ÖNCEDEN HABER VERİLMİŞ BİR İNTİHARIN ÖYKÜSÜ

ÖNCEDEN HABER VERİLMİŞ BİR İNTİHARIN ÖYKÜSÜ

Güneş her zamanki gibi doğdu 5 Nisan 2000 sabahına. Umutlar, beklentiler, sevinçler, üzüntüler aynı güneşin ışığıyla aydınlandılar. Süleyman Demirel de, herkes gibi yeni bir güne yeni umutların yanı sıra umutsuzluklarla başladı. Umutluydu; belki bu gün alıştığı yaşam tarzı ömrünün son demlerinde de sürer, bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı makamında kalır ve Turgut Özal gibi vazife başında ömrünü tamamlayabilirdi. Kendini zirvede ölmenin hazzını yaşarken düşleyebilir, “zirvede ölememek” gibi tutku yolculuğuyla bağdaşmayan bir âkibete uğramanın burukluğunu tatmayabilirdi. Umutsuzdu; ilk oylamada sadece 303 oy çıkmış, o günden beri müsbet bir gelişme olmadığı gibi, kendi dışındaki formüller üzerine hesaplar yapılır olmuştu artık. Kendisiyle geçmişte anlaşamamazlık destanları yazan Ecevit gitmiş, yerine marazî bir ısrarla dayanışma hususunda âbideleşen bir Başbakan gelmişti. Ama, yine de yeterli olmuyordu.
Baba, yeniden seçilebilmek için yumuşak, tatlı sert ve sert olarak akla gelebilecek bütün tedbirleri almıştı.
Şöyle bir yakın geçmişi gözden geçirdiğinde neler dememiş, neler yapmamıştı ki…
Ofis mobilyası satanları kabul etmiş, bu kabul karşılığında mesaj yüklü bir koltuk hediye almıştı. Koltuk 25 yıl garantiliydi.91 Ne beş’i, ne yedi’si “daha çok seneler isteriz biz seni!” demeye getiriliyordu 25 yıl garantili koltuk hediyesiyle. Baba da, bunu cana minnet kabul ediyordu.
Bir seferinde içinde “Kaş havası” olduğu belirtilen bir pet şişe bile hediye edilmiş, içindeki havayı koklamıştı.92 Kaşlıların hemen ardından kabul ettiği Türkiye Multiple Skleroz Derneği yöneticilerinin Mayıs 2000 tarihinde yapmayı planladıkları konferans, himaye taleplerine cevap verirken Kaş havası koklarken farkına varmadan yaptığı bir hatayı da tamir etmeyi ihmal etmemişti. Pet şişedeki havayı koklaması, anti–Demirelciler tarafından “Baba havasını aldı” şeklinde yorumlanabilirdi. Onlara bu zevki tattırmadan Multi Sklerozcuların isteklerini mesajsal bir dönüşümden geçiren “Baba”, 16 Mayıs sonrasıyla ilgili düşüncesini iddiasız ama temkinli bir şekilde bildirdi: “Ederim etmesine de o tarihte burda olurmuyum bilmem!”

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: