MUHSİN BAŞKAN Tarikât ve Cemaât ilişkileri.

MUHSİN BAŞKAN Tarikât ve Cemât ilişkileri.

Muhsin Yazıcıoğlu Türk islâm medeniyeti ihyâ ve inşâ mücâdelesi veren bir liderdi. Dolasıyla;

Siyasi ve sosyal mücadelesi bu eksende olan birinin yakınlık duyacağı tarikat veya cemaat yapısı bu yaklaşıma uyumlu olması normal bir durumdur.

Burada” farklı düşüncede olmak rahmetlinin siyasi ve sosyal meselelerdeki durduğu noktaya haksızlık etmek” olur.

Kendisinin Tarikat ve Cemaat yapılarını partilerin arka bahçesi ve oy deposu gibi bakışa sıcak bakmadığını bilenlerdenim.

İnsanlarımızın maneviyatının geliştirilmesi ve zenginleştirilmesinde bu yapıları önemserdi.

Türk insanının “birliği ve dirliğinde”çok etkin katkı yaptıklarına inanıyordu.

Buralarla olan ilişkilerini şeyh mürid ilişkisi gibi ifade etmek doğru değildir.

Rahmetlinin bu yapılara yaklaşımı onların yaptıkları hizmetlere sebeple onlara muhabbet ve hürmet ifâdesinden öte bir durum değildir.

12 eylül öncesi ve sonrası kederde ve sevinçde birlikte olduğu manevi şahsiyetler öncelikle şunlardır.

1 ) Cemal BÖLÜCEK

sivas şarkışlada lisede başlayan üniversiteye kadar devam eden ülkü ocakları başkanlıkları süresinde devam eden çile ve ızdırabında da hep yanında olan sürekli manevi katkılarda bulunan birisidir.

2) Yozgatlı Şeyh Ahmet Efendi.

Üniversite dönemlerinde başlayan tanışıklık yüreğinde sıcak bir ilgi duyduğunu değişik zamanlarda iştişareler ettiğini söylerdi.

Taha Akyol ve Yasin Hatipoğlu gibi isimlerinde bulunduğu dergahın lideriydi.

3) Kastamonulu M. Feyzi PAMUKÇU

“Zaman ehl i sünnet itikâdına hanefi mezhebine
Türk milliyetçiliğine nusret etme” vaktidir. Diyen;

Mahkemeler süresisinçe her daim kara günlerde müridleriyle yaraların sarılmasına katkı sunan birisidir.

Ayrıca

Alparslan TÜRKEŞ’DEN başlayarak bir çoğunun ziyaret ettiği


Ahmet Kayıhan DEDE’dir. Mamak/Ankara

“Cezaevi çıkışı sonrası tarikât ve Cemât yapılarının tamamına yakınına ziyaretler yapmışdır.”

Bir çok ziyaretinde yanında oldum bu ziyaretlerinde insanlarımızın inançların yaşatılmasında yaptıkları katkılara şükrânlarını ifade etmek bazende siyasi sosyal dini konularda görüşmeler yapmaktı.

Bu ziyaretleri tamamen “dua ve iştişare meşveret” eksenliydi.

Bunlardan hiç birinin bilenen anlamda asla müridi değildi.

Muhsin BAŞKAN’ı kendi bulundukları yapıya ilişkilendirerek konuyu diğerleriyle tartışmaya dönüştürüldüğünü uzunca zamandır görüyor olmam nedeniyle şahitliklerimi yazmak mecburiyetinde kaldım.

O gittiği hiç bir KAPIYI istismâr etmedi.

Lütfen sizlerde onu İSTİSMÂR ETMEYİN.

Bulunduğunuz kapıların doğru insanları olun.

Faruk Menderes İMAMOĞLU

error: Content is protected !!