Zirvedeki Dilek Taşı

Zirvedeki Dilek Taşı

Mayıs ayının sonlarıydı. Yesevî Türbesinin Müdürü dostum Temirhan “çok kıymetli bir ressamın Türkistan’da bulunduğunu ve Ahmet Yesevî Üniversitesinin Kültür Merkezi’nde eserlerini sergilemek istediğini” söylediğinde, bu ressamın bizi nerelere götürebileceğini tahmin etmemiz güçtü.
Temirhan’la konuşmamızın ardından yarım saat geçmemişti ki, ressam Kültür Merkezine gelmişti bile. Başında beyaz bir takke vardı; gömleği pantolonu hatta ayakkabıları bile beyazdı. Başka bir şehirde garip karşılanabilecek bu giyim tarzının, Türkistan’a, Ahmet Yesevî’yi ziyarete gelen Kazaklar için anlamını bildiğimden yadırgamamıştım. Herkes değil ama Türkistan’a ziyarete gelen Kazakların çoğu, kadınlı erkekli böyle giyinirlerdi. Halk tarafından Türkistan ikinci Kabe, Yesevî ziyareti yarım hac olarak telakki edildiğinden, hac ibadeti sırasında beyazlar giyildiği için onlar da böyle giyinirlerdi. Belli ki, orta yaşlı da olsa misafirimiz, Kazak törelerini bilen ve yaşayan biriydi. Fizyonomisi, dudaklarının kenarından aşağıya doğru sarkmış ince bıyıklı, esmer tenli tipik bir Kazaktı.
Adının, Abay olduğunu söyledi. Türkistan’daki vakti sınırlıydı; bizim de salonumuz müsaitti ve hemen resim sergisinin organizasyonuna başladık.
İki gün sonra sergiyi açtığımızda resimlerin, bugüne kadar pek rastlanmayan tarzda olduğunu görerek şaşırmıştım. Ressam Abay Mirza, resimlerinde “bazı Kur’an surelerinin ve kutsal mekanların kendisinde bıraktığı izlenimleri resmetmeye çalıştığını” söylüyordu. Almatı’da bir kulüp açtığını ve buraya devam edenlerin kısa bir süre sonra aynı tarzda resim çizdiklerini anlatıyordu. Üstelik bu kişilerin evvelden resim eğitimi almalarının da gerekmediğini söylüyordu. İnanması güç bu iddiasını, çok geçmeden bize ispatladı: Sergiyi gezen 8 – 9 yaşlarında iki öğrenci ile bir gün meşgul olduktan sonra, çocuklar da Abay Mirza tarzında resimler çizmeye başlamışlardı.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: