PKK’nın Dersim’de Kamer Özkan’ı Öldürmesi

Ekim Hareketi (TKİP): “PKK’nın Dersim’de Kamer Özkan ve 4 devrimciyi öldürmesi son derece vahim bir olaydır.”

PKK’nın Kamer Özkan ve 4 devrimciyi öldürmesi son derece vahim bir olaydır. Net bir biçimde mahkum edilmelidir. Yaptığı meşru değildir. Devlete karşı uyguladığı zoru devrimcilere ve halka karşı da aynı biçimde uyguladığında, giderek haklı ve meşru konumundan sapacağı hatırlatılmalıdır. “Kontra”, “ajan”, “karşı devrimci şoven” tanımlamaları bu kadar kolay ve keyfi yapılamaz. Bunu yaptınız mı ‘75–80 dönemine dönersiniz. Temel hedeften saparsınız. Sonuç giderek tecrit olma ve tükenmedir. Ortak çalışma – ortak mücadelenin koşulları belirlenmeli, kardeşleşme esas alınmalıdır. PKK gücünü ve etkinliğini böylesi bir hatta devreye sokmalıdır. Tahammülsüz değil hoşgörülü olmak zorundadır. Yazık ki PKK devletin ve mahalli gericiliğin ellerini ovuşturup gülümsediği bir ortamın yaratılmasının sorumlularından biridir.

PKK’nın bugüne kadar ki açıklamaları, olayı çok hafife alıcıdır, ciddiyetsizdir ve hele inandırıcı olmaktan ve tutarlılıktan yoksundur.

Dersim ne Mardin ne de Hakkari’dir. Özgünlükleri vardır. PKK bu özgünlükleri gözetmiyor. Ya da yeterince gözetmiyor. Geçmişte de gözetmemişti. Mardin’deki tarzını aynen Dersim’e de uyguluyor. Bu ise dirençle karşılanıyor. PKK bu direnci tek yanlı bir biçimde “Kemalizm”, “sol kontracılık”, “gönüllü kontracılık” olarak niteleyip baskı yoluyla ezmeye çalışıyor. kontracılığın ince türleri olabilir, vardır da. Ancak PKK toptancı davranıyor. Sapla samanı karıştırıp hışımla herkesin üzerine yürüyor. Dersim’de kendisine dönük ve geçmişinden beslenen ciddi önyargılar var. Bu önyargılar toptancı bir yöneliş ve mücadele ile kırılamaz. Kaçınılmaz olarak saldırı halkı da kapsar. Nitekim kapsıyor da.

PKK ciddi hatalar yapıyor. Bu kesin. Bu bazen suç işleme düzeyine varıyor. Eğit–Sen’li öğretmenlerin öldürülmesi; yoksul köylülere kesilen zorunlu faturalar, bazı istihbarat kaynaklarının aktardığı yanlış ve abartılı bilgileri doğru kabul etmesi, Kamer Özkan ve 4 TDKP’linin öldürülmesi gibi pratiklerin gerisinde yatan zihniyet, Kürdistan özgürlük mücadelesinin de zedelemektedir.

Kamer Özkan sevabı ve günahlarıyla bir devrimciydi. Buna en ufak bir kuşku yok. 20 yıldır şöyle ya da böyle düzene kafa tutarak kaçak yaşıyordu. Mücadeleden kaçışın, teslimiyetin, mülteciliğin, ihanetin kol gezdiği dönemlerde yalnız yaşadı. Örgütü, yoldaşları yoktu. Ama yalnız başına bile bir gerilla olarak yaşamayı teslimiyete yeğ tuttu. PKK böyle bir devrimciyi arkadan vurmanın vebali altından kolay kolay kalkamayacaktır. Keza 4 TDKP’linin öldürülmesi, Tunceli Belediye Başkanı M. Kocademir’in “kontranın adamı” olarak ilan edilmesi devletin provokatif girişimlerine de zemin hazırlar. M. Kocademir, ideolojik siyasal düşünceleri bir yana, devrimcilere sahip çıkan, işkencecilere tutum alan, kendisine çeşitli hesaplarla oy veren aşiretçi gericiliğin beklentilerini boşa çıkaran, devlet yetkilileriyle hiçbir dönem barışık olmayan, en azından az çok tutarlı bir demokrat olarak davranabilen biridir. PKK önüne gelene kolayından “kontra” damgası vurmaktan vazgeçmelidir.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: