Köşk’ün yeni sahibi Sezer

Köşk’ün yeni sahibi Sezer
5 Mayıs’taki üçüncü tur oylamaya yine tartışmalarla gidildi. Birinci ve ikinci turlarda hükümet ortaklarının 351 oya sahip olmasına ve buna muhalefetinde destek vermesine rağmen 367 rakamına ulaşılamaması fire hesaplarını iyice kızıştırdı. ANAP, MHP’yi, MHP, ANAP’ı suçluyordu. Kimse, aşırı fire veren parti suçlamasını üzerine kondurmuyordu. Ancak bir gerçek vardı ki, o da Sezer’in seçilme trendini yakaladığıydı. Çünkü üçüncü turda 276 oy yeterli olacaktı. En iyisi, bu realiteyi avantaja dönüştürmekti. DYP, bu konuda hemen atağa kalkıp üçüncü tur oylamada da oylarının Sezer’e gideceğini açıklayarak, muhalefetin hükümeti düştüğü zor durumdan kurtaracağını açıkladı.
Sezer’in karşısındaki en ciddi bir rakip olarak değerlendirilen Akbulut’un da üçüncü tura giderken umutları tükendi. Çünkü, ilk iki turda aldığı oy ve partisinin “çekil” çağrıları üçüncü tur için Akbulut’un şansı olmadığını açık bir şekilde gösteriyordu. Akbulut, sonunda pes etti. Yılmaz’ı suçlayan ve “partim beni yanlız bıraktı” siteminde bulunan Akbulut kırgın olarak yarıştan çekildi. Sezer, artık direnen dört adayla yarışacaktı. Öte yandan, Doğan Güreş’in de üçüncü tur öncesi çekilmesi bekleniyordu. Nevzat Yalçıntaş, Sadi Somuncuoğlu, Rasim Zaimoğlu ve Mail Büyükerman, Sezer’in rakipleriydi.
Sezer, seçilirse Kenan Evren’den sonra TBMM dışından cumhurbaşkanı seçilmiş ilk kişi olacak, Meclis’teki birinci parti liderinin aday gösterilmesi geleneğini de bitirecekti.
Ve sürprizlere alışık Türk siyaseti yeni bir süprizle karşılaşmadı. Ahmet Necdet Sezer, 330 oyla Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. Cumhurbaşkanı seçildi.
Sezer, hayatının akışını değiştiren oylamayı da evinde, aile fertlerinin yanı sıra bu kez yanında Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı Ali Hüner, Yargıtay Birinci Başkanvekili İsmet Aslan, Anayasa Mahkemesi üyesi Ertuğrul Ersoy ve avukat Enis Tunga olduğu hâlde televizyondan izledi. Sonucun açıklanmasından sonra kapıda bekleyen gazetecileri selamlayarak evinden ayrılan Sezer, 16:25’te Anayasa Mahkemesi’ne döndü ve burada alkışlarla karşılandı. TBMM Başkenvekili Nejat Arseven ile Başkanlık Divanı üyeleri de Anayasa Mahkemesi’ne giderek Sezer’e seçim tutanağını iletti. Daha sonra toplantı salonuna geçildi. Üzerine laciler çekmiş Sezer, salona girişinde de alkışlarla karşılandı. Tutanakla birlikte poz veren Sezer, “tarafsızlık” ve “laikliği koruma” sözü verirken, anayasa ve yasalara saygı, demokratik değerlerin hukuk düzenine yerleştirilmesini istedi; gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekti.
Sezer, cumhurbaşkanı sıfatıyla burada kendisine yöneltilen ilk soruyu cevaplamadığı gibi, başka soru sorulmasına da fırsat vermedi. Ayrıca Sezer, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı görevinden de emekliye ayrıldı.
Hayat, insanların nelerle karşılaşacağını kesinlikle önceden kestiremediği bir süprizler geçidiydi gerçekten. Sezer, birilerinin her türlü entrika ve kirli oyunlarla bile elde edemediği yere, kendisinin bile inanmakta güçlük çektiği bir kolaylık ve rahatlıkla gelmişti işte.
Hafif çatık kaşlarıyla Anadolu’dan çıkıp okuyarak, çalışarak, sabrederek, didinerek Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na yükselen, Sümerbank ve Altınyıldız’dan aldığı kumaşları Afyon’daki çocukluk arkadaşına yollayarak diktiren bir ilkokul öğretmeninin eşi, oturduğu semtte yaptığı iş çok sonra ‘keşfedilen’ bir insan, tombul ayaklarını patlatırcasına sıkan ayakkabılarıyla tavernalarda “Zeki Müren’in son dönemlerindeki kılıklarında” dolaşan eşlerden; devlet bankalarını ‘devlet malı deniz/yemeyen domuz’ ruhuyla yağmalayan çocuklardan, amca yeğenlerden, son model ifrat arabalarıyla burnumuzun dibine sürtünen tüm o hısım/yakın/akraba çetelerinden sonra; Ahmet Necdet Sezer ansızın siyasi hayata girivermişti.131
“Milletim benden hizmet istedi. Ben de kaçamazdım” havalarına girmeden, “Çalıştım, mücadele ettim ve kazandım. Bu benim hakkımdı” şeklinde büyüklenmeden, yalnızca “Seçilmemi, kişiliğimde yargıya verilen önemin belirtisi olarak görüyorum’ deme inceliğini gösteren biri oturacaktı o yüksek rakımlı tepede.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: