PKK’dan Devrimci Katliamı

PKK’nın 4 TDKP’liyi öldürmesi, ikisini yaralaması TDKP’nin haftalık legal yayın organı haber dergisi “Gerçek”te geniş bir şekilde yer almıştı. Haftalık Gerçek Dergisi 4 taraftarlarının öldürülmesini 16 Ekim 1993 tarihli 29. sayısında kapaktan girerek “PKK’dan Devrimci Katliamı” haberiyle vermişti. Gerçek dergisinde yer alan haber yorum aynen şöyleydi:

Hozat ‘ta dört TDKP gerillası PKK’lılarca öldürüldü… Dersim Eyaleti Askeri Konseyi’nin zorbalık ve provokasyona açık Çizgisi… Kemalizm’in Kürt versiyonu politikalar.

9 Ekim günü saat 17.00 sularında TDKP Kürdistan örgütü’ne bağlı 10 kişilik bir “Silahlandırılmış Ajitasyon Propaganda Grubu” Dersim Hozat Tavuk Köyü mıntıkasında mola vermiş, çay içip dinleniyordu. Mola veren gruba bir PKK grubu “görüşme” talebiyle yaklaştı. Gelenlere “hoş geldiniz” denildi ve çaya davet edildiler. Kısa bir konuşmadan sonra PKK grubu, “biz kalkıyoruz” diyerek gruptan ayrıldı ve 10–15 metre uzaklaştıktan sonra dönüp, TDKP grubunu kurşun yağmuruna tuttu. Grupta bulunan parti üyeleri Yunus Aydar, İbrahim Dışkaya, Hidayet Dumrul ve parti taraftarı Düzgün Çakmak katledildi. İki propagandacı da çok ağır bir biçimde yaralandı.

Bölgede olayın gelişimine ilişkin bir başka anlatım da şöyleydi:

TDKP grubu ile bir grup TİKKO gerillası, TDKP’li Hasan Aldemir’in mezarı başında yapılan anma töreninden geri dönmekteydi. Uzakta bir PKK’lı grup görüldü. Bir süre sonra TIKKO grubu ayrılıp, başka bir yöne gitti. TDKP grubu ise, Tavuk Köyü yakınlarında mola verdi. PKK grubu da geldi. Tüfek çatılmıştı, çünkü gelenler “dost” olduğu için herhangi bir önlem alınmaya gerek duyulmamış, PKK’lılar dostça karşılanmıştı. Ama gelenler, hemen silahlarını dinlenen gruba doğrultup çatılmış silahlara el koydu. Ve grubu “esir” alarak kendi kamplarına götüreceklerini söylediler. TDKP grubu, PKK’yı dost gördüğünü, kamplarına gidip konuşmaya bir itirazları olmadığını, ama silahlarının geri verilmesini istedi. Kısa bir tartışma oldu. Ancak, PKK grubu bu kısa tartışma sonunda ellerindeki silahları, silahsız TDKP grubunun üstüne      boşaltmayı tercih etti. Olay nasıl gelişmiş olursa olsun, anlaşılan şuydu; PKK’lılar, kendilerini dost olarak karşılayan TDKP’lileri silahsızken yada silahlarını kullanamaz durumdayken kurşuna dizmişlerdi.

Katliamdan sonra, PKK’lılar gittikleri ilk köyde, “Bir polis timini yok ettik” dediler; bir başka köyde ise; onlar bizim üç gerillamızı vurdu, biz de onların intikamını aldık, onları öldürdük” diyerek bir açıklama yaptılar.

Sonra, ARGK ve Dersim Eyalet Komutanlığı’nın kamuoyunu yanıltmaya yönelik, ama birbirini yalanlayan bildirileri peş peşe sahneye çıktı.

İlk resmi açıklama ARGK’dan geldi: ‘TDKP, ARGK gerillalarına saldırdı!” başlığı ile KURD-HA’nın basına geçtiği açıklamada şu ifadeler yer almıştı: ‘ARGK Dersim Eyaleti Askeri Konseyi’nin, Dersim Belediye Başkanı Mehmet Kocademir hakkında yayınladığı bildiri üzerine, TDKP’lilerin Belediye Başkanına sahip çıkan gerillaları, bir gerilla birliğimize saldırdılar. Bu saldırı üzerine başlayan çatışmada sekiz kişilik TDKP grubundan altı kişi öldü, iki kişi sağ olarak gerillaların eline esir düştü.” Açıklamanın devamında KURD–HA’nın yorumu vardır: “ARGK Karargah Komutanlığı böylesi bir çatışmayı istemediklerini ancak birliklerinin zorunlu kaldığı için kendilerini savunduklarını belirtti”.

Bir gün sonra yayımlanan PKK Dersim Eyalet Komutanlığı bildirisinde ise olay, adeta herkese gözdağı vermeyi amaçlayan bir üslupla “… ısrarlı uyarılarımıza rağmen bu karşı devrimci çabalarından vazgeçmeyince 9 Ekim günü birliğimiz tarafından tutuklanmak ve gerçekler kendilerine bir daha hatırlatılmak istendi. Ancak bu çağrımıza uymayan HK’lilere ateş edilmek zorunda kalındı, karşı devrimci güçten altı kişi öldürülürken iki kişi de esir alınmıştır” deniliyordu. Yani, bir önceki bildiride öne sürüldüğü gibi TDKP’lilerin PKK’lılara saldırdığı artık öne sürülmüyor, tersine PKK’lıların ateş edip öldürdüğü açıkça kabul ediliyordu.

Kısa süre sonra olay yerine giden köylüler de, katledilenlerin birinin elinde çay bardağı, birinin elinde kitap, bir diğerinin elinde de sigara olduğunu görmüşlerdi. Daha sonra, öldürülenlerin bir çatışmada değil, ya pusuya düşürülerek yada ‘dostça” yanlarına yanaşanlar tarafından kahpece vurulduğu izlenimini edindiklerini söyleyeceklerdi. Çünkü her bir cesette 10–15 kurşun yarası bulunuyordu ve üstelik hepsi sırtından vurulmuştu. insanı ancak bir “dost” yada aynı anlama gelmek üzere kalleş bir düşman böyle öldürebilirdi.

GERÇEK’e gelen bilgilere göre Hozat’a dört ceset getirilmişti. Ancak PKK ve TDKP açıklamalarında altı ölüden söz edilmekteydi. Açıklamalardan ve yöreden gelen bilgilerden öyle anlaşılmaktaydı ki; PKK saldırısı sırasında olay yerinde sekiz TDKP’li vardı ve PKK’lılar bunlardan dördünü öldürmüşlerdi, ağır yaralı olan ikisini öldü sanarak bırakıp; ikisini de “esir” almışlardı. Sonradan bu iki yaralı bir biçimde TDKP’nin başka bir grubuna ulaşmıştı. Muhtemelen TDKP, “esir”leri, PKK’da yaralıları öldü sanarak ölü sayısını altı olarak veriyordu.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: