TKP/ML: Pkk’yı uyarıyoruz.

TKP/ML: “PKK’yı uyarıyoruz. Devrimcilerin yöntemi vurulacak hedefleri doğru seçmek olmalıdır.”

TKP/ML TİKKO PKK’nın 1993 yılında Tunceli’deki eylemlerini eleştirirken, Erzincan’ın Başbağlar köyünde de 34 Sünni Türk köylüsünü öldürmesini de yurtdışından yayınladığı bir açıklamayla yanlış buluyordu. TKP/ML merkez siyasi bürosu tarafından yayınlanan açıklamada “PKK’nın yapmış olduğu eylemlerin halka ve devrime zarar verdiği” yazılıyordu. TKP/ML TİKKO’nun PKK’nın eylemlerini ve Erzincan’daki Başbağlar katliamını “devrime ve halka zarar veren” bir eylem olarak gören açıklaması Özgür Gelecek gazetesinin 16–30 Eylül 1993 tarihli 12’inci sayısında şöyle yer aldı:

TC’ni eli kanlı güvenlik güçlerinin son yıllarda halkı yıldırmak ve halkın gerillaya verdiği desteği azaltmak için seri katliamlara giriştiği de bir gerçektir. Özellikle de PKK’nın yer yer Türk köylülerine baskın yapmasını, yani hedef gözetmeksizin köylüleri öldürmesinin arkasına gizlenerek katliamları daha da arttırmakta ve bu katliamlarını da PKK’nın üstüne atmaktan geri durmamaktadır. Buna geçmiş tarihimiz tanıktır.

PKK’nın son zamanlarda Dersim ve Erzincan’da bazı Türk ve Sünni mezhebine sahip köylere saldırarak bir çok köylüyü öldürmesi, hiç bir gerekçeyle haklı gösterilemez ve savunulamaz. Erzincan’da Başbağlar (Barasor) köyünü yakıp otuzdan fazla yoksul Türk köylüsünün öldürülmesi ve yine Erzincan İhlar (Ulu) köyünde dokuz evin yakılıp, bir kişinin öldürülmesi ve altı kişinin yaralanması olayı, arkasından ise Dersim’in Çemişgezek ilçesine bağlı Güneybaşı köyünde altı köylünün öldürülmesi, PKK’nın misilleme mantığını haklı çıkarmaz. Daha açıkçası, devlet Kürtleri katlediyor, bende buna karşı misilleme olarak Türk’leri öldüreceğim mantığı ve yöntemi her ne olursa olsun, hedef tanımayan gerici bir yöntem ve karşı devrimin işine yarayan, ona hizmet eden bir anlayış ve tavırdır. Sözün özü, devrimcilerin atacağı her kurşun adres tanımak zorundadır. Yoksa, halka ve halkların kardeşliğine zarar vermiş oluruz.

PKK, bu tür eylemlere başvurmasındaki gerekçesini; “TC Kürt öldürüyor, biz de Türk öldüreceğiz diye sözlü açıklamalarda bulunurken diğer yandan ise söz konusu eylemleri yazılı olarak üstlenmekten çekiniyor. Yazılı açıklama yapmaktan çekindiği gibi, öte yandan ise Dersim’de böyle bir sahiplenme ve propaganda yapmalarının bir amacı var. O da Alevileri kazanma taktiğidir. Sünni mezhebine sahip Türk köylülerinin öldürülmesini resmen (yazılı) üstlenmemelerinin nedenlerinden birincisi; PKK’yı destekleyen Kürt nüfusunun ezici çoğunluğunun Sünni mezhebinden olması, yani sahiplenmesi halinde Sünni Kürtler Aleviler desteklenirken Sünniler öldürülüyor gibisinden tepkiler göstermesin anlayışı iken, ikincisi ise, gerek Türkiye, gerekse uluslar arası platformda devrimci–demokrat kamuoyunun tepkisini anlamak içindir.

PKK’nın eylemleri ve anlayışlarına, nereden bakılırsa bakılsın Kürt halkının kurtuluşuna hizmet etmediği açıktır. Bu gibi eylem ve anlayışlar Kürtlerin kurtuluşuna hizmet etmediği gibi, Türk, Kürt Alevi, Sünni düşmanlığını da körüklemektedir. Ki, TC devletinin de bulunmaz Hint kumaşı misali istediği de tam da budur. Ve bu tür gerici eylemlerle PKK’nın TC devletinin oyununa geldiği, dolayısıyla da gericiliğe hizmet ettiği de açıktır.

Partimiz TKP/ML’nin düşmanın ve bu kalleşçe ve alçakça oyununa alet olmayacağını, PKK’da dahil dost da düşman da bilsin. Devrimci demokrat kamuoyu çok iyi bilmelidir ki PKK partimiz ve ordumuza saldırmadığı müddetçe partimiz TKP/ML ve ordumuz TİKKO PKK’ya saldırmayacaktır. Çünkü partimiz, PKK’yı dost ve müttefik bir örgüt olarak görmektedir, bundan hareketle de dost ve müttefik örgütler arasındaki sorunlar şiddetle değil, ideolojik olarak eleştiri, uyarı ve ikna yöntemi ile çözülür. Bu nedenle yeri gelmişken Kürt ve Türk halklarının şahsında dost olarak değerlendirdiğimiz PKK’ya bir kez daha çağrı yapmayı görev bilerek şöyle sesleniyoruz;

Türk devletinin TKP/ML ve PKK’yı birbirine saldırtma oyununa gelme!

Ve tezgahlanmak istenen bu alçakça senaryoları boşa çıkart!

Dersim ve Erzincan’da gerek TKP/ML taraftarlarına, gerekse halka baskı uygulamaktan vazgeç!

Alevi–Sünni çatışmasını körükleme!

TKP/ML ile dost ol ve dostluğunu pekiştir!

Çünkü, TKP/ML ile PKK’nın dostluğu düşmanın alçakça oyunlarını boşa çıkaracak ve yıkılışını boşa çıkaracaktır!”

TKP/ML TİKKO: “PKK yanlış yolda”

PKK militanlarının başta tüm Tunceli olmak üzere Güney Doğu’nun bazı il ve ilçelerinde TKP/ML TİKKO militanlarına yönelik saldırıları üzerine TKP/ML “dost ve müttefik” olarak gördüğüm dediği PKK’nın bölgedeki sorumlularıyla bir araya gelmek için PKK’ya bir çağrıda bulunur. TKP/ML TİKKO yaptığı çağrıda PKK’yı “devrimci öldürmekten ve devrimci örgütlerle çatışmaktan   vazgeçmeye” çağırıyordu. TKP/ML PKK’ya her iki örgütten sorumlularında katıldığı bir görüşme yapılması talebinde de bulundu. Her iki örgüt Tunceli dağlarında 13 Ağustos 1993’de bir araya geldiler. Bu görüşmede TKP/ML TİKKO “PKK’nın stratejisi ve eylemlerini” eleştirirken PKK ise TKP/ML tarafından kendilerine yönelik eleştirileri kabul etmediklerini ifade etmişlerdi. Ayrıca PKK “Türk solunu Kemalist rejimin işbirlikçisi” olmakla suçlarken başta TKP/MLTİKKO olmak üzere tüm örgütlerin kendilerine tabi olması gerektiğini ve kendilerinden izin almadan bölgede siyasi mücadele yaptırmayacaklarını ve örgütlenme hakkını vermeyeceklerini Maocu TKP/ML TİKKO sorumlularına iletmişlerdi. İki örgüt arasındaki görüşmenin tutanakları ve tartışmaları Özgür Gelecek gazetesinin 1–15 Eylül 1993 tarihli 11’inci ve 1–15 Ekim 1993 tarihli 13’üncü sayısında yayınlanmıştır.

TKP/ML TİKKO’nun yayın organı Özgür Gelecek gazetesinin 16–31 Ekim 1993 tarihli 14’üncü sayısında yine PKK ile ilgili bir değerlendirme yapılıyordu. “Dostluk, Düşmanlık ve PKK’nın tavrı” adlı yazıda PKK eleştirilerek yanlış yolda olduğu dile getiriliyordu. İşte gazetedeki yazıdan PKK ile ilgili bazı bölümler:

Bir kez daha “PKK nereye?” diye sormak zorundayız… Türkiye’nin içte ve dışta iddiaları –başarısızlıkları– çifte standartları– üzülüşü üzerinde durmak: gerçekleri neden–sonuç ilişkisi içinde irdeleyip gelişmelerin yönünü göstermek uğruna ağırlık vermek gerekirken: PKK’nın olmuşu; yanının birdenbire hızlı bir artış göstermesi doğal olarak yöneleceğimiz konunun ağırlığını da değiştirmiş bulunuyor.

Biliniyor ki, iç düşman daima dış düşmandan daha tehlikelidir, daha tahripkardır. Ancak bu: iç muhalefet, yada aralarında çelişki olan dost güçler konumunda olduğu süreçte değil, düşmanlaştığı süreçte böyledir. Her çelişki, her farklılık, her muhalefet yada farklı farklı örgütlenmeler içinde olmak düşman olmak de ildir. Düşmanlık; ideolojik–politik örgütsel ve pratik halk düş mantığı olduğunda, halkın çıkarlarına zarar verdiğinde söz konusu edilebilir. Aksine: ideolojik–politik farklılığa, ayrı örgütlenmeler bulunmasına rağmen bu düşmanlık içeriğinde olmadığı sürece ideolojik olarak o yönü bulunsa ve ileride bu yönünün gelişme ihtimali olsa dahi bu güçleri halk saflarındaki güçler olarak görmek, çelişkileri barışçıl yöntemlerle çözmek ve olabildiğince ortak hareket etmek gerekmektedir.

PKK ise, varolan farklılığı dönem dönem düşmanca karşıtlık olarak ele almakta ve düşmanca yöntemlere başvurmaktadır. Kuruluşundan beri bu böyledir. Kendini güçlü hissettiğinde, eğer diğer güçleri kuyruğuna takamamışsa, alanın tek hakimi olmaya yönelmiş, dost güçlere karşı da şiddeti bir yol olarak kullanmıştır.

Dost güçler arasındaki çelişkilerde Devrimci Sol DK’nın mantığıyla PKK Apo’nun mantığı aynı şekilde işlemekledir. Kendisinden olmayan yada kuyruğuna yamanmayan kendisine karşıdır ve susturulmalı, sindirilmelidir. Bu ortaklık kır ve şehir küçük burjuvazisinin ideolojik ortaklığından dolayı böyle olmaktadır.

Son günlerde geliştirilen akıl almaz olaylara bakın. Geçmişte nasıl KUK’çular şiddetle yok edilme noktasına getirilmişse, bugün Dersim’de TKP/ML TİKKO’nun, TDKP’nin, Devrimci Solun ve diğer devrimci yapılanmaların üzerine aynı anlayışla gidilmektedir. TDKPlilerin öldürülmesi üzerine ARGK’nın yaptığı açıklama inandırıcılıktan fersah fersah uzaktır. DS DK’nın, daha önce Gazi Mahallesinde iki devrimcinin öldürülmesi üzerine yaptığı, “onlar tuzak kurup bize saldırdılar, çıkan çatışmada öldüler” açıklamasını bugün PKK, TDKP’lilerin katledilmesi üzerine yapmaktadır.

Bölgeden gelen bilgilere göre PKK; Dersim’deki diğer sol güçleri silmeye, Özgür Gündem dışındaki sol/sosyalist basında dahil yayınların bölgeye girmesini engellemeye, okulların kapatılmasına vb. karar vermiş ve bunu gerçekleştirmek için saldırılarını hızlandırmıştır. Söylemde “çalışmayı biz de istemiyoruz” açıklamaları tepkileri törpülemek içindir, samimiyet derecesi azdır… PKK bunu bilmek zorundadır; eğer şiddet her şeyi çözseydi geçmişin faşist diktatörlükleri hep yaşıyor olurduk. Halk üzerinde estirilen şiddete “haklı şiddet” diyemeyeceğimize göre bunu savunmanın yada kılıfına uydurmanın mantığı yoktur. Nitekim Dersim halkı bunu PKK’yada göstermeye başlamıştır, gösterecektir de. Halka ve devrimci güçlere yönelik saldırıları protesto etmek için Tunceli, Pülümür, Ovacık ve Hozat’ta kepenkleri kapatmış, protesto yürüyüşleri yapmıştır. Öğrenciler ve öğretmenler okullara gitmemiştir. Bu PKK’ya bir uyarı olmalı, bir zamanlar Apo’nun kendi insanları için söylediği gibi “eline silahı alınca kendini şaşırmamalıdır.” Dersim halkının tepkisinin “nasıl faşizmin baskılarına karşı direniyorsak, PKK’nın baskılarına karşı da aynı şekilde direnelim” boyutunda olduğunu görmelidir. Böyle bir durumda “biz o halka gösteririz” mantığı vahim bir mantıktır ve sonunda sahibine zarar verecektir. Halkın “TIKKO bizi silahlandırsın PKK’ya karşı savaşalım istemi PKK için olduğu kadar TKP/ML TİKKO için de dikkatle yaklaşması gereken bir noktadır. Dost bir kuvvet, bir bütün olarak (niteliğini belirleyecek düzeyde) halk düşmanı konumuna oturmamışsa, zaman zaman düştüğü bu kon um karşısında esas olarak kazanıcı almak gerekiyor. Halkın tepkisi de bu nitelikte bir rotaya sokulmak zorundadır. Aksi taktirde olumsuz sonuçlar doğacak ve bu da faşizmin işine yarayacaktır.

Olay üzerine TKP/ML TİKKO’nun PKK ile üst düzeyde görüşme kararı alıp harekete geçmesi olumlu bir girişimdir. Herkes bu girişimin sağlıklı ve halkın çıkarını, birliğini güçlendirici şekilde sonuçlanmasının üzerine düşeni yapmak zorundadır.

Konuyu geçerken bir noktayı daha belirtmemiz gerekiyor. Okurlarımız Özgür Gündem gazetesini sıkça tek yanlılık nedeniyle eleştirdiğimizi bilirler. Dersimdeki olaylar üzerine bir kez daha eleştirilmesi gerekiyor. Biz, Özgür Gelecek olarak olaylar üzerine bir basın açıklaması yaptık ve Devrimci–demokrat kamuoyuna Provokasyon ortamı yaratılmamasına dikkat ederek tavır alması” çağrısında bulunduk. Özgür Gündem, sadece “Provokasyon ortamı yaratılmamasına dikkat edilmesi gerektiğini belirtti”ğimizi yazarak çağrımızı topallaştırdı ve esasta “aman bir şey yapmayın provokasyon olur” demişiz gibi bir tavır yarattı. Bu doğru değildir. Şiddete karşı çıkarak olayın teşhiri yapılmalı, her yerde halka anlatılmalı, karşı çıkılması sağlanmalıdır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: