TİP – TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ

TİP TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ

1961–1971

TİP’in Kuruluşu

1961–1971 döneminde Türk sosyalist hareketine öncülük eden “Türkiye İşçi Partisi” 13 Şubat 1961’de 12 sendikacı tarafından kuruldu. TİP’in kuruluş bildirgesinde imzaları bulunanlar; Kemal Türkler, Avni Erakalın, Şaban Yıldız, İbrahim Güzelce, Ahmet Muşlu, Rıza Kuas, Hüseyin Uslubaş, Saffet Göksüzoğlu, Salih Özkarabay, İbrahim Denizcier, Adnan Arkın ve Kemal Nebioğlu’ydu. Parti kurulduktan sonra kurucular görev bölümü yapmışlar ve Genel Başkanlığa İstanbul İşçi Sendikaları Başkanı Avni Erakalın’ı seçmişlerdi. Başkan vekilliğine Maden–İş sendikası Genel Başkanı Kemal Türkler’i, Genel Sekreterliğe İstanbul İşçi Sendikaları Birliği Genel Sekreteri Şaban Yıldız’ı, Saymanlığa da Lastik–İş Genel Başkanı Rıza Kuas’ı getirmişlerdir. Avni Erakalın hariç diğer kurucular parti kapatılana kadar partide kalmış ve partide üst düzey görevler yapmışlardı. TİP’i ilk kuran sendikacılar reel anlamda katı Marksist doktrini benimsemiş kimseler değildi.

TİP’in Türkiye Sosyalist hareket içinde özgün bir yeri vardır. TİP’e gelinceye kadar Türkiye’deki bütün sol–sosyalist hareketler doğrudan ya da dolaylı bir biçimde Türkiye Komünist Partisi’ne bağlıydı, oradan kaynaklanırdı. TKP, diğer ülkelerin komünist partileri gibi, esas olarak, Sovyet çizgisine bağlıydı. Diğer taraftan ülkede komünizmin yanı sıra her türlü sosyalist fikir ve hareketler de fiilen yasaklanmış olduğundan, bunlar arasındaki farkların üstleri örtülmüş ve hepsine tek bir muamele, komünist muamelesi yapılmıştır. Bu durumun doğal bir sonucu olarak, düzene karşı olan herkes kendisini komünist olarak görmüş ve TKP’yi de, fiili bir ilişkisi olmasa da, doğal olarak kendi partisi saymıştır. Kısacası bu dönemde Türkiye’deki sosyalist harekete TKP egemendi.

İşte TİP’in önemi Türkiye’de ilk defa TKP egemenliği ve çizgisi dışında bir sosyalist hareket başlatmış olmasındandır. Ayrıca TİP 10 yıl gibi uzunca bir süre yasal olarak etkinlik göstermiş olduğu için Marksist sosyalizmi kamuoyuna tanıtmak bakımından da ciddi bir çalışma yapmıştır.1[1]

Türkiye solunun tarihsel geçmişi yönünden de, TİP kendinden önceki solun “mirasçı”sı sayılsa bile, organik ve ideolojik bağlar ve kişiler bakımından bir devamı değil, tersine, yepyeni bir partiydi. Kurucuları bakımından, TİP, Türkiye’de gerçek anlamda sosyalist olsun veya olmasınlar, sendikacılar tarafından kurulmuş ilk siyasal partiydi; TİP’den önce kurulan öteki sol partiler, yasal sosyalist ve komünist partiler de dahil, genellikle aydınların, siyasal seçkinlerin öncülüğünde ortaya çıkmışlardı. Şüphesiz, TİP kurucusu sendika liderleri de işçi “seçkinler”i olarak değerlendirilebilir; ancak amaç ve isteklerin farklı olduğu açıktı.2[2]

TİP 1961 seçimlerine örgütlenme zorunluluğunu yerine getiremediği için katılmamıştır. Parti Genel Başkanı Avni Erakalın bu seçimlere İstanbul’dan “Yeni Türkiye Partisi” adayı olarak katıldı. 1962 yılı başlarına gelindiği zaman parti içinde sıkıntılar büyüyecekti. Özellikle Türk–İş’in “Çalışanlar Partisi” adıyla yeni bir siyasal örgüt kurma girişimi TİP kurucularını rahatsız etmişti. Yeni parti çalışmalarına Sol Kemalist Aydınlar tarafından çıkartılan “Yön Dergisi” de destek vermekteydi. TİP ile Çalışanlar Partisi teşebbüsü arasındaki çekişme Marksistlerle, sol Kemalist, radikal, küçük burjuva aydınları arasındaki çekişmeydi. Kemalist devrimci Yön çevreleri Türk–İş Genel Başkanı Seyfi Demirsoy’un İzmir’de yaptığı bir konuşmada Çalışanlar Partisi’nin Türk–İş çalışanları ve yöneticileri tarafından kurulacağını açıklamasından sonra TİP’e alternatif olarak bu harekete destek vermişlerdi.

Çalışanlar Partisi’ni kurma girişimine başlayanlar yayınladıkları bir bildiriyle en geç 20 Şubat 1962’de partiyi kuracaklarını ilan etmişlerdi. Bu girişim TİP’lilere göre CHP’lilerin desteklediği bir girişimdir.

Yön’ün desteklediği, Çalışanlar Partisi adıyla ortaya çıkan yeni yapılanma Sosyalist düşünceye mensup Marksist kökenli aydınların tepkisini çekecekti. Onlar sendikacılar tarafından kurulan TİP varken, bunun desteklenmesi lazım gelirken böyle bir girişimin işçi sınıfı hareketini böleceğini iddia ediyorlardı.

Yön destekli Çalışanlar Partisi girişimi fiyaskoyla sonuçlanacak bir girişim olmaktan öteye taşmayacaktı. Yöncü aydınlarca desteklenen bu girişim tabandan ve aydın desteğinden yoksun kalınca kendiliğinden tasfiye olacaktı. TİP’in sendikalar tabanında hızla yayılma karşısında paniğe kapılan Seyfi Demirsoy liderliğindeki hareket sol Kemalist bir partiden uzaklaşarak ileride komünizmle mücadele hareketine dönüşecekti.

1962 yılı başında TİP’de de genel başkan arayışları ve görüş ayrılıkları bütün hızıyla sürüyordu. Kemal Türkler ve Kemal Nebioğlu’nun başını çektiği bir grup, sendikacıların tek başına partiyi yürütemeyecekleri görüşünü ileri sürüyordu. TÇP projesine yatkındılar. Buna karşılık Salih Özkarabay, Şaban Yıldız ve İbrahim Güzelce TİP’in yaşatılmasından yanaydılar. Partiyi büyütmenin yolu partiyi aydınlara açmaktan geçiyordu. Sonunda partiye aranan taze kan bulundu. Kurucular “gerek üniversite gerekse öteki çevrelerde sol görüşleri ve Amerika karşıtı tutumu yüzünden, geçmişte hem CHP hem de DP iktidarı ile başı derde girmiş ve görevinden uzaklaştırılmış, bir zamanlar uluslararası hukuk dalında öğretim üyeliği yapmış Doçent Dr. Mehmet Ali Aybar üzerinde birleştiler. Aybar o günlerde avukatlık yapıyordu.”[3]

1946-47 yıllarında Marksist ajitasyonlarla bir hayli gürültü koparmış, “Hür” ve “Zincirli Hürriyet” gazetelerinin sahibi, Eski Devletler Hukuku Doçenti Mehmet Ali Aybar, TİP Genel Başkanlığı için mükemmel bir adaydı.[4] İstanbul’da avukatlık yapıyordu ve varlıklı bir aileye mensuptu.

TİP kurucuları Aybar’a parti genel başkanlığını kabul etmesi için çok ricada bulunmuşlardı. Söylentilere göre; Aybar, çok partili demokrasiyi savunmak kaydı ile TİP’e başkan olmayı kabul etti ve bir başka söylentiye göre de, teklifi kabul etmeden önce, NATO’nun en önde gelen ülkelerinden birinin yetkilileri ile istişarede bulundu.[5]

TİP kurucularının temasta olduğu Mehmet Ali Aybar’a kuruculardan bazıları aşırı solcu gerekçesiyle karşı çıkmışlarsa da tartışmalar sonucunda anlaşmaya varılmış 1 Şubat 1962 tarihinde kurucular kurulunun ittifakıyla Aybar, TİP’e genel başkan seçilmiştir. Kurucular bu kararlarını alır almaz hemen aynı gün gece yarısı Aybar’a evinde bildirmişler, Aybar da, genel başkanlığı, partinin niteliği ile ilgili bazı ilkelerin kurucular tarafından benimsenmesi koşuluyla kabul etmiştir. Kurucular Aybar’ı partilerine genel başkan olarak seçmiş olduklarını 8 Şubat 1962 günü yaptıkları bir basın toplantısı ile kamuoyuna duyurmuşlardır. Ancak o zaman TİP çok önemsiz bir parti olduğundan, bu önemli basın toplantısı ertesi gün çıkan gazetelerde hemen hiç yok denecek kadar az yer almıştır.[6]

Aybar da TİP kurucularının genel başkanlığıyla ilgili isteklerini kabul ettiğini 9 Şubat 1962 tarihinde bir basın bildirisiyle kamuoyuna deklare etmişti. TİP, kuruluşundan bir yıl sonra eski kimliğinden tamamen ayrılmış, Marksist sosyalist bir kimliğe bürünmüştür. Aybar’ın liderliğindeki yeni TİP, eski–yeni tüm Marksist aydınların bir çekim merkezi haline gelecek, birer ikişer partiye katılımlar başlayacaktı.

Aybar’ın TİP’e katılması ve genel başkan olmasıyla sol kesimde TİP’in bir polis aldatmacası olduğu düşüncesi büyük ölçüde ortadan kalkmış oldu. Bununla birlikte kuruculardan Ahmet Muşlu’nun diğer TİP kurucuları ile arasında karşılıklı komünist ajan suçlamalarının geçtiğini ve Muşlu’nun istifasının ardından MİT ajanı olduğunun ortaya çıktığını da unutmamak gerekir.

Aybar’la birlikte yakın arkadaşları yazar Nazife ve Adnan Cemgil, Yaşar Kemal, Kemal Sülker, avukat Cemal Hakkı Selek, Yılmaz Halkacı TİP’li oldu. 1951’de kapatılmış İYTD’nin eski genel sekreteri Dr. Nihat Sargın da TİP’e katılan ilk isimler arasındaydı. O sıralarda “Vatan Gazetesi”nde çalışan yazar Fethi Naci’de TİP’e üye olacaktı. Gene CHP iktidarında 1946’da üniversiteden uzaklaştırılmış olan Doç. Dr. Behice Boran’da bir süre sonra TİP’lilere katıldı. Daha Sonra Ankara’dan Prof. Dr. Sadun Aren ve onun gibi SKD üyesi meslektaşları da TİP’e katılacaklardı.

Aybar’ın TİP’e genel başkan oluşu ve bazı arkadaşlarının TİP’e girişi kimilerince YÖN çizgisine ve Yöncülere olan bir tepkinin ifadesi olarak nitelendirildi. TİP “Aybar ve bir kısım aydınlarla Aydın Aşısı aldı.”[7]

Parti yöneticileri komünistlik suçlamasından o kadar çok çekinmekteydiler ki bu yönde adı çıkmış Behice Boran’ı önce sakıncalı bularak reddetmiş ve Boran ancak 1962 yılının sonlarında partiye üye olarak kabul edilmişti.

1951 tutuklamalarından çıkan ve Türkiye’de kalarak komünist ideolojiyi sürdüren TKP’nin eski üyeleri ve yurt içindeki kadroları TİP’ten desteklerini esirgememişler ve yanında olacaklardı.



[1]  Aren, Sadun, “Tip Olayý 1961–71”, s.7.

[2] Ünsal, Artun, “Umuttan Yalnýzlýða Türkiye Ýþçi Partisi” s.8.

[3] Ünsal, “a.g.e.”, s.94.

[4] TİP Dosyası, s.8.

[5] TİP Dosyası, s.9.

[6] Aren, “a.g.e.”, s. 39.

[7] İlke Dergisi, sayı 10, Ekim 1974, s. 81.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: