MDD’nin Büyük Kanadında Bölünmeler

MDD’nin Büyük Kanadında Bölünmeler

Belli’ciler Çayan’cılar.

Dev–Genç kongresinden sonra 29–30 Ekim 1970 yılında, Ankara’da TİP Genel Merkezine muhalif delegeler ve çevrelerinin katılımıyla Hanif Sineması’nda Proleter Devrimciler Kurultayı yapıldı. ASD yazı kurulunun organize ettiği toplantı kendi içinde bölünmeleri ve parçalanmaları da getirdi. Başından beri birlikte hareket eden Mihri Belli ve Çayan grubu arasında görüş ayrılıkları Proleter Devrimci Kurultayının başkanlığı üzerinde çıkan itilaftan sonra su yüzüne çıkacaktı. Belli, kurultay arefesinde Hikmet Kıvılcımlı’yla görüşerek onun divan başkanı olmasını istiyordu. Dev–Genç temsilcileri ise Kıvılcımlı’ya karşı çıkmışlardı. Belli’ye göre; “bu davranışları hareketin tarihine saygısızlıktı. Başka türlü yorumlanamazdı”. Belli kurultayda çıkacak olan menfi tutum ve davranışlardan çekiniyordu. Kurultaya katılmamayı da düşünüyordu. Fakat ismi ve kurultay oluşumu içerisindeki çalışmaları legal parti kurma çalışmalarında başı çekmesi yapılacak kurultaya mutlaka katılmasını gerektiriyordu. Belli’ye göre; “kurultaya katılmamam meydanı sol lafazanlıkta birbiriyle yarışan sol sekter demagoglara terk etmek olurdu”.

Belli’nin arkadaşlarıyla katıldığı kurultaya Dr. Hikmet Kıvılcımlı ağırlaşan hastalığı sebebiyle katılamayınca divan başkanlığına Mihri Belli’nin önerdiği Sırrı Öztürk seçilmişti. Dev–Genç’i temsilen katılan çevre bundan memnun olmamıştı. Liderleri Çayan İstanbul’da olduğu için bu kurultaya katılmamıştı. Arkadaşları vasıtasıyla kurultaya damgasını vurmaya çalışıyordu. Mihri Belli’nin önerdiği örgütlenme ve mücadele yoluyla Çayan’ı temsilen kurultaya katılan Münir Aktolga ve Yusuf Küpeli’nin önerdikleri yollar arasında gerçek bir kopuşun olduğu ortaya çıktı.

Kurultayın birinci günü konuşan Mihri Belli, acilen legal bir parti kurulmasının öneminden bahsederken, kurultayda Çayan grubunu temsilen konuşan Dev–Genç’lileri “anti Sovyetizme kaçan Maocu–fokocu karması görüşler ileri sürmekle” suçluyordu.

Bu toplantının ardından “Devrimci Siyasi Örgütün Yaratılması” konusunda yayınlanan bildiride Çayan ve Belli çevresiyle ideolojik ve örgütsel görüş ayrılıklarını netleştirecekti. Mahir Çayan’ın isteği üzerine Dev–Genç genel başkanı Ertuğrul Kürkçü ve Ziya Yılmaz ortaklaşa yayınlanan bildiriden imzalarını geri çektiler.

Dev–Genç’in önemli isimlerinden Yusuf Küpeli Dev–Genç broşüründe Mihri Belli’yle olan ayrılıkları şöyle ortaya koyuyorlardı:

* 29–30 Ekim toplantısı, proleter devrimcilerine o güne kadar yoldaş bildiklerinin gerçek yüzlerini gösterdi. Bu toplantıda bizler, bir özeleştiri ortamının yaratılacağını ve böylece hareketimizin daha sağlıklı bir çizgiye gireceğini umarak gayet ılımlı bir dille Türk Solu ve ondan sonra Aydınlık’ta devam eden sağ çizgiyi eleştirdik. Bütün yoldaşça eleştirileri kişisel bir düşmanlığın tezahürü gibi kabul eden ve özeleştiri yapmaktan ısrarla kaçarak yılan gibi kıvrılmayı adet edinen Mihri Belli, uzun zamandan beri içinde biriken zehri kustu.

* Yine aynı toplantıda utanmadan bizlerin DEV–GENÇ’i hareketin merkezi proletarya partisiymiş gibi gösterdiğimizi söylemiş ve hazırladığı bildiriyi bir emrivaki ile toplantı bildirisi yazmakla görevli kurula kabul ettirmiştir. “Proleter devrimci örgütü uğruna mücadele, Filipin demokrasiciliği denen anti–demokratik düzenin sınırlarının aşılması uğruna mücadeledir” denen ve böylece her zaman Mihri Belli’nin iddia ettiği gibi “Filipin demokrasiciliğinin şartları altında proletaryanın öz örgütünün kurulamayacağını” ifade eden bu yüz karası bildiriye, büyük bir hata işleyerek bizlerle aynı görüşte olan bazı arkadaşlar da imza atmışlardır. Aslında hata yalnız o arkadaşlarda değil, o toplantıya katılan bütün arkadaşlarımızda, hepimizdedir. Mihri Belli’nin artık birlik–eleştiri–birlik ilkesini açıkça çiğnemesinden. “hareket demek ben demek” diyerek proleter yoldaşlığını hiçe saymasından sonra, hala gereken proleter devrimci kararlılığı göstermeyerek meseleyi bütün açıklığıyla koymamamız ve daha bir süre duyduklarımıza inanmak istemeyerek ve iyimser yorumlar yapmaya çalışarak mütereddit davranmamız en sert biçimde eleştirilmeye değer bir tavırdır!

Mihri Belli ve çevresinin görüşlerinin iyice billurlaştığı bu toplantı, artık yollarımızın kesinlikle ayrı olduğunu; nüans ayrılıkları gibi görmeye çalıştığımız ayrılıkların temelinde iki ayrı dünya görüşünün yattığını; artık aynı saflarda kalmanın proletaryanın kavgasına ihanet olacağını bizlere kesinlikle gösterdi.

Mihri Belli örgütü “aşağıdan yukarıya kuracağız” derken Yusuf küpeli ve Münir Aktolga ise “genel Leninist ilkelere uygun olarak yukardan aşağı örgütlenme ve bir savaş örgütü oluşturma projesini” savundular. Toplantıda yapılan tartışmalar bu eksen üzerinde sürdükten sonra ASD Kurtuluş Dev–Genç’ten oluşan bir geçici merkez çevresinde bir örgütlenme projesi geliştirme kararıyla sonuçlandı.

PDA çevresine karşı da birlikte hareket eden Mahir Çayan ve Mihri Belli’nin ekibinin yolları 1970 yılının aralık ayında ayrılacaktı. Mihri Belli ordunun sol kanadından gelecek bir darbeyi benimserken ve beklerken, Mahir Çayan ve arkadaşları da silahlı mücadeleyi esas alan örgütlenmenin hazırlıklarını yapıyorlardı. Dev–Genç’e hakim olan Çayan ve arkadaşları Mihri Belli’yle yollarını önce ASD yayın kurulundan istifa ederek daha sonra 1971 yılının Ocak ayında “Aydınlık Sosyalist Dergiye Açık Mektup” başlıklı broşürle ayırdılar.

İçerisinde Dev–Genç genel başkanı Ertuğrul Kürkçü’nün de bulunduğu Dev–Genç’in 4 önde gelen kişisinin imzasıyla ayrılığın nedenlerini anlatan iki formalık ASD’ye açık mektup adlı broşür kısa bir süre sonra kurulacak olan THKP–C’nin fikirlerinin bir manifestosu sayılabilecekti. Bu küçük broşürde devrim anlayışı, çalışma tarzı, örgüt anlayışı, Mihri Belli’den ayrılıklar şeklinde ifade ediliyordu.

Mahir Çayan, Yusuf Küpeli, Ertuğrul Kürkçü ve Münir Ramazan Aktolga imzasıyla yayınlanan broşürde “ASD’deki sağcı ideolojiyi bertaraf edemedik bu yüzden ASD ile yollarımızı ayırıyoruz” denirken Mihri Belli’yi ise ASD’deki görüşlerinden dolayı sağcı olmakla “sağ sapmacı” bir çizgiyi savunmakla suçluyorlardı. Ve broşürün sonunda şunlar söyleniyordu;

Artık Mihri Belli’nin sağcı görüşlerinden dolayı harekete tam bir kargaşa hakim olmuştur. Bu kargaşa, hareketin hem teorik, hem de pratik ilerleyişine engel olmaya başlamıştır.

Artık, ayrılık parolamızdır.

Ve proletaryanın devrimci ilkelerini her şeyden üstün tutan, devrimci şerefi ve namusu olan her devrimcinin yapacağı gibi Mihri Belli ve onun temsil ettiği akımla bütün organik bağlarımızı kestik!

Mihri Belli ASD’ye gönderilen broşürle ilgili şunları anlatıyor:

Kurultaydan bir ay kadar sonra Mahir Çayan, Ertuğrul Kürkçü ve iki kişi daha 4 imzalı bir mektupla aradaki köprüleri attılar. Bu dördü de hiç de birbirine uymayan bir ekip oluşturuyordu. Kürkçü’yü pek tanımıyordum. İzlenimim olumluydu. Öteki ikisini tanıyordum. Fakat Mahir başkaydı, onlar başka.

Çayan ve arkadaşlarının ASD’den ayrılığından sonra Mihri Belli MDD’nin en vurucu ve radikal kanadı gençlik kesiminin de desteğini yitirince “Ordusuz generallere döndük” diyordu. Önce Perinçek çevresini sonra Mahir Çayan ve arkadaşlarını kaybedince artık kitlesiz ve örgütsüz bir konuma gelecek etrafında kendisini seven, kendisine bağlı bir grup gençle yolunu sürdürecekti.

ASD’den ayrılan Çayan çevresi Mart ve Nisan 1971’de biri özel sayı olmak üzere 3 sayı yayınlanan “Kurtuluş” gazetesini çıkarmaya başladı. Daha sonra bu gazete sıkıyönetimle birlikte kapatıldı. Daha önce ASD’nin kitle organı olarak Mihri Belli ile Mayıs 1970’den Aralık 1970’e kadar ortak çıkartılan Kurtuluş, “İşçilerin Köylülerin Gazetesi” alt başlığıyla yayınlanmıştı. Çayan’cılar tarafından çıkartılan Kurtuluş gazetesi ise Mihri Belli’den ayrıldıktan sonra “Devrim İçin Savaşmayana Sosyalist Denmez” alt başlığıyla çıkmıştı.

Mahir Çayan ve arkadaşları Mihri Belli’yle yollarını ayırdıktan sonra Ankara Küçükesat’ta 11 kişilik bir komite oluşturdu. Komite içinden 3 kişilik bir MK seçti. Bu MK Mahir Çayan, Münir Aktolga ve Yusuf Küpeli’den oluşmuştu.

Oluşan geçici komite THKP–C (Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi) adıyla siyasal ve ideolojik yeni bir örgüt oluşturdu. Kurtuluş dergisi bu örgütün yayın organı oldu. THKP–C lideri Mahir Çayan THKP–C’nin devrim ve örgüt anlayışlarını bu dergide yazmış olduğu yazılarla sistemleştirdi. THKP–C Mayıs 1971’de “ihtilalin yolu” adlı bildiriyle kamuoyunda kendini duyurdu. Aralık 1971’de MK üyelerinden Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga’nın Mahir Çayan’la örgüt içerisinde baş gösteren fikir anlaşmazlıklarından dolayı itilaf çıkmıştı. Çayan’ın emriyle genel komite Yusuf Küpeli ve Münir Aktolga’yı partinin çizilmiş stratejisini terk ettikleri ve örgüt kararlarını hiçe saydıkları gerekçesiyle Ocak 1972’de THKP–C’den ihraç ettiler.

THKP–C lideri Mahir Çayan ve arkadaşları 30 Mart 1972’de Kızıldere’de güvenlik güçleri tarafından öldürülürken MDD akımının 1967–70 döneminde teorisyenliğini yapan genç kitleleri peşinden sürükleyen TİP içerisinde önce Aybar sonra Aren–Boran yönetimine karşı ittifak yaptığı Doğu Perinçek ve Mahir Çayan’la yollarını ayıracak olan eski tüfeklerden Mihri Belli 12 Mart 1971 muhtırasından sonra illegaliteye geçecekti. 1971 Mayıs’ında Suriye’ye geçecek, El–Fetih’e sığınacaktı. Ama El–Fetih ile Suriye hükümetinin arası açılınca kısa bir süre Şam hapishanesinde soluğu alacaktı. Hapishaneden çıktıktan sonra 1972 yılı başlarında Türkiye’ye dönecekti. İstanbul’daki örgüt evinde “Devrimci Harekette Öz Eleştiri” kitabını kaleme aldı. Sol örgütler üzerine yoğunlaşan operasyonlar, ASD ve Haziran Hareketi davası sanıklara arasında yer alması ve aranması sebebiyle, polise yakalanmak için tekrar arkadaşlarıyla aldığı karar neticesinde Eylül ayında gizli yollardan yurtdışına İsveç’e kaçacaktı. Oradan Almanya’ya geçmişti.

ASD davasında kendisi kaçarken eşi Sevim Belli ve Seyhan Erdoğdu tutuklanacak, ASD davasını bu iki kadın savunacaktı. 1973 yılının sonbaharında gizli yollarla tekrar Türkiye’ye dönmüştü. Dönüşüyle birlikte, hakkında CIA ajanı tartışmaları başlayacaktı. Bu seferki suçlama CHP genel Başkanı Ecevit’ten gelecekti. Ecevit 73 genel seçimleri arefesinde Karabük’te düzenlenen açık hava mitinginde Mihri Belli’nin CIA ajanı olduğunu iddia etmişti. Solcu Yeni Ortam Gazetesin de Mihri Belli’yle ilgili çıkan haberde şöyle deniliyordu:

Ecevit anarşik olaylar konusunda konuşurken bir kısım ajanlar vasıtasıyla bir çok gencin komünist eylemlere sürüklediğini öne sürmüş: Vaktiyle Mihri Belli’nin de CIA ajanı olduğunu iddia etmiştik. 12 Mart’tan hemen sonra Mihri Belli’nin yurtdışına çıktığı öne sürüldü. Ancak 12 Mart’tan bu güne kadar sıkıyönetim kuş uçurmadığı sınırlarımızdan birkaç kez Türkiye’ye girip çıktığı da söylenmektedir. Bir türlü yakalanmamaktadır. Ama, memleketin iyiliği için çalışan bu vatanın gençleri birbirine vurduruldu, kırdırıldı.

1974 affıyla Mihri Belli eskiden Türk Solu yazı kurulunda yer alan eski tüfekler ve Dev–Genç geleneğinden gelen bir grup gençle “Türkiye Emekçi Partisi”ni (TEP) 1975 yılının Şubat ayında kurdu. Bu parti Mayıs 1980 yılında siyasi partiler yasasının 89. maddesine aykırılığı nedeniyle “bölücülük” suçlamasıyla kapatıldı.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: