Kürşat’ı Benim Yerime Vurdular

Taner Akçam; “En Yakın Arkadaşım Kürşat’ı Benim Yerime Vurdular”

1984 yılından itibaren PKK tarafından hakkında ölüm emri çıkartılan Devrimci Yol’culardan bir olan Taner Akçam, PKK’nın kendisi yerine yanlışlıkla en yakın arkadaşı Kürşat Timuroğlu’nu vurduğunu gazeteci yazar Can Dündar’a yine şöyle anlatıyordu:

En yakın arkadaşımı benim yerime vurdular

1986’nın şubat ayıydı. Kardeşim 1981’den beri tutukluydu. Yaşadıklarının yoğunluğu nedeniyle yüzünün bir tarafına felç inen annem Almanya’ya ziyaretime gelmişti. Tedavi imkanlarına da bakacaktık.

PKK’nın saldırı ihtimaline karşı sürekli yer değiştiriyordum.

Bir gün telefon çaldı. Annem çıktı, “Seni istiyorlar” dedi.

Kürşat öldürülmüştü!

En yakın arkadaşımdı.

Sadece onun ölüm acısı değildi beni çökerten:

Onu beni bulamadıkları için öldürmüşlerdi. Sonradan asıl hedefin ben olduğumu örgütten ayrılan PKK’lılardan da öğrenecektim.

Kürşat’ın ölümünden her bakımdan ben sorumluydum.

Eğer 1981 – 84 yıllarında PKK ile işbirliği macerası olmasaydı bunlar olmayacaktı.

Kürşat’ın şokunu bugün bile üzerimden atabilmiş değilim.

Onunla birlikte benim de bir yarım öldü.

Özlediğim üniversite hayatını başlamadan bitirmek zorunda kaldım. Ellerim titreyerek, ders veremeyeceğimi yazdım.

Yine kaçaklık… Üstelik takipten kaçtığım ülkede…

Sürgünde sürgün başlıyordu.

Geçmiş peşimi bırakmıyordu ve bırakmayacaktı.

Düzenli hayat kavramı bana göre değildi. Yeniden köşe kapmaca başlamıştı.

Kürşat’tan 1 yıl sonra PKK saldırılarından korunmak için silah taşıyan bir arkadaşın kaza kurşunuyla en yakınlarımızdan birini, Aydın (Yavuz) Erol’u kaybettik.

Yavuz’u 1960’tan beri tanıyordum. Aynı mahallede büyümüştük.

Onun ölümüyle birlikte, benim için siyasi hayatı sürdürmeye çalışmanın hiçbir anlamı kalmamıştı. Bu, ancak yeni çatışmalar, yeni ölümler anlamına gelecekti.

Bu oyun burada bitmeliydi.

Öyle de yaptım.

Hamburg Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’ne “Türkiye ve Şiddet” konulu bir proje verdim. Kabul edildi ve çalışmaya başladım.

Artık hayatımın akışı bütünüyle değişiyordu.

Üzerine düşündüğüm çok olmuştur; bunca badireden bazen küçük tesadüflerin yardımıyla kurtulmuştum. Belki inatçılığımın ve dik kafalılığımın da bir payı var bunda, ama ben çok şanslı bir insan olduğumu düşünüyorum. Bundan sonra belki bu şansım tersine dönebilir.

Önemli değil, 27’mi geçtim nasıl olsa!..

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: