KURTULUŞ (KSD) – PKK ÇATIŞMASI

KURTULUŞ (KSD) – PKK ÇATIŞMASI 1980 Sonrası

 

Kurtuluş Üyesi Bülent Yaman 30 Aralık 1985 Günü Lozan’da PKK Tarafından Öldürüldü.

THKP–C kökenli Kurtuluş Hareketi 12 Eylül 1980 öncesi sol gruplar içerisinde Kürt solunun “sömürgecilik tezlerine” en yakın görüşleri savunan bir akımdı. Kurtuluşçular Kürt solunun savunduğu ”Kürdistan sömürgedir” tezini Türk solunda ilk defa ortaya atan ve açıkça savunan bir gruptu. Kurtuluşçular Türk solunun en hassas karnı olan “Kemalizm”e de en radikal eleştiriler getiriyordu. Bir çok Kürt soluna mensup grup Kurtuluşçuların savunmuş olduğu bu görüşlerinden dolayı bu grupla bir çok alanda işbirliği ve ittifak yapmışlardı.

Türk solunun Kürt soluyla olan görüş ayrılıklarında Kurtuluşçular Kürt soluyla birlikte hareket etti. Türk soluna mensup bir çok grubun, Apocular adıyla bilinen PKK ile olan fikir ayrılıklarının sol içi silahlı çatışmalara dönüştüğü süreçte çatışmaların dışında kalmaya çalıştı. Kurtuluşçular sadece Türk soluna değil Kürt soluna da mensup bir çok militanı öldüren Apocular’a sahip çıktı. Apocuları “enternasyonalist bir hareket dost bir güç” olarak görmüştü. Kurtuluş’a göre Apocular “anti sömürgeci” bir hareketti. Kurtuluş Dergisinin Kasım–Aralık 1979’da yayınlanan 35. sayısında kendini “Kürdistan Devrimcileri” diye tanımlayan Apocular üzerine bir yazı yazılmıştı. “KD ve Kürdistan Devrimi Üzerine” başlıklı yazıda Apocular’a yönelik eleştirilere karşı çıkılarak Apocular’a yapılan suçlamalar “sömürgecilerin komplosu” olarak değerlendiriliyordu. Kurtuluş grubunun “anti sömürgeci” hareket dediği “Kürdistan Devrimcileri” ismini kullanan PKK’ya (Apocular) bakış açısı şöyleydi:

“KD’nin Kürt Ulusal Hareketi İçindeki Yeri

Son dönemlerde “KD” ile ilgili gelişmeler, birçok grubun, bu siyasi hareketi her yönüyle olumsuz olarak nitelendirmeye götürdü. “KD”nin karanlık güçlerin kontrolünde olduğu iddiaları ortaya atıldı.Hatta bazıları “KD” üzerine özel bildiriler, broşürler kaleme aldı. Bu siyasi hareketten ayrılanların söyledikleri temel alınarak, “KD”nin nasıl sömürgecilerin ajanları tarafından yönetildiği vurgulandı.

“KD” ise, tüm bu görüşlere ve kendisine yönelik suçlamalara şiddetle karşı çıktı. Bu suçlamaların sahiplerini sömürgecilerin, MİT’in, vb. ağzıyla konuşmakla itham etti. Hatta bazı güruhlar için “MİT, Kontrgerilla hareketi” tespitinde bulundu.

Bugün Kürdistan’da, bir çok grubun tabanında “KD” hareketi konusunda kesin yargılayıcı düşünceler egemendir. Bu tür düşüncelerin yaygınlaşmasına, “KD”, başvurduğu mücadele yönetimiyle adeta yardımcı olmuştur.

Sorunu eğer bir bütünlük içinde değerlendirirsek varacağımız sonuçlar, “KD”nin MİT’le vb. örgütlerle içli dışlı olduğu suçlamalarının inandırıcı olmadığını ortaya koyar. Ve bu tür iddia sahipleri de söylediklerini kanıtlamadıkça, sübjektif değerlendirmeleriyle yalnız kalacaklardır. Bizim açımızdan, bu iddialara destek olmak diye bir yaklaşım söz konusu değildir.

Biz anti sömürgeci grupların ittifakını amaçlayan her davranışın yanında ve destekçisiyiz. Bunların ötesindeki davranışları teşhir etmek ve tecrit etmek görevini de ihmal etmeden kendi bağımsız siyasi çizgimiz doğrultusunda hareket tarzımızı yine kendimiz saptarız.

 

Kurtuluş’un Apocuları “anti sömürgeci” bir hareket olarak görmesi Enver Hoca taraftarı AEP yanlısı Halkın Kurtuluşu çevresini o günlerde çileden çıkartmıştı. Bir çok taraftarı PKK tarafından öldürülen Halkın Kurtuluşu, Kurtuluş hareketinin teorik yayın organı Kurtuluş dergisinde çıkan “KD ve Kürdistan Devrimi”ni ele alan 23 sayfalık yazıdaki görüşlerden dolayı Kurtuluş Grubunu, Halkın Kurtuluşu adlı gazetelerinde “Kurtuluş, Apocu faşistleri savunarak ne elde edecek?” diye eleştiriyordu.

12 Eylül öncesi PKK ile çok yakın ve sıcak diyaloglar kuran Kurtuluşçular, 12 Eylül 1980 sonrasında da Avrupa’da PKK ile bir çok eylemlerde ittifak yapmışlar, Türk soluna ve Kürt soluna mensup bir çok militanın Avrupa’da PKK tarafından imha edilmesine ise sessiz kalmışlardı. Bu yüzden Devrimci Yolcular tarafından şiddetli bir şekilde eleştirilmişti. PKK ile bir çok konuda fikir ve eylem birliği yapmasına rağmen bir Kurtuluş taraftarı da PKK cinayetlerinden nasibini alacaktı. Kurtuluş üyesi Bülent Yaman, 30 Aralık 1985 günü Lozan’da PKK tarafından öldürüldü.

Bülent Yaman’ın öldürülmesi Kurtuluşçular tarafından Türkiye’de çıkartılan “Yeni Aşama” dergisinin Aralık 1987 tarihli 9. sayısında sadece bir paragraf olarak yer almıştı. O da Almanya’da Dev–Sol Dev–Yol çatışmasında öldürülen Aydın Erol’un ölümü üzerine yazılan “Aydın Erol’un ölümü ve demokrasi anlayışı üzerine” başlıklı bir yazının içeriğinde sadece ismi geçiyordu.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: