesap soracağız!
Haklıyız kazanacağız!
Devrimci Sol

Yağancılar ve Karataşçılar Avrupa’da da Çatışmaya Devam ediyorlar
Dursun Karataş ve Bedri Yağan taraftarları arasındaki çatışmalar, Türkiye’den Avrupa’ya da sıçrayacaktı. Dursun Karataş yanlıları 1–2 Mart 1993’de Köln Halk Kültür Derneği’ni dışardan getirdiği militanlarla basarak Yağan taraftarlarını dışarı attılar. Daha önce de Özgür Halklar komitesi, Köln Halk Kültür Derneği ve Paris’teki derneklerde Karataş taraftarları hain olarak nitelendirdikleri Yağan taraftarlarına saldırmışlardı.
Dursun Karataş kanadının yayınladığı 3 Mart 1993 tarihli 1 Nolu kararla Yağancılar’a yönelik saldırılar büyüyerek devam edecekti. 31 Mart günü Yağan taraftarlarının Avrupa’daki örgütlenmelerinden sorumlu 2 militanı Duisburg’da Karataş taraftarları tarafından kurşunlanmıştı. Saldırılar 6 Nisan günü Almanya’nın Köln şehrinde Yağan taraftarlarının kaldığı evler basılarak devam etti. 9–10 Nisan günü Berlin’de ve Köln’de Yağan taraftarlarının duvarlara asmış oldukları afişler yırtılmış, afiş asanlar Karataş taraftarları tarafından sokaklarda dövülmüştü. 11 Nisan günü Paris’te de karşı karşıya gelen iki grup arasında çıkan çatışmada bu sefer hazırlıklı olan Yağan taraftarları Karataş taraftarlarını Paris sokaklarında sopalarla dövmüşlerdi.
İki grup arasındaki çatışmalar 17 Nisan günü Berlin’de Yağan taraftarlarının düzenlediği gecenin, Karataş taraftarlarınca silahlı, taşlı, sopalı saldırısıyla devam edecekti.
Devrimci Sol dergisi 3 Mart kararlarından sonra Avrupa’da da kendilerine saldırı düzenleyen Karataş grubuyla ilgili 12 Nisan 1993 tarihli Avrupa Devrimci Sol Güçleri imzalı bildiride şunları söylüyorlardı:
Devrim şehitlerini anma faaliyetlerimizi sabote etme girişimleriniz sonuca ulaşamayacaktır. Devrim şehitlerimize yönelik saldırılar, her şeyin yerine kendisini koymak isteyen oportünist hizip anlayışının tükenişidir. Siz yaptığınız geceleri ve diğer faaliyetlerinizi DK’yı, “önderliği” aklama–temizleme çıkarma, hatta “koruma ve kollama” etkinliklerine dönüştürebiliriz. Ancak devrimci düşünce ve faaliyetleri engellemeye gücümüz yetmez, yetmeyecektir.
Bugüne kadar afişlerimizi gerici–faşistler yırttılar, gecelerimizden onlar rahatsız oldu. Oportünist hizbin bu saldırılarını aynı kefeye koyacak değiliz, ancak yaptıkları silahlı saldırılar, ev yakmalar, afiş yırtmalar ancak gerici–faşistler tarafından onaylanabilir davranışlardır. Aksini kimse iddia edemez.
Oportünist hizip kendi geleceğini yurtdışına bağladığı için ülkeden aralıksız insan getirmektedir. Bu kendisini savunacak insan bulamamasının sıkıntısıdır. Yalan, kof bir imaj, saldırgan bir tutum ve ideolojik tartışmaya yasak koyan anlayışın geleceği yoktur. Mülteciliğin geleceği yoktur.
Hiçbir saldırgan tutum mücadelemizi, Devrim Şehitlerimizi Anma faaliyetlerimizi engelleyemeyecek. Devrimci hareketimiz ideolojik–örgütsel birliğiyle er geç kazanacaktır.
Devrim şehitlerimize yönelik saldırılar oportünist hizbin tükenişidir!
6 Mart’ı unutmayacağız!
24 Mart’ı unutmayacağız!
Faşizmin devrimcilere, ilericilere, yurtseverlere yönelik hiçbir katliamı unutmayacağız!
Devrim şehitleri ölümsüzdür!
Kahrolsun faşizm yaşasın mücadelemiz!
Haklıyız kazanacağız!
12 Nisan 1993

Devrimci Sol’un Yağan Kanadı: “1 Mayıs 1993 Yer: Avrupa Ercan Şakar Yoldaş Alçakça Katledildi… Katil: Dursun Karataş ve “Kahraman”ları…”
Her iki grup arasındaki kavgalar Avrupa’nın bir çok şeh-rinde devam etti. Birbirlerine husumet besleyen iki grup taraftarları 1 Mayıs 1993 günü Berlin’de karşı karşıya geldiler. DK taraftarları Yağan taraftarlarının devam ettikleri bir derneği bastılar. Her iki grup arasında sopalı çatışma başladı. Kavga dışarıda da sürdü. Bu sırada DK yanlılarının açtığı ateş sonucu Ercan Şakar adlı Yağan taraftarı öldü. Olay üzerine Bedri Yağan yanlıları tarafından yayınlanan Devrimci Sol imzalı bildiride “Dursun Karataş’ın bir suçlu olduğu ve onu devrimci adaletin karşısına çıkarmanın her DScinin görevi olduğu” açıklandı. Bildiri de Ercan Şakar’ın katilinin Dursun Karataş ve çetesi olduğu belirtiliyordu. Yağancılar tarafından yayınlanan Ercan Şakar cinayetiyle ilgili bildirinin tam metni:
Bir suçlu, bir karşı devrimci, bir halk düşmanı, bir DEVRİMCİ SOL düşmanı cinayetlerine devam ediyor. Karşımızda bir devrimci katili var.
Tasfiyeciliğiyle; örgütümüzü faşizmin saldırıları karşısında savunmasız bırakmasıyla, katliamlara zemin hazırlayıp onlarca değerli kadromuzun şehit düşmesen neden oluşuyla, bu suçlarını gizlemek için düzmece gerekçeler yaratmasıyla; bir kısım insanımızı sorgusuz, savunmasız suçlayıp cezalandırmasıyla, örgütü kendine, kurgularına, kaygılarına ve gündelik gelişmelere mahkum edişiyle, kısacası iliklerine kadar sinmiş suçlarıyla DEVRİMCİ SOL adaletine hesap vermesi gereken Dursun Karataş, tüm bunlardan kaçış yolunu örgütümüze saldırıda ve yoldaşlarımızı katletmekte buluyor.
Yalan ve demagoji onu kurtarmadı, kurtaramazdı da. Ama o kurtuluşu yalan, demagoji ve spekülasyonda ararken bütün bir örgütü faşizm karşısında deşifre etti.
Hiçbir irade onu aklayamaz ve kurtaramazdı. Ama, o, canını kurtarma kaygısını iradeye sunup sahte imzalarla kararlar aldı, ölüm fermanları çıkardı, örgütümüz içerisine kin ve intikam tohumları ekerek “kurtuluş” yolu aradı.
Çürümüştü ve kokuyordu, daha da çürüdü, daha da koktu. Ve o çürüyüp kokuştukça saldırdı. Bir avuç serseriyle adam kaçırarak, işkenceli “sorgular” yaparak, ev, dernek mahalle basarak, ev kundaklayarak, insanlarımızı dövüp tehdit ederek “kurtuluş”unu aradı.
Ama hiç biri yetmedi. Battıkça battı, tutunacak tek bir dalı kalmadı. Peş peşe cinayet emirleri vermeye başladı. Artık o bir karşı devrimciydi. Artık o bir devrimci katiliydi. Artık o devrimci saflardan kesinlikle temizlenmesi gereken bir pislikti.
22 Nisan gecesi bu karşı devrimci kafa üç yoldaşımızın bulunduğu evi basıp ikisini şehit ettiğinde konum, çıkar ve can kaygısını DEVRİMCİ SOL adaleti korkusunun, ona neler yaptırabileceğini hepimize gösteri. Evet o bir devrimci katiliydi. Ve bunu meslek edinmekte kararlıydı. Çok geçmeden daha on gün dolmadan bu “meslek”te ne kadar kararlı olduğunu Avrupa’da bir yoldaşımızı daha katlettirerek gösterdi.
1 Mayıs tüm dünya emekçileri için “Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günüdür. 1 Mayıs öncesi günler tüm ilerici, demokrat, devrimci, yurtsever kişi ve gruplar için coşkulu ve heyecanlı günlerdir. Hummalı bir faaliyet vardır. Özellikle ülkemizde bu faaliyet çok daha kapsamlıdır. Bir yandan bu büyük günün anlamına uygun bir şekilde, coşku, heyecan ve mücadele azmini yükseltici bir öz ve biçime sahip olması için programlar çıkarılıp planla yapılırken, diğer yandan da faşizmin bu büyük güne yönelik yasak ve engellerinin aşılması, saldırılarının önlenmesi için kafa yorulur, taktikler üretilir, planlar çıkartılır. Evet bizim ülkemizde 1 Mayıs öncesi yaşanıla duygu ve düşünceler bunlardır. Yapılanlar da buna yöneliktir. İstisnalar yok mudur? Vardır. Özellikle 1 Mayıs 1977 öncesi yaşananlar bu istisnanın acı bir örneği olarak mücadele tarihimize 34 şehitle geçmiştir.
Bugüne yine mücadele tarihimize geçecek acı bir 1 Mayıs yaşadık. karşı devrimci Dursun Karataş bunu bize yaşattı.
Herkes 1 Mayısa hazırlanırken, coşku ve heyecanla bugünü beklerken, hazırlıklarını yaparken Dursun Karataş 1 Mayısta akıtacağı DEVRİMCİ SOLCULARIN kanıyla “kutlamanın” planlarını, hazırlıklarını yapıyordu. Çünkü onda devrime, halkların kurtuluşu mücadelesine, devrimciliğe ve emekçilerin büyük gününe karşı hiçbir sorumluluk, hiçbir değer kalmamıştı. Onun için tek “değer” kendisiydi ve bunu korumanın yolunu da DEVRİMCİ SOLCULARI katletmekte görüyordu.
1 Mayıs 1993 yer: Almanya–Köln…
Her yıl olduğu gibi bu yıl da 1 Mayıs yürüyüşü ve mitingine DEVRİMCİ SOL GÜÇLER kadını, erkeği, genç, yaşlı, çocuk kısacası bir halk hareketi niteliğini ortaya koyan kitlesiyle katılmıştı. Coşku doruktadır. Bu büyük günde DEVRİMCİ SOL kimliğini ve gücünü ortaya koymanın heyecanı bütün insanlarımızı sarmıştır. Bu coşku, heyecan ve güç karşısında tedirgin olan, korkuyla saldırganlaşan, Dursun Karataş çetesine mensup bir grup ise, soldan tecrit edilmiş, yer bulamamış, Avrupa solunun içerisine sızmıştır. DEVRİMCİ SOL’a saldıracak zemin aramakta ve bu doğrultuda girişimlerde bulunmaktadır. Girişimler püskürtülür, hadleri bildirilir ve biraz daha teşhir ve tecrit olurlar.
Ama saldırganlıkta ısrarlıdırlar. Dursun Karataş tarafından kan dökmeye şartlandırılmışlardır. 1 Mayıs’ı kutlamaya değil DEVRİMCİ SOL’a saldırı için fırsat kollamaya gelmişlerdir. Ve Dursun Karataş’ın “KAHRAMAN”larından biri, yaklaşık bir aydır dışarıdan toparlanıp emrine verilmiş bir çeteyle DEVRİM-Cİ SOL’un kurum ve kişilerine pusular kurup, saldırılar düzenlediği, Berlin’de DEVRİMCİ SOL GÜÇLER’in Köln’deki yürüyüşte olduğunu görür. Bu onun için kendisini “dayı”sına kanıtlamanın bir fırsatıdır. Niyeti BİR DEVRİMCİ SOLCUNUN kanını dökecektir. Ve hemen çetesini toplayıp Berlin’e geçer.
Yer: Avrupa–Almanya–Berlin…
Dursun Karataş “kahraman”ı Berlin’e gelir gelmez o an boş olan DEVRİMCİ SOL GÜÇLER’e ait derneğin kapısını kırıp yanındaki çeteyle beraber işgal eder. Pusu kurulmuştur.
Köln’de yürüyüş bitmiş ve Berlin’deki işgal haber alınmıştır. Yürüyüşteki Berlin’li DEVRİMCİ SOL GÜÇLER bu işgale son vermek üzere yola çıkarlar. Yanlarında dost grup ve örgütlerden temsilciler de vardır.
Berlin’e varılır, derneğe varmadan pusudaki “kahramanlar” alçakça ve hedef gözeterek ateşe başlar. Hemen püskürtülürler ama ilk anda Ercan ŞAKAR yoldaş göğsünden aldığı yarayla düşer, kurtarılamaz ve en acı 1 Mayıs şehidimiz olarak kalbimizde ve bilincimizde layık olduğu yeri alır. karşı devrimci Dursun Karataş’ın emriyle ve ülkeden kaçan bir “kahraman”ın kurşunuyla şehit olmuştur.
Bu, Dursun Karataş’ın ilk cinayeti değildir. Henüz on gün bile geçmeden Dursun Karataş ve “kahraman”ları aramızdan üçüncü yoldaşımızı katlettiler. Önce İstanbul Gaziosmanpaşa’da Ercan TEMELLİ ve MUAMMER AYDIN yoldaşımız şehit edildi. Bugün ise Ercan ŞAKAR Dursun Karataş’ın emriyle şehit düştü.
İşçi, Köylü, Memur ve Her Milliyetten Emekçi Halkımız!..
Dursun Karataş, yukarıda da açıkladığımız gibi örgütümüze karşı suç işlemiş ve bu suçların hesabını vermekten kaçan, bunun için örgütümüze karşı suç işlemeye devam eden, bunu karşı devrimci çizgiye vardıran bir suçludur. Yaptıklarının ne DEVRİMCİ SOL’la, ne devrimcilikle, ne de emekten, halktan yana olmayla bir ilgisi vardır. Yaptıkları karşı devrime hizmette, halkların kurtuluş mücadelesine darbe vurmaktan başka bir şey değildir. Yaşamını, geleceğini buna bağlamıştır. Onun bundan sonraki tüm yaşamı, politikaları ve uygulamaları buna hizmet edecektir.
Bugüne dek en fazla acısını duyup, yakındığımız olgu devrimcilerin yine devrimciler tarafından katledilmesiydi. Sağduyunuzla buna hep tavır aldınız, karşı çıktınız ve haklıydınız. Bugün ise çok daha farklı bir durumla karşı karşıyayız. Bugün sorun devrimcilerin devrimcilere kurşun sıkması, katletmesi değildir, çok daha farklıdır, boyutludur. Sorun, bir suçlunun, bir karşı devrimcinin DEVRİMCİ SOL ADALETİ’nden kurtulmak için yeni suçlar işlemesi bunu devrimci katilliğine vardırmasıdır. Tarih Dursun Karataş’ı böyle yazacaktır. Ve yine tarih Dursun Karataş’ın DEVRİMCİ SOL ADALETİ’nden kurulamayacağını yazacaktır. Çünkü bu adalet sizlerin sağduyusuyla, sizlerin emeğiyle, sizlerin devrim isteğiyle ve sizlerin gücüyle şekillenmiş, gerek anlamını kazanmıştır. Dursun Karataş da kurtulamayacaktır, döktüğü devrimci kanlarının hesabını verecektir.
Evet DEVRİMCİ SOL ADALETİ sizin adaletinizdir. Bu adalete sahip çıkmanın bugün sizlere yüklediği görev Dursun Karataş ve çetesiyle her türlü bağı kesmek, devrimcilik adına sürdürdükleri demagojileri boşa çıkarmak, devrimci kanı dökme uğruna sizlerden aldıklarını geri almaktır ve yeni DEVRİMCİ SOL’cuların kanına canına yönelmiş birer kurşun olabilecek olanaklardan mahrum etmektir. Bugün cinayetlere karşı çıkmanın, önlemenin ve suçluların DEVRİMCİ SOL ADALETİNE hesap vermesini sağlamanın, kısacası DEVRİMCİ SOL’a kurtuluş mücadelemize güç kazandırmanın yolu budur.
Bu karşı devrimci anlayış ve çete karşısında kararlı olmak, mücadelemizi, gelenek ve değerlerimizi savunmak, şehitlerimize sahip çıkmak temel görevdir. Bunu en iyi biçimde Dursun Karataş ve çetesine alacağımız net tavırla yapabiliriz.
Tüm Üye, Savaşçı ve Taraftarlarımıza!..
Tarihimizin en kapsamlı saldırılarından biriyle karşı karşıyayız. Bir yandan faşizm örgütlenmemize darbeler vuracak gedikler ararken, gelişip güçlenmemizin önüne yeni yeni barikatlar örüp, yeni politika ve taktiklerle bunları güçlendirmeye çalışırken, diğer yandan Dursun Karataş ve çetesinin, katliamlara varan saldırılarıyla karşı karşıyayız.
Biz zorlukların, güçlükleri insanıyız. Bizim devrimciliğimize damgasını vuran budur. Bugüne dek bunu defalarca kanıtladık, dost ve düşmana kabul ettirdik. Gün oldu bir avuç kaldık, gün oldu her şeye tek başına göğüs germek zorunda kaldık. Ama hepsinde başarı bizim oldu. Çünkü her zaman inanarak ve güvenerek yolla çıktık. Haklıyız dedik Kazanacağız dedik, Başaracağız dedik, öyle başardık ve sonuçlandırdık. Yine Haklıyız, yine Kazanacağız, yine Başaracağız. Değişen sadece ve sadece saldırıların kaynağıdır. Var olan saldırı kaynaklarına içimizde çıkan bir suçlunun eklenmesidir. Başka bir şey değildir.
Yoldaşlar, Arkadaşlar!..
Uzun bir yola çıktık ve bunu başta biliyorduk. İhanetlerle, kaçışlarla, yılgınlıkla, kan ve ateşle mücadele edecektik ve ediyoruz. Ateşin ve ihanetin ortasında kaldığımız günler hiç de az olmadı. Bugün yine o günleri yaşıyoruz, ateşin ve ihanetin ortasındayız. Ateş ve ihanet; davasına inananların, hedefine uzananların, cesaretle öne atılanların yabancısı değildi, biz de yabancısı değiliz. İlk olmadı, son da olmayacak. Ve DEVRİMCİ SOL ateşin ve ihanetin yok edemeyeceği denli köklü ve güçlü bir örgüttür. Bu gücü içimizde, bileğimizde hissettiğimiz sürece tüm DEVRİMCİ SOL karşıtı çabalar, eylemler boşa çıkacaktır.
Neredeyse her gün bir yoldaşımızın ihanetin kurşunlarıyla can verdiği bir dönemde soğukkanlı olmak belki zordur ama bu zoru da başarmak zorundayız. Çünkü geleceğimiz Ercan TEMELLİ yoldaşımızın da söylediği gibi sabır ve inancımızla şekillenecektir. Ve Dursun Karataş gibilerinin sonu da buradadır.
Devrimciliğimizin, siyasi kimliğimizin işkence ile ölümle yok edilmeye, sindirilmeye çalışıldığı çok günler yaşadık. Ama hepsinde de teslimiyeti değil, direnişi, örgütlenmeyi ve mücadeleyi yükseltmeyi seçtik, bu uğurda dişimizi tırnağımıza takıp cesaretle düşmanın üzerine gittik, geri adım atmadık ve o noktada kazandık. Bugün de Dursun Karataş ve çetesi tehdit ve şantajla, işkenceli sorgularla, baskın ve kundaklamalarla, pusu ve katliamlarla devrimciliğimizi, siyasi kimliğimiz yok etmeyi, sindirmeyi yükseltme yönünde dişe diş bir kavgaya atılmaktan başka seçeneğimiz yoktur. Dursun Karataş ve çetesinin yok oluşu da buradadır.
Adaletimiz, bugünümüze ve geleceğimize şekil veren, anlam kazandıran en önemli özelliklerimizden biridir. Bugüne kadar hassasça uyguladığımız adaletimiz bundan sonra da geçerlidir. DEVRİMCİ SOL’ hedef seçen DEVRİMCİ SOL ADALETİ’ne hesap vermek zorundadır. Bundan sonra da bu böyle olacaktır.
Yoldaşlar, Arkadaşlar!..
Devrimci mücadele zordur ama asıl zorluk fiziki değil, moral yöndedir. Bu zorluğu atlatabilmenin temel koşulu ise neyi neden ve kimlerle yaptığımız bilmektir. Buradan yola çıktığımızda bugün Dursun Karataş ve çetesinin örgütümüze, insanlarımıza yönelik saldırı ve cinayetleri anlaşılmaz değildir ve defalarca yazılmıştır. Soruna bu aşamadan sonra “birbirimizi vuruyoruz” anlayışıyla bakmak zayıflıktır, mücadelenin sorunlarını kavrayamamaktır. Düşmanı, ihanet ve suçu tanımlayamamaktır.
Suçlu ve suçluları tanımalıyız. Engelleri kaldırmanın, adaleti uygulamanın koşulu budur. Dursun Karataş’ı ve suçlarını biliyoruz. Onu yeniden tanımlamaya gerek yok. O artık bir suçlu üretme mekanizması kurmuş ve yönetmektedir. Dün Ercan ve Muammer’i katledenlere bugün yenileri eklenmiştir. Ama hepsinin niteliği aynıdır; kaçkınlık, yılgınlık, örgüt insanı olmama vb. vb.
Berlin’de ortaya çıkan ve Ercan ŞAKAR yoldaşımız katleden Dursun Karataş’ın “Kahraman”ı bunların bir prototipidir. Yalan, sahtekarlık, korku, alçaklık, kaçış ve iki yüzlülük onlara damgasını vuran temel özellikleridir. Berlin “Kahraman”ı kimdir? Biraz daha yakından baktığımızda Dursun Karataş’ın çetesini oluşturanların nitelikleri de belirginleşecektir.
“Kahraman”ımız kır ekipleri için eğitilen ve ülkeye savaşçı olarak gönderilen biridir. MA gittiğinden itibaren bir türlü görev yerine ulaşamayan, ulaştığında da bir şey yapmamak için gerekçeler üreten ve sonuçta birlikten ayrılıp aile evine yerleşen, örgüt içi sorunların tartışılması sürecinde birliğine dönme talimatlarına uymayıp bir yanda Dursun Karataş için “bu adam manyak” tespitleri yapıp kendisinin yurtdışına çıkartılması talebinde bulunan, Berlin’de ortaya çıkışından iki gün öncesine kadar reddedilen bu talebi tekrarlayan bir kaçkındır. Berlin’de ortaya çıktıktan sonra ise yurtdışına çıkmasını sağlayana karşı vefa borcunu elde silah DEVRİMCİ SOL’cu avına çıkarak ödemeye çalışan bir katildir.
Evet, işte DEVRİMCİ SOL’cuların katiline emir veren Dursun Karataş ve onun devrimci katili “Kahramanları!”.. Bunları iyi tanıyın.
Dursun Karataş Çetesini Onaylayan ve Katkıda Bulunan Herkese Sesleniyoruz!..
DEVRİMCİ SOL bir tarihtir, bir gelenektir, bir örgüttür. Bu, emekle, özveriyle, kanla ve yüzlerce şehitle yaratılmıştır. DEVRİMCİ SOL, bir halk hareketidir, özü, kaynağı buradadır. Ve tarih hiçbir hak hareketinin hangi yöntemle olursa olsun yok edildiğini yazmamıştır bundan sonra da yazmayacaktır. Hele DEVRİMCİ SOL için bu söz konusu değildir ve olmayacaktır. ideolojik siyasi çizgisiyle, gelenek ve ahlakıyla, şehitlerinde anlamını bulan değerleriyle ve bu hareketi dünden bugüne bilinç ve bedenleriyle getiren kadrolarıyla DEVRİMCİ SOL, karşı devrimci Dursun Karataş ve çetesinin saldırılarını da bertaraf edecek, suçları DEVRİMCİ SOL ADALETİ’nin karşısına çıkaracaktır.
Bugün hangi etkiyle olursa olsun hala bu çeteyi onaylayıp katkıda bulunan, onlar için çalışan insanlarımızı inançlarına, düşünce ve değerlerine, gelenek ve ahlakına çok geç olmadan sahip çıkmaya çağırıyoruz. Bunun başka bir devrimci alternatifi yoktur. Diğer bütün alternatifler DEVRİMCİ SOL ADALETİ’nin sorgulanmasına dahildir.
Unutulmasın ki, geçen her gün, her saat, her dakika devrime ve DEVRİMCİ SOL’a bilinçsizce de olsa zarar verme çabalarına ortaklıkla geçmektedir. Bu suçtur, bundan vazgeçilmelidir. Amacımız suçlu icat edip suçlular bulmak değildir. Amacımız DEVRİMCİ SOL’u güçlendirme, mücadeleyi yükseltmek ve herkesin bu onurlu çabada pay sahibi olmasını sağlamaktır. Bu onurdan kendinizi yoksun edip birer suçlu olmayın.
Ercan Şakar yoldaş ölümsüzdür!
Ercan Şakar’ın katili Dursun Karataş’tır!
Devrimci şehitlerin hesabını soracağız!
Kahrolsun devrimcilere kurşun sıkanlar!
Haklıyız kazanacağız!
Yaşasın Devrimci Sol!
Devrimci Sol bir halk hareketidir!
2 Mayıs 1993
DEVRİMCİ SOL

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: