Rusya’ nın Osmanlı Devleti Üzerindeki Emelleri ve Balkan İttifakı Projesi

Rusya’ nın Osmanlı Devleti Üzerindeki Emelleri ve Balkan İttifakı Projesi

 

Abdülhamid’in sukutundan sonra geçen aylar zarfında İstanbul’da esaslı siyasi tahavvüller olmuştu. Hüseyin Avni Paşa’nın Sadaret’e geçmesi üzerine İngiliz politikası taraftarlığı bırakılarak Alman politikasına doğru bir meyi görünmeğe başlanmıştı. Rusların Boğazların açılması meselesini tekrar ortaya atmaları ve istiklalini ilan eden Bulgaristan’ın tarafını şiddetle iltizam etmeleri, Rus himayesinde bir Balkan ittifakı vücuda getirmeğe çalışmaları ve İngiltere’nin de bu emellere mütemayii görünmesi bu tahavvüle sebep oluyordu. Rusya Hariciye Nazırı İsvolski, daha Kanunuevvel 1908’deki bir nutkunda milli ve iktisadi inkişaflarını korumak için Türkiye’de dahil olduğu halde, Bulgar, Sırp ve Karadağ’ın birleşmeleri lüzumundan bahsetmişti. Bu fikri ileri götürmek için Rusya, ihtiyarladığı için büyük bir faaliyet gösteremeyen İstanbul’daki Sefiri Zinoviyef’i değiştirerek, onun yerine Çarikof’u göndermişti. Çarikof’un Rusya Hariciye Nezareti’nden aldığı emir Türkiye’yi de ihtiva edecek olan Balkan ittihadının husulüne bütün kuvvetiyle çalışmaktı. Bu suretle Rusya Almanlığın Şarka doğru nüfuzuna mani olmak istiyordu. Bu suretle eski panislavizm gayesi yeniden canlandırılmış oluyordu.

Fakat, bu Balkan ittihadı fikrinin ardında Hünkar İskelesi Muahedesi gizliydi. Türkiye’nin Balkan İttihadına girmesi, Türkiye’nin korunması için değil, bütün Balkanlarla beraber Türkiye’nin dahi Rus nüfuzu altına girmesi için isteniliyordu. Islav devletler, iktisadi menfaatler bekledikleri için, Rusların bu fikrine yanaşır gibi görünüyorlardı. Bu esnada Rus propagandası Türkiye’de ve bilhassa İstanbul’da bu emeli husule getirmek için müthiş vasıtalara müracaatla beraber çalışıyordu. Bir taraftan Petersburg ve Paris gazeteleri, Alman tehlikesinin Türkiye için ne büyük bir felaket olduğunu kıyamet kopararak neşr ve ilan ederlerken, Meşrutiyet’i müteakip İstanbul’da türeyen, İttihat ve Terakki’nin başına dertler açan ve karanlık fikirli fırkalara hizmet eden gazeteler de Petersburg ve Paris’teki refiklerine yardım ediyorlardı.

Sefir Çarikof ile tercümanı ve katibi maruf Mandelstan’ı İstanbul’da müthiş bir faaliyet gösteriyorlar, Parlamento’daki muhalif mebuslarla sıkıdan sıkıya temas ediyorlar ve bol bol para sarfından çekinmeyerek Balkan ittifakının husule gelmesine müstenit olan Rus projesi için taraftar kazanmağa çalışıyorlardı.

Bu faaliyetin bir tesiri olarak bazı Türk ricali, Rus dostluğu hakkında şurada burada beyanatta bulunmağa başlamışlardı. Fakat Rus Sefareti’nin İstanbul muhitine akıttığı paraları, hazmedebilecek çok kimseler bulunmadığından o beyanat birkaç kişi tarafından izhar edilmiş arzuya münhasır kalıyordu. Rusların, Boğazlar hakkında ne niyet ve emel takip ettikleri herkesçe malum olduğundan onların tarafından teklif edilen ittifak Osmanlı ricalinin ekseriyetinde memnuniyet değil, kaygı ve endişe uyandırıyordu. Bu aralık 1909 senesi Teşrinievvel’inde Racconigi’de akdolunan Rus-İtalyan İtilafnamesi bir hakikat olarak dünyaya ilan edilir edilmez, İttihat ve Terakki, Rusların emellerinin bütün çıplaklığıyla anlamakta güçlük çekmemişti. Çünkü itilafname mucibince bir taraftan Rusya Trablusgarb’ın kapılarını İtalya’ya açık bulunduruyor ve diğer taraftan da İtalya, Boğazlar Meselesinde Rusya’ya serbesti veriyordu. Bu suretle Türk-Rus dostluğuna taraftar olanların arzu ve niyetleri tamamiyle suya düşmüştü.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: