TİP’de Taraflar Birbirini CIA Ajanlığıyla Suçluyor

TİP’de Taraflar Birbirini CIA Ajanlığıyla Suçluyor

Mehmet Ali Aybar Haysiyet Divanına verilen kişileri CIA ajanlığıyla suçlarken, TİP’de ajanlık tartışmaları büyüyerek devam edecekti. Aybar 03/02/1968 günü Ankara’da genel merkez binasında yapılan GYK toplantısında konuyu yine partiden ihraç edilen kişilere getirerek bunları CIA’ya hizmet etmekle suçladı. Genel başkanın, haysiyet divanına verilen üyelerin CIA’ya hizmet etmesiyle suçlaması toplantıya katılan GYK üyelerinden biri olan Halit Çelenk’in tepkisine de sebep olacaktı. Uyarı kararı alan Halit Çelenk, bu karar GYK üyeliğine dokunmadığı için toplantıya katılabiliyordu.

Adnan Cemgil de lideri Aybar gibi haysiyet divanında haklarında ihraç ve uyarı kararı alınan 13 kişiyle ilgili söz alarak bu kişileri “hakim sınıflara ve amerikan emperyalizmine ve CIA’ye hizmet etmekle” suçladı. Genel Başkan Aybar’ın toplantıyı terk etmesinin ardından toplantıyı yöneten genel sekreter Rıza Kuas hakkındaki CIA suçlamalarına cevap vermek isteyen Halit Çelenk’e söz verince ortalık karışacaktı. Halit Çelenk haklarındaki CIA suçlamalarını reddederek şunları söyledi:

Bu gün burada söz almaya niyetim yoktu; fakat bazı üyeler ve bu arada Adnan Cemgil konuşmalarında gündemin ve çalışma raporunun dışına çıkarak, şahsım ve eşim Şekibe Çelenk ile ilgili konuşmalar yaptılar ve son Haysiyet Divanı olaylarına değinerek bizi suçladılar ve CIA paralelinde çalışmalar yaptığımızı ileri sürdüler. Genel Başkan da sabahki konuşmasında aynı suçlamada bulundu. Biz meseleye kapanmış gözüyle bakıyorduk, Haysiyet Divanı da bu iddiaları haksız bularak reddettiği hizip kurma, parti yöntemini ele geçirme, parti üyesi olmayan kişilerle ilişki kurma iddialarını kabul etmeyerek bizi akladığı için artık bu konu üzerinde durmaya lüzumda yoktu; ama öyle olmadı ve bu konuşmalar karşısında kendimizi savunmak gereği ortaya çıktı, işte bu nedenle söz almak zorunda kaldım.[1]

Halit Çelenk’in konuşması sırasında Kemal Türkler, Kemal Sülker, Adnan Cemgil, toplantıyı yöneten Rıza Kuas’a hitaben kurula hakaret ediyor, nasıl konuşturuyorsunuz susturun diye bağırmışlardı. Bu arada Nihat Sargın ve Behice Boran dışarı çıkarak genel başkanları Mehmet Ali Aybar’a, Halit Çelenk’in konuşmasından bahsederek salona gelmesini istemişlerdi. TİP Genel Başkanı salona girdiğinde Halit Çelenk konuşmasını sürdürüyordu. Çelenk konuşmasının son bölümünde Aybar’a yönelerek “hem komünist hem CIA’cı nasıl olunur?” diyerek şunları söylüyordu:

Bizi CIA ajanlığı ile itham ediyorsunuz. Bu itham, bırakınız bir sosyalisti herhangi bir vatandaş için bile bir hakarettir. Hele bir sosyalist için en ağır bir hakarettir. Bizi değil Türkiye’de, yeryüzünde CIA ajanlığı ile suçlayacak adamın biz alnını karışlarız. Bu sözleri size şiddetle ve nefretle red ve iade ediyorum.[2]

Genel Sekreter Nihat Sargın’ın çalışma raporu üzerinde konuşan üyelere vermiş olduğu cevaptan sonra toplantı kapanmıştı. Genel Sekreterin konuşması bittikten sonra 13 kişi tarafından imzalı bir önerge verildi. Bu önergede Türk Solu dergisinde yazı yazan ve partinin 7 Ocak 1968 günü yapılan İstanbul İl 5. Olağan Kongresi’nde genel merkezin tutumunu eleştiren GYK üyesi Erol Ersan’ın partiden ihracı istemiyle MHD’na suç duyurusunda bulunuldu. Toplantıda Divan başkanı hakkında ki iddiaları cevaplaması için Erol Ersan’a söz verdi. Ersan konuşmasında:

Evet Türk Solu dergisinde ben yazı yazdım amacım tüzüğü ve hukuka aykırı olan işlemleri eleştirmekti. Partiyi yıkmak yada bölmek gibi bir amacım yoktur. Parti içinde iç demokrasinin gereği olarak bu gibi eleştirilerin yapılmasının partiye fayda sağlayacağını düşünüyorum. Türk solu dergisi Türkiye’de sosyalizmin yayılmasına hizmet eden bir dergidir. Yıkıcı ve bölücü değildir. Bu dergide yazı yazmanın suç olduğuna inanmıyorum. Davranışım tüzüğe aykırı değildir. Karar kurulundur.[3] dedi.

Ersan’ın konuşmasının ardından 20 kadar GYK üyesi aleyhte söz aldı. Konuşmacılar önergenin lehinde konuşmalar yaptı. Konuşmacılar “Türk Solu dergisi düşman bir dergi CIA paralelinde yayın yapan yıkıcı bir dergidir. Böyle bir dergide bir partili ve özellikle bir GYK üyesi yazı yazamaz. Yazarsa partiden çıkarılması gerekir”[4] dediler.

Türk Solu dergisi aleyhine ve Erol Ersan’ın partiden ihracıyla ilgili GYK üyelerinden bazılarının TİP içerisinde ve Türk Solunda yaşanan ajanlık tartışmalarının dünden bu güne nasıl devam ettiğinin bilinmesi ve tarihe ışık tutması  açısından buraya aktarıyoruz:

Yazar Romancı GYK üyesi Yaşar Kemal:

Ben yazarlık şöhretimi kapitalist gazetelerde yazarak, sağladım. Tercüman, Zafer, Son Havadis gibi gazetelerde yazı yazdım. Bu gazetelerde yazı yazmanın bir sakıncası yoktur; çünkü, halk oyu bu gazetelerin hakim sınıfların yayın organı olduklarını bilir. Yazım da ona göre değerlendirilir. Oysa, bir sosyalist ve işçi partili Türk Solu’nda yazamaz, yazarsa zararı olur; çünkü, halk oyu Türk Solu’nu zararlı, yıkıcı ve bölücü niteliğini bilmez, bilmediği için etkisi altında kalır. Bana bu dergide yazı yazma teklifi geldi, kabul etmedim, yazmayı reddettim. Bu nedenle, Erol Eraslan büyük suç işlemiştir. Partiden çıkarılması gerekir.

İşçi Lideri GYK üyesi Kemal Türkler:

Türk Solu dergisi, partiyi yıkıcı, bölücü bir dergidir. Böyle bir dergide yazı yazmanın suç olduğunu, yazanın partiden ihraç edileceğin, Erol Eraslan’da bilir. Buna rağmen bu yazıyı yazması maksatlıdır. Maksat, yazı nedeniyle Haysiyet Divanına verilsin ve Türk Solu dergisinde de efendim görüyorsunuz ki İşçi Partisinin en yüksek organında bile söz ve eleştiri özgürlüğü yoktur, yolunda parti aleyhinde propaganda imkanı sağlansın, yazı bu amaçla yazılmıştır, Erol Ersan partiden ihraç edilmelidir.

Şinasi Yeldan:

Türk Solu, yıkıcı, düşman bir dergidir. CIA’nin paralelinde çalışmaktadır. Böyle bir dergide partinin Genel Yönetim Kuruluna kadar yükselmiş bir üyemizin yazı yazması affedilemez.[5]

TİP Lideri ve GYK üyeleri CIA paralelinde çalışmalar yaptığını ileri sürdükleri, 17 Kasım 1967 tarihinden itibaren haftalık olarak yayınlanan Mihri Belli’nin liderliğindeki MDD kanadı tarafından çıkartılan Türk Solu’nda şu isimler yazı yazıyordu; İlhan Selçuk, Mümtaz Soysal, Suphi Karaman, Haydar Tunçkanat, Doğu Perinçek, Uğur Mumcu, Mucip Ataklı, Sami Küçük, Oral Çalışlar, Uluç Gürkan, Vahap Erdoğdu, Adnan Özyalçıner, Bülent Habaro, Ekrem Yıldız, Türkkaya Ataöv. Bu isimler CIA ajanı mıydı? Orasını en iyi, dönemin TİP yöneticileri bilirdi. Ama Türk Solu’nda yazanların darbeci, cuntacı, militarist bir zihniyete sahip olduklarından şüphe yoktu.

Türk Solu’nun hamisi MDD’cilerin lideri Mihri Belli, Aralık 1967’de Ankara SBF öğrenci derneği lokalinde devrimci öğrencilerle yapmış olduğu bir toplantıda Milli demokratik devrim tezini savunarak TİP’in politik görüşlerine genel eleştiriler yöneltiyordu. Mihri Belli 29 Aralık 1967 tarihli Türk Solu’nun 7. Sayısında “Türk Sosyalizm Tarihine Leke Sürenler” başlıkla yazısında TİP’e yönelik olarak teorik bir karşı saldırı başlatmıştı.

 



[1] Çelenk, “a.g.e.”, s. 193.

[2] Çelenk, “a.g.e.”, s. 198.

[3] Çelenk, “a.g.e.”, s. 200.

[4] Çelenk, “a.g.e.”, s. 200.

[5] Çelenk, “a.g.e.”, s. 200–201.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: