Ubeydullah Efendi’nin İstanbul’a Döneceği Söylentisi Jön Türkleri Tedirgin Etmişti

Ubeydullah Efendi’nin İstanbul’a Döneceği Söylentisi Jön Türkleri Tedirgin Etmişti

 

1906 senesi Temmuzunda Paris’te bulunan yeni şahsiyetler içinde Ubeydullah Efendi de bulunuyordu. Ubeydullah Efendi’nin İstanbul’a döneceğine dair ortaya çıkan yanlış haberler bazı zevatı endişeye düşürmüştü. O zatlardan birisi Brüksel’de bulunan S.. Bey’di S.. Bey Paris’e yazdığı bir mektubunda diyordu ki:

“… Ubeydullah Efendi’nin İstanbul’a avdeti şayiasındaki musibete bir de İstanbul’dan beklenilen mektup gelmeyecek olursa, hacaleti ender hacalet olacağı şüphesizdir. Artık bendeniz bir diyar-ı meçhule şedd-i rahletmekten başka bir çare tasavvur edemem… Şu satırları yazarken bir telgraf geldi, Ubeydullah Efendi Paris’e muvasalat etmiş ve Otel Canlon’a nazil olmuş, mealindedir. Büyük bir nefes aldım. İnşallah intizar olunan mektupta gelir, aleyhtarlarımızın güfte ve gularini bilffiil tekzip etmiş oluruz. Ubeydullah Efendi’nin teamül-ü azimeti ve ondan mütevellit düşmanların çevirdikleri entrika bendenizi fena halde düşündürmekte idi. Hamdolsun o da bertaraf oldu.”

Paris’e muvasalatnden on ay sonra, Mayıs 1907’de, Terakki ve İttihat Cemiyeti tarafından Ubeydullah Efendi’ye Girit Kadılığı’nı kabul etmesi teklif olunmuştu. Bu maksatla kendisini Paris’te oturmakta olduğu Rue de Grenelle’de 195 numaralı hanede ziyaret eden zat Ubeydullah Efendi’yi evinde bulamadığından ziyaretinin sebebini bir karta yazarak bırakmıştı. Ubeydullah Efendi bu karta verdiği cevabında diyordu ki:

“Bıraktığınız kartvizitin üzerine yazdığınız cümlelerden niçin aradığınızı anladım. Bendeniz Paris’e geleli on ay oldu. Geldiğimden beri ayda beş altı yüz frank kazanmakta ve kemal-i refah ve rahat içinde geçinmekteyim. Binaenaleyh Girit Kadılığı’na para için tamah etmekliğime imkan yoktur.

Maamafih şu sözü, bu hizmeti reddetmek için söylemiyorum. Evvela müsaade buyurunuz da hakkımda ibraz buyurduğunuz hissiyat-ı hayırhahaneye ve teveccüh-ü alicenabaneye teşekkür edeyim. Bendenizin kadılığa iktidar ve istihkakım sizin hüsn-ü nazarınızdan ibarettir. Bu hüsn-ü nazardan dolayı cidden iftihar eder ve kendimi size minnettar bilirim.

Saniyen şurası kat’iyen malumunuz olsun ki dünyada aksayı emelim birinci derecede mensup olduğum Türk milletine, ikinci derecede Müslümanlara ve üçüncü derecede insanlara müfit olmanın yolunu bulmaktır. Girit Kadılığı gibi bir hizmet fikrimce muvaffakıyetli netice verecek olsa, hem Türklüğe, hem Müslümanlığa, hem de insanlığa nafi olmak için o vazifeyi kabul ederdim. Ben o neticenin husulünden emin olsam, iki yüz frank değil, iki kuruş verseler yine giderim. Binaenaleyh teklif buyurduğunuz hizmeti reddetmiyorum. Kabul etmek için bazı şartlar koymak isterim. Şu halde mülakatınızı arzu ederim. Bera-yı mülakat benim size gelmekliğim iktiza ederse de, sinnime ve görüp gösterdiğiniz kadılık istihkakına mağrur olarak teşrifinizi istida edeceğim.”

Yorum Yap »

You must be logged in to post a comment.

error: Content is protected !!