TİP’de Sendikacı Aydın Kavgası

TİP’de Sendikacı Aydın Kavgası

TİP 1964 yılına geldiğinde ideolojisini ve programını Marksist fikirler doğrultusunda gözden geçirerek yeni plan program ve çalışmalarıyla Türk sosyalist hareketinde yeni bir ivme de kazanmıştı. Partiye giderek sol aydın ve kadrolardan büyüyen bir destek gelecekti. Partiye katılmalarla da desteklenen bu gelişmeler ister istemez parti içerisinde yeni hizipleşmelerin de ortaya çıkmasına sebep olacaktı. Parti içi gruplaşmalara ve muhalefete TİP’in kuruluş günlerinde sendika liderleri arasında bile rastlanmıştı. Ancak TİP’e sol aydınların da katılmasından sonra görüş ayrılıkları belirmeye başladı. İlk anlaşmazlıklar 1. Büyük Kongreden önce TİP bilim ve araştırma bürosunda partinin yeni programını hazırlama çalışmaları sırasında, İşçi sınıfının öncülüğü konusunda çıkmıştı. “Sosyal Adalet” dergisini de çıkaran bir kanat, az gelişmiş bir ülke olan Türkiye’de işçi sınıfının henüz güçlü olmadığını, bu nedenle harekete öncülük edemeyeceğini öne sürerken, öteki kanat ise, Türkiye’de işçi sınıfının sanayileşmiş ülkelerdeki kadar gelişmiş olmasa da, azımsanmayacak bir güce ulaştığı görüşündeydi ve işçi sınıfı partisi TİP’in de işçilere öncülük tanımasının doğal olduğunu savunuyordu. Sonunda bu ikinci görüş ağır basacaktı.

TİP’in 9–10 Şubat 1964’te İzmir’de yaptığı 1. Büyük Kongre’sinden sonra partide yaşanan görüş ayrılıkları, ayrılıkları da beraberinde getirecekti. Partinin 1971 yılında kapatılana kadar değişmeyen tüzüğü ve programı bu kongrede kabul edilmişti. Bu kongre bir kısım aydınların tüzüğün ünlü 53. maddesi yüzünden partiden atılmalarına veya istifalara yol açtı. Olayların başlamasına sebep olan 53. madde neydi?

Sendikacıların, partiye girecek olan sosyalist aydınlar karşısında denetimi elden kaçırmamak için Parti Lideri Aybar’a kabul ettirdikleri, “parti yönetiminde işçilerin sosyal çoğunluğu” koşulu, tüzükte ünlü 53. maddeyi doğurdu. 53. madde, üyeleri işçi ve aydın kesimi diye ikiye ayırıyordu. Madde Kongrede o denli katı uygulandı ki, parti politikalarının üretilmesinde ve programın hazırlanmasında emeği geçen fikir işçisi durumundaki üyeler “aydın kesim”den sayıldığı için yönetime giremezken, işçi kökenli olmayan sendika yöneticileri, parti organlarında çoğunluğu sağladı. Duruma itiraz edenler ya istifa etmek zorunda bırakıldı ya da ihraç edildi. Böylece, 1962’nin başında “kapıların aydınlara açılmasıyla” partiye giren fikir işçilerinin bir kesimi, 1964’ün başında “kapının önüne konmuş” oluyordu.[1]

Kongreden bir gün sonra aralarında MYK’ya seçilen İsmet Sungurbey ve Doğan Özgüden’in yanı sıra Fethi Naci, Selahattin Hilal, Ali Yaşar, Şükran Yurdakul, Demir Özlü, Edip Cansever, Muzaffer Bayrakçı, Bekir Yenigün, Veysi Sarısözen, Turgut Kazan ve genç üyelerin de yer aldığı 22 kişi TİP genel başkanına bir muhtıra sunarak Kongre seçimlerinin yenilenmesini istiyordu. Olağanüstü kongre isteminde bulunanlar 53. maddeye itirazlarını şiddetli bir şekilde sürdürüyorlardı. GYK’nin bu istemi reddetmesi ve bu istemde bulunanları onur kuruluna sevk etmesi sürecinde, TİP’den istifalar olacaktı. 30 Mart 1964 tarihli yazılarıyla TİP genelgesine karşı çıkan üyeler hakkında partiden çıkarma eğilimi ağır basacaktı. Onur Kurulu’na verilen üyeler şunlardı: İsmet Sungurbey, Demir Özlü, Doğan Özgüden, Fethi Naci, Edip Cansever, Ali Yaşar, Nurettin Akan, Ömür Candaş, Muzaffer Buyrukçu. Listeye Mustafa Çiçek, Mehmet Demir, Orhan Arsal ve İhsan Üngör de sonradan dahil edilmişti.

Şubat 1964’deki TİP’in genel sekreteri olan Av. Orhan Arslan’ın partiden çıkarılışı da bu ilk ciddi huzursuzluk belirtileri arasında sayılabilir. Bu arada Aybar’ın 15 Mayıs 1964 günü toplanan GYK’de kurullara danışmadan Kıbrıs tezini ortaya atması bu teze karşı olan senatör Esat Çağa’nın partiden ayrılmasına yine bir başka TİP senatörü Niyazi Ağırnaslı’nın parti politikalarına aykırı tavırları nedeniyle istifaya zorlanması TİP’e sonradan katılan parlamenterlerle parti arasında doku uyuşmazlığı olduğunu gösterecekti.

Niyazi Ağırnaslı’nın partiden istifa etmesinin sebebi 1964 yılında illegal TKP’nin yurtdışındaki genel sekreteri Zeki Baştımar ile Budapeşte’de görüşmesiydi. Niyazi Ağırnaslı’nın bu görüşmeyi ülkeye döndükten sonra açıklaması parti yönetiminde büyük bir tepkiye neden oldu. TİP lideri Aybar partiyi TKP güdümünde gösterecek onun legal bir kolu olduğu izlenimini kamuoyunda uyandıracak, böyle bir imajın oluşmasını engellemek için Niyazi Ağırnaslı’yı zorlamalar sonucu partiden istifa ettirdi.



[1] Korkmaz, “a.g.e.”, s. 51.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: