Mehmet Tayanç’ın katili eski Dev–Yol’cu çetelerdir

Dev–Sol: “Mehmet Tayanç’ın katili eski Dev–Yol’cu çetelerdir.”

Dev–Yol, Dev–Sol çatışmaları İsviçre’nin Cenevre şehrinde de devam etti. 25 Temmuz 1990 yılında Cenevre’de eskiden Devrimci Yolcu olan bir militan tarafından Dev–sol taraftarı Mehmet Tayanç bıçaklanarak öldürüldü. Dev–Yol Avrupa grubu yayınlamış olduğu bildiride cinayetle alakalarının olmadığını bunun sol içi bir çatışma değil kişisel bir olay olduğunu belirtmişti. Devrimci Sol’un Avrupa’daki taraftarları da yayınlamış oldukları bildiride olayın Dev–Yol Dev–Sol çatışması olmasa da son tahlilde katilin Devrimci Yol saflarında yer alan eski bir militan olduğunu iddia ederek cinayetin kasıtlı olarak işlendiğini ileri sürmüşlerdi.

Dev-Yol, Dev-Sol çatışması 1988–1990 yılında Üniversitelere ve Mahallelere de sıçradı.
Devrimci Sol, Metris Cezaevi’ndeki örgüt lideri Dursun Karataş tarafından yönlendirilirken Devrimci Yol da Mamak Cezaevi’ndeki liderleri Oğuzhan Müftüoğlu tarafından yönlendirilmekteydi. Devrimci Sol, Devrimci Yol’a nazaran ceza evlerinde daha örgütlü ve dışarıyla irtibatı daha dinamik ve örgütsel çalışmaları koordine konusunda daha illegal bir şekilde faaliyet yürüttü. Dev–Sol’un cezaevlerinden yönlendirilen örgüt militanları örgütün dışarıdaki liderlerinden Ertuğrul Mavioğlu’nun öncülüğünde üniversitelerde faaliyetlere başladı. 1986 yılının Aralık ayında Devrimci Sol çizgisinde aylık “Yeni Çözüm” Dergisini çıkarttılar. Dev–Sol’un MK üyesi Niyazi Aydın’ın 1985 yılında tahliye olmasıyla birlikte Türkiye sorumluluğunu üstlenecekti. Niyazi Aydın ve Sabahat Karataş ikilisinin vermiş oldukları örgütsel talimatlar doğrultusunda Yeni Çözüm Dergisi Devrimci Sol’un gençlik yayını görevini üstlendi. Dev–Sol üniversitelerde Yeni Çözüm Dergisi yoluyla çalışmalar yürüttü. 1986’lardan itibaren üniversitelerde Devrimci Sol sempatizanı bir gençlik meydana getirmek ve meydana getirilen sempatizanları kurmuş oldukları öğrenci derneklerinde örgütlemeye çalıştılar.
Devrimci Sol bu çalışmaları yürütürken, 12 Eylül öncesinde kendisinden daha fazla kitlesel, örgütlü ve aksiyoner bir hareket olan Devrimci Yol’a karşı hem kendini ispat etmek hem de onlardan daha fazla ses getirebilmek amacıyla üniversitelerde çok yoğun çalışma yürüttü. Devrimci Yol ise 12 Eylül sonrası eski gücünde ve kudretinde değildi. Devrimci Yol önderliği tıpkı Dev–Sol gibi cezaevlerindeydi. Mamak Cezaevi’nde toplu bir şekilde bulunan Dev–Yol’cular gerek mahkemelerdeki savunmalarından gerekse dışarıya yapmış oldukları açıklamalardan dolayı başta Dev–Sol olmak üzere çeşitli sol gruplardan “cuntaya teslim olmakla” suçlandı. Devrimci Yol’un liderleri tarafından mahkemelerde “Devrimci Yol örgüt değil yasal bir dergidir” ifadeleri Dev–Sol tarafından “Devrimciliği tükenen yolculuk” olarak adlandırıldı. Devrimci Yol “reformist, oportünist ve kavga kaçkını” olarak suçlandı. Dev–Sol’un legal yayın organı 15 günlük “Mücadele” Dergisinde “Devrimci Yol Kendiliğindencilikten teslimiyete giden güzergah” olarak gösterildi.22
Dev–Yol’cu İnönü Alpat’a göre:
Kimi örgütler, partiler için net bir tanımda bulunmak mümkünken DY için bunu başarmak zordur. Örgüt dense bunu sağlamlaştıracak yeterli bir “kanıt” bulunamıyor. DY davalarının iddianamelerini yazan askeri savcılara göre “örgüt”, diğer sol gruplara göreyse örgüt değil “kendiliğindenci bir hareket” mahkemelerdeki DY sanıklarının anlatımlarına bakarsan ortada öyle savcıların iddia ettiği gibi bir örgüt yok. 12 Eylül sonrası taraftarlarının aynı anda ortak bir karar varmış gibi dağlara çıkıp silahlı direniş başlatmaya kalkışmalarına bakarsan kocaman bir örgütlü yapıyla karşılaşıyorsun.23
1986’dan sonra örgütsel yapısı tamamen kaybolan merkezi anlamda örgütlü bir yapısı bulunmayan ama buna rağmen DY’ci olduklarını söyleyen bazı Devrimci Yol taraftarları da diğer sol gruplar gibi legal alanda dergiler çıkarttılar. Önce 14 Şubat 1987’de “Mayıs” dergisini, ardından “Demokrat Arkadaş” adlı gençlik dergilerini çıkarttılar. Her iki dergi etrafında Devrimci Yol sempatizanlarını 12 Eylül sonrası şartlarında bir araya getirmeye çalıştılar. Devrimci Yolcular geçmişten gelen güçleri vasıtasıyla üniversitelerde de örgütlenmeye çalıştılar. Çalışmalarında İstanbul’daki üniversiteleri merkez aldılar. 1987 yılından itibaren İÖDP “İstanbul Öğrenci Dernekleri Platformu” adıyla kurulan çeşitli sol gruplardan çevrelerin de katıldığı platformun liderliğini yaptılar. Dev–Yol taraftarları 1987–90 döneminde sol görüşlü gençleri etraflarına çekebilmek amacıyla İstanbul Üniversitesi’nin çeşitli birimlerinde YÖK’ü protesto eden çeşitli eylemler gerçekleştirdi. İstanbul Üniversitesinde, İTÜ’de ve Marmara Üniversitesi’nde forumlar düzenlediler. Üniversite çevrelerine bombalı pankartlar astılar. “Devrimci Gençlik” imzalı bildiriler dağıttılar, yazılar yazdılar. Mayıs ve Demokrat Arkadaş dergilerinin kapanmasından sonra 1990 yılında “Emperyalizme Faşizme Karşı Devrimci Gençlik” dergisini çıkarttılar. Dev–Genç mirasına sahip çıktılar. Devrimci Yol’un gençlik içerisindeki çalışmaları, Devrimci Sol’u rahatsız etti. Her iki grup da gençlik içerisinde “Dev–Genç” ismini kullanıyorlardı. 1990 yılının Ocak sonu ve Şubat başında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ve Basın Yayın Yüksekokulunda boykot tartışması yüzünden her iki grubun taraftarları karşı karşıya geldi. Dev–Yolcu Dev–Gençliler İHFÖD adına bildiri dağıtarak Dev–Solcu Dev–Gençlilerin boykot öncesi ve sonrasıyla ilgili tavırlarını eleştirmişlerdi. Dev–Solcular da Dev–Yolcular’ın bu bildirisine karşı bir bildiriyle cevap verdi. Her iki grup tarafından dağıtılan bildiriler kavganın habercisi oldu. İki grup taraftarları Hukuk Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulu’nda çatıştılar. Olaylar Yıldız Mitingi’nde de sürdü. Dev–Yol taraftarları Dev–Solcuları bu mitingden tecrit etmeye çalıştılar.
Bu kavgalar 11 Şubat 1990 tarihli “Sokak” Dergisinde “Dev–Genç Dev–Genç’e karşı” başlıklı haberle verilmişti.
İki grup arasındaki gerginlik İstanbul Üniversitesi’nin Ekim ayındaki açılış töreni öncesinde de sürdü. İstanbul Üniversitesi’nde astıkları bildiri yüzünden her iki grup taraftarları birbirleriyle taşlı, sopalı kavgaya girdiler. Her iki gurup aynı yılın Ekim ve Kasım ayında da birbirleriyle kavga ettiler.
Kavga ilk olarak YÖK’ün kuruluş yıldönümü olan 6 Kasım’da izlenecek olan, YÖK’ü protesto ve üniversitelerdeki boykot yüzünden oldu. Devrimci Yol taraftarları genel boykot öncesi 25 Ekim-1 Kasım arası İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Diyarbakır’daki bir çok üniversitelerde “YÖK” karşıtı forumlar düzenledi, eylemler yaptı. Yapılan bu eylemler İODP’den ayrılarak başta İstanbul olmak üzere çeşitli üniversitelerde İYÖ-DER, AYÖ-DER ve benzeri çeşitli derneklerde örgütlenen Devrimci Sol taraftarı militanları rahatsız etti. Dev–Yolcular gibi kendileri de gençlik içerisinde Dev–Genç ismini kullanan Dev–Sol taraftarları, Devrimci Yol taraftarlarının etkinliklerini engellemek için, üniversitelerde bu çevreye fiili ve sözlü saldırılarda bulundu. Her iki grup arasında bir çok kavgalar çeşitli şehirlerde yaşandı. 6 Kasım’da Dev–Yol’dan ayrı bir genel boykot düzenlediler. 6 Kasım boykotuna Dev–Solcular ağırlıklı olarak katılsa da aynı gün Dev–Yol ve başka sol gruplarda 6 Kasım günü sokaklarda, üniversitelerde, eylemler yaptılar.
Dev–Yol ile Dev–Sol taraftarları sadece üniversitelerde çatışmadılar. Solun kurtarılmış bölgeler olarak adlandırdığı, özellikle İstanbul’un bazı mahallelerinde de karşı karşıya geldiler. Halkevleri’nde başlayan kavgalar bir çok derneklerde de kıran karına iki örgüt arasında devam etti. Dev–Yolcular’la Dev–Solcular arasındaki çatışmalardan biri Haziran 1990’da Gaziosmanpaşa’da gerçekleşti. Dev–Yol ve Dev–Sol taraftarları önce bildiri dağıtımı yüzünden kavga ettiler. Bu kavga daha sonra falçatalı ve bıçaklı çatışmaya dönüştü. Devrimci Sol yanlısı Mücadele Dergisi’nde Gaziosmanpaşa’da meydana gelen kavgalardan Devrimci Yol grubu sorumlu tutulmuştu. Dev–Solcular’a göre “Devrimci Yolcu provokatörler devrimcilere kurşun sıkmıştı”. İşte Mücadele Dergisi’nin 15 Temmuz–31 Temmuz 1990 tarihli 1. sayısında Devrimci Yol’a yönelik “Faşizmin Önünde Diz Çökenler Devrimcilere Kurşun Sıkıyor” başlıklı haberde yazılanlar:
Gaziosmanpaşa’da Devrimci Yolcuların dört arkadaşımızı falçata ve bıçakla yaralamalarını teşhir eden bildiriyi dağıtmak için 24/06/1990 günü Kocasinan Halkevine giden arkadaşlarımıza ateş edildi. Bir bayan arkadaşımızın şakağına silah dayanarak devrimci kanı dökenler savunuldu ve gerekirse burada da kan dökmekten can almaktan çekinmeyecekleri sözle ve tavırlarla gösterildi. Demoralize olmuş devrimci faaliyetten yoksun zamanının çoğunu meyhanelerde geçiren bu ayyaş güruhu şişeleri kırarak saldırıya geçti. Yavuz, hırsız rolündeydiler. Devrimcilere saldıracaklar, öldürecekler, yaralayacaklar ve hiçbir özeleştiri yapmayacaklar; yaptıkları yanlarına kar kalacak! Bunu istiyorlar…
Kendilerine Devrimci Yolcu diyen bu provokatörler sol kamuoyuna ve halka teşhir edilmeli gerçek yüzleri gösterilmelidir. Devrimci katili düzenin uzlaşmış. çürümüş ve etrafa pis kokular yayan bu güruh genişlemeyi, siyası arenada var olmamayı hazmedemiyor. Tüm hücrelerine yerleşmiş olan küçük burjuvalık, bencilik, rekabet duygusu tutarı iyice dengesizleştiriyor. Falçata, şişe, bıçak ve silahla devrimcilere saldırarak gerçek niteliklerini ortaya koyuyorlar. Bu karakterin teşhir edilmesini hazmedemiyorlar.
Yine 26/06/1990 günü. Üsküdar Halkevinde herkese açık bir toplantı düzenlediler. Arkadaşlarımız da halkın önünde gerçekten açıklamak için bu toplantıya gittiler. Ama korkak, devrimci ahlak ve düşünceden uzak Devrimci Yolcular arkadaşlarımıza yine bıçak, falçata ve sopalarla saldırdılar ve faşist çeteler gibi kan döktüler. Devrimciler buraya kavgaya değil tartışmaya geldiklerini ısrarla vurgulamalarına her yönüyle üstün durumdayken, sorumlu davranarak tahrikleri boşa çıkarmaya çalışmalarına karşın, yine cana kast eden saldırılarla karşılaştılar. Bir arkadaşımız daha falçatayla yaralandı.
Ne yazık ki devrimci kanı akıtmak Devrimci Yolcuları uçurumun kenarından kurtarmayacaktır. Devrimcilere karşı işledikleri suçların hesabını vereceklerdir.
Korkmasınlar! Ne sokak serserileri gibi falçata çekeceğiz ne de meyhane kabadayıları gibi kırık şişelerle saldıracağız. Silahımız ise hep emperyalizmi ve oligarşiyi hedefleyecektir.
Ama şu gerçek bilinmelidir. Ne pahasına olursa olsun gerçekleri sol kamuoyuna ve halka açıklamaya devam edeceğiz.
Gerçeklerin halka açıklanmasından korkanlar, ideolojik olarak tükenmiş olanlardır.
Devrimci Yol’culara Çağrı!
Katlettiğiniz, yaraladığınız devrimcilerin hesabını halka vermek için daha kaç cinayet işleyeceksiniz?
Tüm Devrimcilere, Yurtseverlere, Demokratlara Çağrı!
Devrimci kanı akıtan, bunu sopayla silahla savunan, yeni saldırılar düzenlemekten çekinmeyenlere tavır almak için daha kaç devrimcinin kanının akması, kaçının ölmesi gerekecek?
Kahrolsun devrimci katilleri!
Kahrolsun sol içindeki provokatörler!

Devrimci Yol ile Devrimci Sol arasındaki kavgalar Halkevleri’nde de devam etti. 1987 yılında itibaren Halkevleri’nde çalışan geçmişteki kitlesel gücünü ve sempatizanlarını Halkevleri üzerinde yoğunlaştıran Dev–Yolcular legal çalışmalarını Halkevleri üzerinde yürüttüler. Zaman zaman da burada etkin olmak ve bunları ele geçirmek isteyen Dev–Sol taraftarlarıyla kapıştılar. Devrimci Yolcular uzun bir müddet burada ne Dev–Sol’a ne de diğer sol gruplara aktif çalışma rahatlığı sağlamadı. Bunların hakimiyetine izin vermedi. Halkevleri genel merkezinin toleransı ve buralarda kendilerine sağlanan imtiyazlar Devrimci Yolcular’ın işini kolaylaştırmıştı.
Devrimci Yol 1990 ve 1991 yılları arasında ilk defa 12 Eylül öncesinde olduğu gibi sokaklara çıkacaktı. 12 Eylül’ün 10. yıl dönümünde İstanbul ve Ankara’da çeşitli korsan gösteriler düzenledi. 1991 yılının 12 Eylül’ünde en büyük kitlesel gösterisini İstanbul Osmanbey’de 2500 kişiyi bir araya getirerek yaptı. 12 Eylül karşıtı aynı gösterileri, Ankara’nın Kızılay, Mamak, Tuzluçayır ve Dikmen semtlerinde de yüzlerce kişiyle korsan gösteriler halinde gerçekleştirmiş, bir çok semtte 12 Eylül’ü kınayan Devrimci Yol imzalı pankartlar asmış ve bildiriler dağıtmıştır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: