KONGRA-GEL’de de İnfazlar Devam Ediyor

KONGRA-GEL’de de İnfazlar Devam Ediyor

KADEK aradan bir buçuk yıl geçtikten sonra yine Kandil dağlarındaki Dole Koge kampında tek gündem maddesiyle toplanarak KADEK ismini 26 Ekim 2003’de feshetti. Ertesi gün devam eden kongrede KADEK ismini “KONGRA-GEL” (Kürdistan Halk Kongresi) olarak değiştirdi. PKK ile başlayan KONGRA-GEL ile devam eden Öcalan liderliğindeki Apocu harekette örgüt isimleri değişse de infazlar değişmeyecekti. Yeni infazlar KONGRA-GEL ile de devam etti. KONGRA-GEL’in başına eski DEP milletvekili yurtdışına kaçan bölücü faaliyetlerine Avrupa’da sürdüren Zübeyir Aydar getirildi. Bu değişim KONGRA-GEL’de iki ayrı grubu ortaya çıkardı.

Bunlardan biri Ferhat kod adlı Osman Öcalan’ın liderliğindeki gruptur. Bu grupta Avrupa’da PKK’nın uzun bir dönem sözcülüğünü yapan Kani Yılmaz ve Botan kod adıyla bilinen örgütün İran ve Irak’taki faaliyetlerini kontrol eden Nizamettin Taş ve arkadaşları vardır. Diğer grup ise PKK’nın ikinci adamı örgütün kurucularından biri olan Cuma kod adlı Cemil Bayık ve çevresidir. Bayık’ın etrafında Murat Karayılan, Mustafa Karasu ve Duran Kalkan gibi örgütün önemli isimleriyle birlikte PKK KADEK’in yerine oluşturulan KONGRA-GEL’in başkan sıfatını alan eski DEP’li  Zübeyir Aydar ve yardımcısı yine eski DEP milletvekili Remzi Kartal’da bulunmaktadır.

Örgütteki ilk ayrılık olayı Osman Öcalan ve arkadaşlarının 23 Şubat 2004’de yayınladığı bildiriyle ortaya çıkmıştır. Osman Öcalan ve arkadaşlarına göre örgüt yönetimi “Apo’nun çizgisinden sapmıştır” bu görüşe KONGRA-GEL’in başına getirilen Zübeyir Aydar ve başkanlık konseyi üyesi Cemil Bayık karşı çıkmışlardır. Örgütteki bu gerginlik Kürt internet sitelerinde geniş yer alırken, Nasname adlı internet sitesi, Ferhat kod adlı Osman Öcalan, Botan kod adlı Nizamettin Taş ile Serhat kod adlı Kani Yılmaz’ın örgüt kararlarına karşı geldiği için yetkilerinin alındığına ilişkin örgüt içi talimatı yayınladı.

Öcalan’da örgüt içindeki yaşanan tartışmalara İmralı’dan avukatları vasıtasıyla katıldı. Öcalan, kardeşini “kariyerist ve hırs sahibi” olmakla suçlarken, şunları söylüyor:

Osman Öcalan’a karşı bir iki ciltlik eleştiri ve yargılama çabam biliniyor. Osman bana göre mayınlı sahaya sürülmüş bir eşşek rolünü oynamaktadır. Yaptıkları kendini en kötü tarzda bir kullanım aracı kılmaktan öteye bir anlam taşımaz.

Hatta öyle ki Öcalan, “kardeşim Osman hainlik de yapsa infaz edilmemeli, cezalandırılmamalı” diyordu. Cemil Bayık ve Duran Kalkan’dan da özeleştiri isteyerek şunlyarı söylüyor:

Cemil ve Duranların sürekli en gereksiz insanları kaçırtıp bir çok dürüst ögeyi ya intihar etti, ya kaçtı, ya emir dinlemedi deyip yakalayıp cezalandırmaları nasıl izah edilebilecek? Sürekli böl, kaçırt, öldürt; nereye kadar? Ortaya çıkardıkları bazı isimlerin adını ve yaptıklarını söylemek istemiyorum. Neye mal olduklarını bilmiyorlar mı?

KONGRA-GEL’deki ayrılıklar Nisan ayında 13 gün süren 200 delegenin katıldığı bir toplantıda da gündeme geldi. KONGRA-GEL başkanı Zübeyir Aydar KONGRA-GEL içindeki ayrılıkların kamuoyuna yansıması üzerine örgütteki çözülmeyi engellemek için “Ayrılık var, kopma yok” diyordu. Zübeyir Aydar KONGRA-GEL’de Osman Öcalan’ın başını çektiği hareketle ilgili şu değerlendirmeyi yapıyordu:

Grup olayı yapılan tartışmalarla aşılmıştır. Yalnız Osman Öcalan ve Nizamettin Taş bu süreçte evlenmişlerdi. Bunlar eşleri ile birlikte kongreden 3 gün sonra bizim bulunduğumuz sahadan ayrıldılar. Osman Öcalan izin isteyerek başka bir grup arkadaşının bulunduğu bir sahaya geçmek istedi. Bunun ardından Osman Öcalan ve Nizamettin Taş eşleri ile birlikte bizim izin verdiğimiz yere gitmedi. Bizim bulunduğumuz sahadan ayrıldı ve şehre indi.

Zübeyir Aydar’ın örgütteki çözülmeyi engellemek amacıyla bu sözleri sarfetmesine rağmen, muhalif grup Haziran ayının sonlarına doğru yeni bir oluşum hazırlığına girişiyordu. Osman Öcalan önderliğindeki muhalif grup “Demokratik Barış İnsiyatifi” adıyla KONGRA-GEL yönetiminden farklılıklarını ortaya koyan yeni bir açıklamada bulundular. 24 Haziran 2004 tarihli Zaman gazetesinde yer alan açıklamada KONGRA-GEL’in ateşkesi bozma kararı eleştiriliyor ve KONGRA-GEL yöneticileri Kürt halkına ihanet etmekle suçlanarak şu ifadeler yer alıyordu:

Savaşta karar kılmak ve bunu çözüm seçeneği olarak sunmak kabul edilemez. Çatışmalar Türk ve Kürt halkının yararına değildir. Bu savaş egemen statükocu şoven, milliyetçi ve rantçı güçlerin çıkarınadır. Ateşkesin sona erdirilmesi kararı barışa ve demokratikleşmeye indirilmiş bir darbedir. Bu karar halkımızı yeni acı ve yıkımlarla yüz yüze bırakacaktır. İşte bu anlayış yüzünden KONGRA-GEL’den ayrılma gereği ortaya çıkmıştır.

KONGRA-GEL’deki İçe dönük mücadeleler örgüt içi infazlarında bir kez daha ortaya çıkmasına sebep olacaktır. 2004 yılında infaz edilen örgüt mensupları şunlardır:

Irak’ın Kuzeyinde Nasir kod adlı Faruk Bozkurt, Berzan Durre, Nazime Adtürk, Yücel Zeydan, Mehmet Emin Unay, Rahman Şen, Irak’taki Razga köyündeki örgüt kampında öğretmenlik yapan Mamosta Osman, Selat Soran, Erdal İlaslan.

KONGRA-GEL’de infazlar ve iç karışıklıklar devam ederken örgütün lideri Öcalan, AİHM’e gönderdiği “Bir Halkı Savunmak” adlı savunmasının 5. Bölümünde PKK’nın eleştiri ve özeleştirisini yapıyordu. Öcalan, savunmasının bu bölümünde dünden bugüne PKK’da devam eden infazları kabul ediyordu. Öcalan, örgüt içi infazlarda kendini masum gösterirken. infazlardan “Dörtlü çete” diye tabir ettiği Şahin Baliç, Şemdin Sakık, Halil Kaya ve  Metin Işık’ı sorumlu tutuyordu. Halbuki dörtlü çete diye tabir ettiği kişiler kendisi tarafından örgütte MK üyeliğine getirilmişler ve örgütün birçok alandaki sorumluluğunu yapmışlardı. PKK’daki görev süreleri içerisinde Öcalan’ın emirlerini harfiyyen yerine getiren bu kişilerin Öcalan’dan habersiz infaz yapmaları mümkün değildir. Öcalan emretti, onlarda infazları gerçekleştirdi. İşte çete başı Öcalan’ın infazlardan kendini muaf tutan sözleri:

Dörtlü çete dediğimiz Şahin Baliç, Şemdin Sakık, Kör Cemal ve Hogir grubu resmen bir kadro katliamı başlattı. ‘Çatışmada vuruldular’ adı altında ne kadar en değerli kadroyu vurduklarının hesabı hala bilinmemektedir. Bir çok değerli yoldaşın -karanlık- ölümü sırrını korumaktadır. Hedef olması gereken bir çok sıradan insan, kadın ve çocuğu öldürmeler başını aldı yürüdü. Ortada merkezi insiyatif kalmamıştı. Benim uzaktan ne kadar doğru bilgilendirdiğim hala karanlıktır.

Bu arada ajan avı altında büyük ihtimalle çok sayıda suçsuz insan da katledilmişti. Yanımda yaptıklarına göre, içeride yaptıklarının boyutu korkunç olmalıydı.

 

PKK tarafından “ajan, provokatör, önderliğe baş kaldırı, işbirlikçi” vb. gibi ithamlarla yurtiçi ve yurtdışında kurucular ve MK üyelerinden yaklaşık 50 kişi, üst düzey militanlardan 200 kişi, toplam olarak da 2000 kişi infaz edilmiştir.

 

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: