MDD’ciler Ankara İl Kongresini karıştırmış

TİP’in Yayın Organı EMEK: “TİP’i İçerden Kundaklamakla görevli burjuvazinin ajanı MDD’ciler Ankara İl Kongresini karıştırmış, Genel Merkezi Basmışlardır.”

13 Eylül 1970 günü Türkiye’de sosyalist mücadele bakımından tarihi bir gündür. 13 Eylül Pazar günü yapılan Ankara İl Kongresi bir faşist ihanet şebekesinin takındığı maskenin kesin olarak düşünmesini sağlayan olaylara yol açmış ve iğrenç faşist suratların sosyalist perdesi arkasına sığınmalarına son vermiştir.

Bilindiği gibi, Türkiye İşçi Partisi büyük kongresi yaklaşmıştır. Bu nedenle uzun bir süredir ard arda il kongreleri yapılmakta ve sosyalistler, parti içine sızan burjuvalarıyla bu kongrelerde karşı karşıya gelmekte ve partide sosyalizmi hakim kılmak için mücadele etmektedirler. İşte bu çerçeve içindeki kongrelerden biri de geçen Pazar yapılan Ankara İl Kongresiydi. Bu kongrenin de ötekiler gibi, esas itibarıyla, kongre içi bir mücadeleye sahne olması ve burjuvazinin parti içindeki gücünü bir de bu kongrede temsilcisi MDD’ciler aracılığıyla denemesi beklenmekteydi. Oysa kongre bu sınırları aştı, daha büyük bir önem kazandı.

Her zamanki gibi, parti militanları kongrenin güvenliğini korumak ve kongrede delegelerin demokratik bir ortam içinde karar vermelerini sağlamak için kongreden önce kongre binası içinde ve etrafında tedbir almışlardı, delege olmayanları kongreye sokmuyorlardı. Aslında, bu tedbir yeni faşistlerin, yani MDD’ci komando taslaklarının kongreleri basmaları sonucu kongreler tasallut altına girince alınmış ve ilk olarak İzmir İl Kongresinde uygulanmıştı. Parti militanlarının tam bir disiplinle uyguladıkları MYK’nın kongrelere baskı yaparak istedikleri sonucu almayı düşünmüş ve bunu Çankaya İlçe Kongresi ve İstanbul İl Kongresinde uygulamışlardı. Hep böyle olacak sanıyorlardı. Fakat Merkez Yürütme Kurulu’nun kongrelere delegeler ve üst kurul üyelerinden başkası giremez yolundaki kararı, MDD’ci burjuva ajanlarının oyununu bozmuştu.

Bu sefer, MDD’ci hainlerin amaçları, kongreleri basarak yaptırmamak şekline dönüştü. Bunu çeşitli il kongrelerinde ve son olarak Ankara İL Kongresinde denediler.

Saldırı Başlıyor

Kongre sabahı saat 8.30’da Ankara İl Kongresi’nin yapıldığı yerin önüne gelen MDD’ci saldırganlar, içeri girmek istediler. Delegelerden başkasının içeri giremeyeceği bildirilince, 20–30 kişilik faşist saldırganları, parti militanlarına saldırdılar. İlk darbe, Antepli arkadaşımız 60 yaşına yaklaşan, kıdemli ve yiğit partili Baki Çeliker’e, torunu yaşındaki bir faşist zorbadan geldi. Partililerin azmi karşısında gerileyen “ihanet gürûhu” daha sonra topladıkları taşlarla kongreye saldırdılar. Buna partililer karşılık verince, tası tarağı toplayıp gittiler.

Genel Merkez Basılıyor

Kongreyi basma görevini yerine getiremeyen ve kongrenin yapılmasına engel olmayan MDD’ci ihanet şebekesinin bu kongreyi basmakla görevli gürûhu, ortadan Türkiye İşçi Partisi Genel Merkezi’ne gelerek görevlerine burada devam etmişlerdir. Genel Merkeze içeride Genel Başkan Şaban Yıldız, MYK üyesi Şaban Erik ve Genel Yönetim Kurulu üyeleri Savaş al ile Atilla Aşut’un bulunduğu bir sırada gelen bu gürûh binaya girmişler ve ilk iş olarak, profesyonel bir gangster şebekesi gibi, telefon hattını kesmişlerdir. Bir kısmı dışarı çıkan saldırganlar, o sırada genel merkeze gelmekte olan Prof. Sadun Aren’i yanlarına gelince hırpalayıp, yaralayarak parti binasına sokmuşlardır. Bu arada genel başkanı da tartaklayan faşist zorbalar, genel başkanla Merkez Yürütme Kurulu üyesi Aren’i bir odaya kapamışlar ve duruma müdahale eden Atilla Aşut ile Savaş Al’ı dövmeye başlamışlardır. Buna dövme değil işkence demek daha doğru olacaktır.

Bu dayak ve işkence olayları devam ederken, bir yandan da hırsızlık yapılmış ve genel merkezdeki kıymetli eşya toplanmıştır. Bu işlem de bitinde saldırganlar, genel merkezi terk edip EMEK ve Sosyalist Gençlik Örgütü binasına doğru yola koyulmuşlardır.

EMEK ve SGÖ Basılıyor

Partiyi basmak üzere özel olarak tutukları ve plâka numarası bizde bulunan minibüse yeniden binen saldırganlar, EMEK ile Sosyalist Gençlik Örgütü’nün bulunduğu binaya gelmişlerdir. Burada da kapıyı zorlayarak açan saldırgan burjuva veletleri içeride kimseyi bulamamışlar ve tahribata girişmişlerdir. Kapıları, camları, masaları, daktiloları, sandalyeleri kırmışlar, hızlarını alamayıp kül tablalarını yerere serpmişler ve dergileri, Lenin resimlerini parçalamışlar, bütün evrak ve dergi koleksiyonlarını altüst etmişler, muslukları açarak binayı terk etmişlerdir.

İşkence Masası Memurları?

Sosyalist bir partiye zorbalığı sokmanın ihanet olduğu bilinen bir gerçektir. Bunu EMEK’te de defalarca yazdık. Ancak bunların yaptığı, olağan bir kavga, fiili güce dayanarak partiyi kazanmaya çalışmak mıdır? Hayır! Bunlar, Amerikan askerlerinin Vietnamlıya, Nazi Milisinin Yahudilere ve sosyalistlere, faşist kara gömleklerinin bütün ilericilere uyguladıkları işkence metotlarını uygulamaktadırlar.

İnsan olanlar düşünsün! Bir insanın yere yatırılarak, iki kolundan ve iki ayağından dört adamın tutup bir havyanın ise hayalarına tekme savurması hangi erlik, yiğitlik kitabında yazılıdır? Bu olay 13 Eylül ihanet gününde ayniyle olmuştur. Şimdi bu olaya maruz kalan arkadaşımız kan işemektedir.

Gene düşünün ey MDD’ye yatkın baylar!

Bir insana, yirmi kişinin çullanması ve çivili sopalarla sırtından kafasına kadar insafsızca vurulması, bir insanın ağzından gırtlağına kadar kalas sokulması, daha yaşına girmemiş kızına olmadık küfürler edilmesi size bir şeyler söylüyor mu? Bu hayvanlık sizi hiç düşündürmeyecek mi?

Evet, saldırgan güruhun, yiğit kavgacılar değil işkence masası memurları olduklarına şüpheniz var mı daha.

Ama bunlar ne adına yapılıyor biliyor musunuz; devrimcilik adına, küçükken babasından dayak yiyen burjuva veletlerinin sadist hırslarına, hala devrimcilik adına destekleyecekler bulunacak mı? Varsa, bunlar da işkence masası memurluğuna talip çıksınlar, öncelikle işe alınacaklarına şüphe yok!

Hırsızlar da Devrimciliğin Şanından Mı?

Bu MDD’ci ihanet şebekesinin beyinsizler ve ajan provokatörlerden kurulu, işkence masası memurları güruhu, “devrimcilik” adına başka marifetlerde gösterdiler. Tahrip ve işkence dışında hırsızlık, daha doğrusu gasp eyleminde de bulundular. Genel Merkezden çalınan eşyanın bir kısmı şunlardır:

5 Daktilo

1 Teksir makinesi

1 Telefon ve bir çok evrak.

kıymetli eşyadan başka şeylere iltifat edilmemesi olayın tam bir gasp olduğunu göstermektedir. Buna bir diğer kanıt da Genel merkezde, orada çalışanların bile, sadece 3 daktilonun varlığından haberdar olmaları, diğer iki daktilonun saklı bulundukları yerlerden çıkarılarak götürülmesidir. Bunu ise, ancak, profesyonel hırsızlıktan haberi olanlar başarabilir.

Parti Militanları İsteseydi Saldırganları Tükürükle Boğardı.

Ankara İl Kongresini saldırganlara karşı korumak üzere, Ankara’ya yurdun çeşitli yerlerinden 150’yi aşkın partili gelmişti. İşçiler ve Emekçilerden kurulu parti militanlarının sayısı, aslında, 20–30 kişi kadar olan saldırganları tükürükle boğmaya yeterdi.

Antep’ten, İzmir’den, İstanbul’dan, Eskişehir’den, İzmit’ten vb. yerlerden gelen parti militanları kollarını sıvayıp burjuva veletlerine derslerini vermek için değil, parti kongresinin tasalluttan uzak, demokratik bir ortam içinde yapılmasını sağlamak için gelmişlerdi. Onun için faşist burjuva veletlerinin kongreye girmemesini sağlamakla yetindiler.

Ama bunun hata olduğu, şımarık faşist komando taslaklarının bir derse muhtaç bulundukları anlaşılmaktadır. O dersi de partili işçi ve emekçiler yakın bir zamanda herhalde vereceklerdir.

Kongre’de Delege Dengesi Nasıldı?

MDD’ciler, Ankara İl Kongresini almak için bütün güçlerini harcamışlar, öğrenci üyelerin çok sayıda bulunduğu Çankaya İlçe Kongresinde kaba kuvvete dayanan başarıları onları umutlandırmıştı. Fakat, daha sonra işçi ve emekçi kökenli parti üyelerinin çoğunlukta olduğu ilçe kongrelerinde sosyalist devrimcilerin kazanması umutlarını azaltmıştı.

Ankara il kongresinde, eğer bütün MDD’ci delegeleri getirselerdi, sayıları ancak 35’i bulacak ve kongreyi basıp yaptırmamayı ve parti içindeki güçsüzlüklerini böylece perdelemeyi düşünüyorlardı.

Kongre, Sosyalist Devrim Görünüşünü Benimsedi

TİP Ankara il kongresi sonunda, sosyalist devrim görüşü bir karar tasarısıyla kabul edilmiş ve bütün organlara sosyalist devrimci adaylar seçilmişlerdir.

Bir ara kongreye katılıp sonra, çok azınlıkta olduklarını anlayıp giden MDD’cilerden bir gruba ise, partinin işçi ve emekçi delegeleri bir hain gözüyle bakmışlardır. Fakat buna rağmen, bu hainlere karşı bile, en ufak bir demokratik olmayan tavır gösterilmemiş, isteyenler istedikleri kadar konuşmuşlardır. Bu arada burjuva gazetelerinin ve MDD’ci ihanet şebekesinin yazdıklarının aksine, hiçbir delege içeri girmekte güçlük çekmemiştir. İsteyen her delege tam bir güven içinde kongreye katılmıştır. Bunun aksini iddia edenler yalancılardır.

Olaylar, MDD’ci İhanet Şebekesinin Sadece Son Bir marifetedir.

MDD’ci ihanet şebekesinin işkence masası görevlisi güruhunun bu ilk tahrip teşebbüsü değildir.

Görevlerine bazı gerici öğrencilere işkence etmekle başlayan bu sadist burjuva veletleri, daha sonra saldırılarını özellikle TİP’e ve sosyalistlere yöneltmişlerdir.

Çankaya ilçe kongresindeki zorbalıklar, Altındağ ilçe kongresinin bir kere zorla yaptırılmaması, “Toplum Polisi Kaldırılmalıdır” afişi asan gençlere saldırı, İstanbul il kongresinde bütün partililere tasallut; İzmir, Antalya ve Manisa il kongrelerini basma ve yaptırmama teşebbüsleri, Sosyalist Gençlik Örgütü’nü basma ve bu örgüt üyesi bazı gençleri tek tek yakalayıp 20–30 kişi ile dövme olayları Ankara il kongresinde önce ve son bir yıl içinde meydana gelen olaylardan sadece bir kısmıdır.

Polisin Faşist Zorbalara Müsamahası

Ankara il kongresinde başlayarak, TİP Genel Merkezi ve SGÖ–EMEK binasını basan, tahrip, işkence ve gasp suçları işleyen MDD’ci faşist zorbalarını, 13 Eylül günü adım adım izleyen polis, hiçbir yerde hiçbir müdahalede bulunmamıştır. Olaylardan sonra, tanınan sanıkların yerlerini bilen polis suçluları yakalamak ve gasp edilen eşyayı bulmak için hiçbir çaba göstermemiştir.

Hatta ifadesini aldığı bir arkadaşımıza savcı, şunları söyleyebilmiştir: “Şimdi bu adları, sabıkalılar arasından ararız, bulamazsak sizden adresini sorarız” Bu sözler açıkça biz bu adamları yakalamak istemiyoruz, onların yaptıklarından hoşlanıyoruz demek değil de nedir?

Bu Olaylar Geberen Düşmanın Can Çekişmesidir.

MDD’ci ihanet şebekesinin tertiplediği bu olaylar, açık ve kesin olarak, burjuvazinin TİP içindeki bu yoldan yürüttükleri çabalarının başarısızlığa uğradığını göstermektedir. Onun için, beyinsizler ve ajan provokatörlerden kurulu bir güruhu partiye saldırtmakta ve böylece partinin itibarını zedeleyerek sonuca ulaşmak istemektedirler. Bu olaylar, MDD’ci ihanet şebekesinin parti içindeki likidasyon çalışmalarının başarısızlığını ve dolayısıyla idam fermanının imzalandığını göstermektedir.

Burjuvazi, şimdi, herhalde yeni oyunlar tezgahlayacaktır. Bu tuzak, uyanık partililerin direnci sayesinde tutmamıştır.

Olaylar, Bir Mihenk Taşıdır.

Son olayların önemli bir yanı da sosyalizm düşmanları ile sosyalistleri kesin olarak ayırmasıdır. Bundan böyle, kim ki, MDD’ci ihanet şebekesinin yanındadır, o sosyalizmin düşmanıdır. Kim ki bu harekete karşı çıkmaz, partiyi bunların tasallutlarına karşı açıkça savunmaz, kim ki hık mık ederse o kesin olarak karşı devrimcidir. 13 Eylül 1970 günü ihanet günüdür. MDD’cilik bu ihanetin ideolojik ve pratik kılıfıdır.

Artık herkes yerini seçsin! (1)



(1) Emek, Ekim 1970, sayı 5, sayfa 1-8.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: