Behice Boran Yıllanmış Bir Muhbirdir.

Aydınlık Sosyalist Dergi (ASD): “Behice Boran Yıllanmış Bir Muhbirdir.”

Mihri Belli ve Mahir Çayan grubunun çıkartmış olduğu Aydınlık Sosyalist Dergi’nin Mayıs 1970 tarihli 19. sayısında İstanbul, İzmir ve Antalya’daki TİP il kongrelerinden bahsedilirken Aren–Boran grubunun hakimiyetindeki TİP yönetimine ağır suçlamalarda bulunuyorlardı. Behice Boran ve Nihat Sargın’ı İzmir ve Antalya’da MDD taraftarlarına karşı uygulanan şiddetin sorumlusu olarak suçluyorlardı. Ayrıca parti genel sekreteri Behice Boran’ı TİP’in kurulduğu tarihten itibaren devrimcileri polise ihbar etmekle ve provokatörlükle itham ediyorlardı. ASD’de yer alan yazı aynen şöyleydi:

Bir Avuç Hainin Yeni İhaneti

Bugüne dek devrimciler, ister TİP içinde, ister TİP dışında olsun, TİP’i oportünizmin etkisinden kurtarmak için aktif ideolojik mücadele vermişler, sosyalist teoriyi inkar eden, emperyalizmin saflarımızdaki uzantısı oportünizme karşı, gerçek sosyalizmin bayrağını yükseltmişlerdir. TİP’i proletaryanın öz örgütü haline getirme mücadelesi emperyalizmin, işbirlikçilerinin ve oportünistlerin provokasyonlarına rağmen, başarıyla yürütülmüştür ve yürütülmektedir

Devrimciler Aren–Boran kliğinin “sosyalist devrim” şiarının küçük burjuva ideolojisine dayandığını ispatlamış, örgütü tabela teşkilatı haline sokan görünüşte sekter, özünde teslimiyetçi politikalarını teşhir etmişlerdir. Filipin tipi demokrasiciliği şartlarında parlamentarizmi tek eylem sahası olarak sunan oportünistlerin bu oyunu bozulmuş, kitleler sosyalistliğin ne demek olduğunu geniş ölçüde anlamışlardır.

Devrimcilerin aktif ideolojik mücadelesine karşı, Boran–Aren kliğinin tek silahı, Amerikan emperyalizminin bir numaralı ideolojik ihraç malı anti–komünizm olmuştur.

Öteden beri sürdürülüp bugüne kadar getirilen bu ihanet ve jurnalcilik geleneği TİP’in başına çöreklenmiş bir avuç provokatör tarafından hayasızca yürütülmektedir. Bu bir avuç oportünistin provokasyon ve ihbarlar silsilesinden sadece birkaç örnek verip geçelim:

1966 yılında Vahap Erdoğdu ve Ahmet Say arkadaşlarımız, “ihtilalci komünist” oldukları gerekçesiyle, aldatılan iki genç partiliye sahte bir ihbarname imzalattırarak haysiyet divanına verilmişlerdir.

1967 Ekiminde, on üçlerin partiden ihraçları Genel Yönetim Kurulunda tartışılırken Behice Boran gerici basına kadar ulaşan şu ihbarı yapmıştır: “Demin dinlediğimiz arkadaş, Mihri Belli’den emir almadıklarını söyledi. Bu arkadaş elbette direkt olarak Mihri Belli’den emir almaz. Mihri Belli kendi hücresindeki ilk çengele emir verir, o da başkasına, o da ötekine. Biz bu taktikleri biliriz. Bunlar komünist taktikleridir.”

Yıllanmış muhbir Boran, 1967 yılının Aralık ayında İstanbul’da TÖS salonunda bir açık oturum sırasında, öteki iki konuşmacı Mihri Belli ve İlhan Selçuk’u “ihtilalci” olarak ihbar etmişti. Belli olsun, Selçuk olsun, Boran’ın bu ihbarı yüzünden 142. maddeyi ihlalden, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmaktadırlar.

Bunu izleyen dönemde, İstanbul’da, Ankara’da ve Türkiye’nin her köşesinde, parti içinde oportünist yönetime karşı mücadele verenler, hep aynı iddia ile haysiyet divanlarına sevk edilmişler ve örgütten çıkarılmışlardır. Başını Boran’ın çektiği TİP’in bu oportünist yöneticileri, anti–komünizmi ve işbirlikçi iktidarın polisine ihtilalci, ihbarını meslek edinmişlerdir. Bütün faaliyetlerini bildiri sahtekarlığı, jurnalcilik üzerine oturtan bu Bizans entrikacılarının bu günkü acınacak hallere düşmelerinde jurnalciliklerinin büyük payı vardır.

TİP’in yönetimini ele geçiren bu kliğin başka provokasyonları da vardır, öteki yöneticilerin tasvibiyle olmakla birlikte, bu provokasyonların baş tezgahlayıcısı, Behice Boran ve eşidir. 1964 TİP İzmir Birinci Büyük Kongresi arifesinde, o zaman aralarından su sızmayan, Mehmet Ali Aybar’a rakip gibi gözüken Orhan Arsalı’yı delegelerin gözünden düşürmek için, Arsalı’nın konuşma üslubuyla bir imzasız mektup düzenleyerek TİP üyelerine ve gazetelere gönderilmiştir. 1966 Malatya kongresi arifesinde, parti içinde gittikçe güçlenen proleter devrimci grubun sözcülerinin yazı üslubu taklit edilerek gene aynı nitelikte bir provokasyon bildirisi çeşitli adreslere postalanmıştır. Devrimcilerin yaptıkları tahkikat sonucu, bu iki mektubun da Behice Boran’ın eşi Nevzat Hatko’nun Galata’da Mumhane Sokağındaki ABC tercüme bürosunun yazı makinesinde yazıldığı tespit edilmiştir.

Aynı anlamda mektup ve bildiriler, 1968 Kongresi öncesinde de yayınlanmıştır. Niyazi Ağırnaslı’nın aynı iğrenç entrikalarla partiden uzaklaştırılması herkesin hatırındadır.

Sosyalistler arasında Boran’ın kişiliğinin bu ölçüde nefret uyandırmasında ve parti toplantılarında bile konuşamaz hale gelmesinde bu çirkin tertiplerin büyük payı vardır.

Bu yılki Gölcük Kongresi’nde, Boran’ın İzmit kolundan sabıkalı bir jurnalci (bu kişi 1966 yılında Vahap Erdoğdu ve Ahmet Say’ı ihbar edenlerden biridir) devrimci arkadaşlarımızı ihbar etmiş ve polis, arkadaşlarımızı teker teker karakola çağırarak sorguya çekmiştir.

Adana’da ise yine Boran kuyrukçularının polisle yaptıkları işbirliği sonucunda, Merkez İlçe’nin devrimci yöneticilerine karakolda işkence edilmiştir.

Behice Boran’ın tezgahladığı polis–oportünist ortaklığının bir örneği de Antalya’da görülmüştür.

TİP kongresinden birkaç gün önce Boran’ın adamı Nihat Sargın Antalya’ya gelmiş ve Antalya polisi ile birlikte çalışmaya başlamıştır. Kongrenin günü, polisle birlikte, 6. Filonun Antalya’dan ayrıldığı gün olarak tespit edilmiştir. Kongre yeri olarak da polis karakolunun hemen karşısında, bir pasajın bodrum katı seçilmiştir. Boran kliğinin tayin ettiği il yöneticisi ise hakkında oldukça şüphe besleyen bir kişidir. Bu kişi Ticaret Odalarında yüksek maaşla çalışmakta ve orayı rahatça parti merkezi gibi kullanabilmektedir. Yine bu kişi, dışarıdan gönderilmiş meşhur “Milli Demokratik Devrim ve İç yüzü” adlı broşürü Odanın daktilosunda çoğaltarak çeşitli adreslere postalamıştır.

Sargın’ın işbirliği bununla da kalmamış, devrimci arkadaşımız Mustafa Kaçaroğlu’nu polise dövdürtmüştür. Kaçaroğlu’na Sargın’la aralarında geçen bütün konuşmaları tekrarlamış ve “Sargın’a sen nasıl böyle söylersin” diye arkadaşımızı tehdit etmiş!”. Metin Demirtaş arkadaşımız da aynı şekilde polis tarafından tehdit edilmiştir. Yakında Amerika’ya “bilgi ve görgüsünü artırmaya gidecek olan polis şefi, bu provokasyonları en iyi biçimde değerlendirmiş, genç liseli öğrencileri bile karakolda falakaya yatırmıştır. Kongreye Ankara’dan giden arkadaşlarımız geri dönene kadar sıkı bir polis takibine uğramışlardır. Sahte üyeler ve 16 sivil polisin katıldığı kongreye, eski üyeler alınmamıştır. Kongre binasını polis ve jandarma kordonu altına aldıran oportünistlere karşı Ferro–Krom işçileri, Liman işçileri, kongre salonu önünde protestolarda bulunmuşlardır. Bu şartlar altında bitirilen kongrede oportünistler kazanınca, polisin yorumu, “neyse bu iş iyi şekilde bitti” olmuştur.

Oportünizmin son provokasyonu ise beş devrimci arkadaşımızı savcılığa ihbar etmek olmuştur. Tam bir ajan–provokatör planı olan son oyunu gene Boran tezgahlamıştır.

Behice Boran, il ve ilçe başkanlarına 23 Mayıs 1970 tarihli bir genelge yollamıştır. Bu genelgede “Türkiye İşçi Partisi Genel Merkezi”, “Devrimci TİP Merkezi”, “Gerçek TİP’liler”, “Gerçek Sosyalistler”, “TİP İdare Heyeti” imzalarıyla teksir edilmiş bildiriler yayınlandığı ve bunları yayınlayanların kimler olduğunun tespit edildiği bildirilmektedir. Tespit edildiği bildirilen kişiler Çankaya İlçe Başkanı Zakir Koçak, Çankaya üyesi Mahir Çayan, Çankaya İlçe Yönetim Kurulu üyesi İlhami Aras, Çankaya aday üyesi Seyhan Erdoğdu’dur. Koçak, Çakıroğlu, Çayan ve Aras hakkında parti içi soruşturma açılmış, bu arkadaşlar kesin ihraç isteğiyle haysiyet divanına sevk edilmişlerdir. Boran bunun yanı sıra “haklarında kanuni hükümlerin uygulanması” için Cumhuriyet Savcılığı’na başvurduğunu genelgede belirtmektedir.

Boran’ın bu son ihbar gayretleri İstanbul kongrelerinde devrimcilerin zaferinden sonra yoğunlaşmıştır. Bir tek kişinin burnu kanamadan yapılan İstanbul İl Kongresi, çeşitli oportünist klikler tarafından “kaba kuvvet gösterisi”, “dinamitli; silahlı saldırılar” diye kamu oyuna sunulmak istenmiştir. Bütün bu iftira tezvirat, ihbar kampanyasına rağmen, parti içinde ve parti dışında, devrimciler yurt çapında yeniden kuvvetlenme, örgütlenme mücadelelerini hızlandırmışlardır. Parti kongresi yapılan illerde seçilen büyük kongre delegelerinin büyük bir kısmını proleter devrimcileri almışlardır. Yoğunlaşan polis–oportünist işbirliğinin temel nedeni, parti içinde devrimci hareketin güçlenmesidir.

Parti içinde güçlenen devrimci mücadelenin birbirleriyle ilişkili bir bütün haline getirilmesi ve oportünizme karşı bir dayanışma gösterilmesi için Türkiye İşçi Partisi üye ve aday üyelerinden müteşekkil bir devrimci TİP komitesi kurulmuştur. Bu komitenin üyeleri, Seyhan Erdoğdu, Zakir Koçak, Mahir Çayan, İlhami Aras ve Tangör Çakıroğlu’dur. Devrimci TİP komitesinin, parti içi ilişkileri sağlamak ve TİP içinde proleter devrimci mücadelenin bağını kurmak, çeşitli il ve ilçe kongrelerinde devrimci mücadeleyi yürütmek, kısacası parti içi devrimci mücadeleyi ilişkili bir bütün yapmaktır. Devrimci TİP Komitesi demek, proleter devrimci muhalefet demektir. Komitenin ve bütün Proleter Devrimcilerin parti içi mücadelesi meşru ve demokratiktir. Devrimci TİP komitesi, bu güne dek mektupla yazışmaları dışında, bir tek teksir anket yayınlamıştır. Bu teksir parti içindeki devrimcilere yollanmış bir ankettir. Ankette imza “Devrimci TİP Komitesi”dir. Ayrıca açık olarak komite üyelerinin ismi konmuştur. Bunun dışında başka bir teksir bildiri yayınlanmamıştır. “Gerçek TİP’çiler”, “Gerçek Sosyalistler”, “Devrimci TİP merkezi”, “Türkiye İşçi Partisi Genel Merkezi”, “TİP İdare Heyeti” vs. imzalı teksirlerle Devrimci TİP Komitesinin ilişkisi yoktur. Bu tip bildirileri hazırlayıp, bunları Devrimci TİP Komitesinin bildirisi gibi göstermek POLİS oyunudur. Bu oyun Behice Boran ve eşinin İzmir Kongresi, Malatya Kongresi öncesi, eski sahte bildirileri hazırlama politikalarının devamıdır. Aynı oyun son Büyük Kongre öncesinde tekrarlanmaktadır Devrimci TİP Komitesi ağzından olmadığı bildiriler düzenleyip POLİSE ihbar edenler ajanlar, provokatörlerdir. Bunlardan bunun hesabı sorulacaktır.

Devrimci TİP Komitesi bugüne dek sürdürdüğü mücadelesine devam edecektir. Parti içi devrimci mücadelemizin organı ÖNCÜ, yayınına devam edecektir. Ajanlar, provokatörler şunu iyice bilmelidirler ki, Türkiye’de ancak gerçek sosyalizm gerçekleşecektir, icazetli sosyalizm değil. Bu nedenle TİP içindeki mücadelemiz en kesin biçimde sürdürülecektir. TİP’i bugünkü yöneticilerine teslim etmek, emperyalizme teslim etmek demektir. TİP emperyalizme teslim edilmeyecektir.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: