Timur’un Nehri : Arıs

Timur’un Nehri : Arıs
Türkistan – Çimkent güzergahının en önemli özelliği ise, Arıs nehrinden geçiyor olmasıdır. Nehrin hemen kenarında, adını büyük Türk Hükümdarı Emir Timur’dan alan Temirlan adlı bir yerleşim merkezi de bulunur. Altın Ordu seferi, Anadolu seferi ve Hindistan seferlerinden sonra Emir Timur, en büyük seferi olan Çin seferine en son çıkmıştır. Mevsim kışa gelmekte olduğundan askerin ve komutanların arasında sefer zamanının iyi seçilmediğine dair şikayetler gelmektedir, Emir’in kulağına. O büyük ordu Arıs Nehrinin kıyısına geldiğinde Emir, yürüyüşü durdurur ve nehirde yıkanmaya karar verir. Maksadı askere moral vermek ve dedikoduların önünü almaktır. Havanın ve suyun soğukluğuna aldırmadan, ordunun görebileceği şekilde atlar Arıs’ın sularına. Fakat ardından şiddetli bir zatüreye yakalanır ve kurtarılamayarak şimdiki adı Temirlan olan mevkide Hakkın rahmetine kavuşur. Buradan geçerken her seferinde Koca Türk Emiri’nin ruhuna bir Fatiha göndermeyi ihmal etmemek gerekir.
Temirlan civarında iklim de değişir. Türkistan’ın yazın çok kurak ve sıcak iklimi Çimkent’e doğru daha yumuşar. Haziran ayının sonlarında Türkistan’dan yola çıkınca çevre sararmış bir manzara ile kaplı iken Temirlan’dan itibaren tabiat yeşillenmeye başlar. Türkistan şehri, Çimkent eyaletine bağlı olmasına rağmen iklimi bakımından daha güneydeki Semerkant, Buhara iklimlerine daha yakındır. İklimin bu değişmesinde Kara Dağlar, Kuzey ve Güney Kazakistan’ı birbirinden ayırır. Kuzeyin iklimi Sibirya ikliminin bir uzantısının özelliklerini taşırken, Güney bölgeler tipik Orta Asya iklimine döner. Kazak coğrafyacıların dediklerine göre Sibirya’dan gelen hava akımları Kara Dağlara çarparak durur. Fakat Kara Dağların arasında bulunan derin kanyondan bir miktar hava akımı bu dağ silsilesini geçerek Temirlan civarından Güneye geçer. Bu soğuk rüzgarlar ise Kazıkurt’a ve Siriderya’nın üzerindeki buhar kütlesine çarparak dururlar. İşte buradan sonra Orta Asya’nın o bilinen sıcak ve kurak havaları başlar.
Türkistan civarında bu sıcakların en yoğunu, Temmuz ayının başlaması ile gelir ve kırk gün sürer.Kazaklar bu döneme şilde (çile) ayı derler. Gerçekten de gölgede 46 – 47 dereceye ulaşan sıcakları atlatmak insana, çile gibi gelir. Ama sözün aslı Farsçadan alınmıştır. Farsça kırk demek olan şilde sözü, bu aya adını vermiştir.Şilde sözü “şildehane” olarak coğrafyada bazı camilere de ad olmuştur.Şildehaneler duvarlarının yarısı toprak kazılarak yere gömülen ibadethanelerdir. O aşırı sıcaklarda herhalde buralar en tercih edilen mekanlar olmuşlardır. Yarı yerine kadar yere gömülmüş olduklarından bunlar, içleri ferah ve serin binalardır. Ayrıca kışın soğuklarda da sıcak olurlar.
Temirlan’ı geçince peş peşe dizilmiş küçük vadilere sıralanır. Orta Asya’nın dümdüz arazi yapısı içerisinde ilgi çekicidir bu vadiler. Ali Ağabeyle, bölgedeki savaşlarda komutanlar gerekli hallerde bu askerlerini vadilerin içine gizlemişlerdir herhalde diye düşünüyoruz.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: