Şamanizm

Şamanizm

Türkmenler, daha çok göçebe bir hayatı tercih etmeleri sebebiyle aralarında okuma yazma bilenlerin sayısı yok denecek kadar az idi. Dolayısıyla İslamî mâlumatları da ancak kulaktan dolma bilgilerle oluyordu. İslamiyet onlar arasında daha çok menkıbeler ve tasavvuf yoluyla yayılıyordu. Menkıbelere, kahramanlık hikayelerine ve olağanüstü olaylara büyük ilgi duyuyorlardı. İslamiyet de böylece Türkmenler arasında menkıbelerle, dilden dile yayılıyordu.
Bütün bu olaylar gerçekleşirken, Türkmenler eski inanç ve geleneklerini de muhafaza ediyorlardı. Esasen eski kültürleriyle şimdiki inançlarını bir yerde bağdaştırıyorlardı. Bu terkedilmeyen inançlar İslamiyetle açıktan açığa zıt düşmeyen âdetlerdi. Şaman’ın yerini baba ya da şeyh denilen dîni önderler almıştı. Eski alışkanlıkların bir devamı olarak babalar, bazı şaman adetlerini taşıyorlardı. Giyim ve kuşamları şamanları çağrıştırıyordu. Eski Türkler genellikle Şamanizm’e mensuplardı. Yer yer Toyonizm dinine mensup olan Türk boylarına da rastlanıyordu. Bir nevi Budizm olan Toyonizm, rahiplerine toyon denildiği için bu adla anılıyordu. Şamanizm’in diğer adı ise Kamlık idi.
Şamanizm’e ait gelenek ve görenekleri Bektaşîlik erkânı üzerinde net bir şekilde görebiliriz. Dede seçilme törenleriyle, Kam seçilme törenleri arasında benzerlikler görülmektedir. Alevî-Bektaşîlikte bir kısım dedeler soya bağlıdırlar ve kendilerini “seyyid” olarak vasıflandırırlar. Bir kısım dede ve babalar ise, seçimle bu makama gelirler. Bu durum dedebabalık için de önemlidir. Halen Orta Asya’da Şamanlığı sürdüren Türk boylarında da Şaman ya da kam seçimi bu şekildedir. Yakutlar’da, Şamanlık soya bağlı değildir. Oysa Altaylılar da Şamanlık ırsî ve soya bağlıdır. Bir kimse kendi istek ve iradesiyle Şaman olabilir ancak onun itibarı düşük olur. Kazak-Kırgızlar da “Bakşalık” babadan oğula geçer ve soya bağlıdır. Dedenin alaca deyneği, kuşak bağlanması, seçilen kişinin keçe üzerine oturtularak havaya kaldırılması Şamanizm’de de mevcuttur.
Cem törenlerinin önemli sembollerinden olan ve dedenin cem idare ederken kullandığı tarik ya da erkan deyneği olarak adlandırılan asâ Şamanlık’ta da kutsal sayılır ve kayın ağacından yapılır. Bakşı duaları cemlerda okunan bazı gülbanklarla benzerlik arzeder. Bu dualarda yer yer Bektaşîlikteki kırklar, onyedi kemerbest benzeri kamlardan bahsedilir. Bektaşîlik’teki onyedi Kemerbest’in Şamanlık’taki karşıtı dağ ve nehirlere ait onyedi Kam’ dır. Bektaşîlik ve Alevîlik, bu anlamda sadece Şamanlıktan etkilenmemiştir. Bu büyük oranda eski Türk gelenek ve göreneklerine dayanır. Eski Özbek Saraylarında düzenlenen kımız içme törenleri esnasında hizmet gören vazifeliler arasında “pervaneci” gibi ünvanlara sahip olanlar vardı. Bilindiği gibi pervaneci, cemlerde on iki hizmeti görenlerden birisinin adıdır.
Netice olarak diyebiliriz ki, cem törenlerinde eski Türk gelenek ve göreneklerini zaman zaman nitelik değiştirmiş olsa bile açık ve net bir şekilde görebiliriz. Ancak bu etkiler İslamiyet’le bağdaştırılmış ve İslamiyet’le zıt olan bazı alışkanlıklar ise, bir takım te’viller ile İslamiyet’e uygun hale getirilmeye çalışılmış ve ona Kur’an’dan dayanaklar aranmıştır. Kur’an’dan referans alma gayreti içerisine girilen konuların en başında içki meselesi gelmektedir. Bir kısım Alevî toplulukları cemlerde içkiyi tamamen terketmiş bir kısmı ise, bağdaştırma gayreti içerisine girmiş ve “Sakahüm Sırrı” diyerek bu alışkanlıklarını sürdürmüşlerdir.
“Türklerin kadınlı erkekli toplantılar yaparak buralarda içki içip eğlenmeleri, çalgılar çalıp sema etmeleri, töreleri icabıdır. İslamiyeti kabul ettikten sonra bu âdetleri terkedemeyerek, onları İslami bir kılığa soktular. İşte Alevî-Bektaşî ceminin aslı budur. Sekahüm Sırrı’da, eski Türk içki alışkanlığının Kur’an’da delil arama, bulma gayretinden başka bir şey değildir.”

Yorum Yap »

You must be logged in to post a comment.

error: Content is protected !!