Kimdir Bu Yeşil? -2-
Nesra.org Yazı Dizisi

Nesra.org Yazı Dizisi

Aktif çalışmaya alışmış olan Yeşil, Ankara‘ya intibakta zorlandı.

Aynı yıl MİT‘e dönen Mehmet Eymür‘ün operasyonel faaliyetlerin başında olduğunu duymuştu. Bingöl‘den tanıdığı bir MİT mensubu vasıtası ile Ekim 1994’de Mehmet Eymür‘le temas sağladı ve onun emrinde çalışma arzusunu belirtti.

Mehmet Eymür Yeşil‘e, kendilerinin yurt içinde bir faaliyetlerinin olmadığını, yurt dışı çalışmalarda yer almak istiyorsa, kendisinin denenebileceğini belirtti.

Yeşil’in vasıfları, Eymür‘ün başında olduğu ünitenin faaliyetleri açısından uygundu. Yapılan arşiv tetkikinde de her hangi bir sakıncalı durumuna rastlanmamıştı. O tarihte Yeşil, herhangi bir suçtan aranmıyordu.

Durum Müsteşar’a arzedildi ve onay vermesinden sonra “eleman adayı” statüsüne alınan Yeşil Kod Mahmut Yıldırım ile irtibat devam ettirildi.

 

1996 yılına kadar yurti içinde ve dışında özellikle PKK ile çok yoğun mücadele içinde bulundu.

Mart 1996’da yurtdışına gönderildi. Dönüşünde Türkiye içinde büyük bir trafik kazası yaptı. Arabayı kendi kullanıyordu. Herhalde yine bir konuya kitlenmişti.

Kaza neticesinde boyun kemiklerinde kırıklar meydana gelmiş, ilk yardım ve doktor tedavisinden sonra dinlenmeye Antalya’ya gitmişti.

‘O günlerde “Antalya’da evin nerede?” diye sormuştum. “Lara’da Ofo otelinin tam karşısında” diye cevapladı. 

“Ofo otelinin arkasındaki sitede de benim ev var, şu anda kirada, kaça aldın?” dedim. 

“Ben para vermedim, Gazinocu Ömer Lütfü Topal hediye etti. Jandarmadan ve polisten bir iki arkadaşın daha orada dairesi var diye” konuştu.

Yeşil‘i o dönem DEP Milletvekili Ahmet TÜRK aramıştı. Sırrı SAKIK‘ın bürosunda buluşup hep birlikte yemeğe gitmişlerdi. TÜRK’ün bir derdi vardı. Akrabası “Zekiye” PKK’dan kaçmıştı.

Avrupa’ya göndermek için pasaport çıkarmışlar, bilahare Avrupa’ya gönderirlerse iyi olmayacağını, tekrar örgüte bulaşacağını düşünmüşlerdi. Devlet’e teslim etmeyi de düşünmüyorlardı. İtirafçı konumuna düşüp halkına zarar vermesini istemiyorlardı. Heran yakalanacağından korkuyorlardı. Bu sorunu Yeşil halledebilirdi.

Yeşil, bu şartlarda yardımcı olmasının imkansız olduğunu söyledi “ya Avrupa’ya gönder yada Devlet’e teslim et” diye cevapladı. 

TÜRK, bu cevaptan hoşnut olmamıştı ama bozuntuya vermedi. Yeşil’e şaka yollu “arkadaş çok sıkışırsam senin evine gönderirim, Zekiye senin yeğenin sayılır sen ne yaparsan yap” diyerek konuyu kapattı. 

Orhan TAŞANLAR‘ın Ankara Emniyet Müdürlüğünden gitmesinden sonra Yeşil daha rahat hareket ediyordu. Antalya’da Emniyet Müdür Muavini ile görüşmüştü. Bir sorunu yoktu. Ankara’da ise Emniyet Müdürü ile Çiftlik Merkez Lokantasında yemek yemişti. Yemek fotoğrafı Yeşil‘in MİT’deki yöneticileri tarafından fotoğraflanmıştı.

Bir akşam İşkembeci’ye gittiğinde Mehmet AĞAR ve Ünal Erkan ile karşılaşmıştı. Ayak üstü kısa bir konuşmaları olmuştu. Yeşil, Ağar‘a karşı tavırlı hareket ettiğini söylüyordu.

Polis ve Jandarma’dan verilen hüviyetleri hala taşıyordu, Yurtdışı görevlere giderken bunları MİT’teki yöneticilerine bırakıyordu.

23 Kasım 1996’da tekrar bir yurtdışı göreve yollandı. 28 Kasım 1996’da görevden döndü. 29 Kasım 1996 günü, bu görev ile ilgili raporunu yazdı.

1 Aralık 1996 Pazar günü bu görevle ilgili bir toplantı yapılacaktı, toplantıya gelmedi. Onun üzerine ilgili personel evinden aradılar. Bir gece önce evden çıkmış ve halen dönmemişti. Çağrı cihazına gönderilen mesajlara da cevap vermiyordu.

Devamlı yanında gezen arkadaşı V.Ö, Yeşil‘in, 30 Kasım 1996 Cumartesi günü, Gülhane Askeri Tıp Akademisi önünde Macaristan‘dan gelen ve Macar İsmail lakaplı İsmail Hoşkaya‘nın adamlarından Coşkun ile buluştuğunu, 1 saat kadar görüştüklerini, Coşkun‘u Maltepe semtine bırakıp ayrıldığını, daha sonra aynı akşam Coşkun‘la bir görüşme daha yaptığını, bilahare Coşkun‘un Mersin‘e gittiğini, bu husuları Coşkun‘dan öğrendiğini belirtti.

V.Ö., Yeşil‘in 02 Aralık 1996 günü Beyler Sofrası Restaurant’da A.Ş. ile telefonla görüştüğünü de öğrenmişti. V.Ö. de Yeşil‘e ulaşamıyordu.

Yeşil kaybolmuştu.

Önce polis tarafından alındığını düşünülse de bu konuda bir bilgi yoktu. Çağrı cihazını, telefonlarını, temas edebileceği kişiler kontrola altına alınmıştı. Fakat Yeşil‘den hiç bir emare yoktu. Ne ailesi, ne yakınları nerede olduğunu bilmiyorlardı. Beyaz renkli otomobili de kayıptı.

O tarihten sonra Yeşil‘le görüştüğünü, talimat aldığını, kouştuğunu söyleyenler çıktı. Hatta televizyonlara çıkan, gazetelerde beyanat veren Yeşil‘ler de vardı.

Ancak Yeşil Kod Mahmut Yıldırım, o tarihten beri kayıp.

Yaşıyor mu diye merak edenlere: Evet yaşıyor.

Buraya kadar olan Genel ve görünür yanı. Ya görünmeyen yanı nerede? Yazımızın devamında Yeşil’in yaşamından canlı tanıklarla kesitlere yer vereceğiz.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: